Haleb Yolunda

28 Mart of 2011 by

20 Şubat 2009, Haleb, Suriye

Mir ve Sania ile beraber Homs’a doğru yola düştük yeniden. Yolda uyumuşuz. Otobüs garaja girerken uyandığımızda tekrar geçmiş olduğum yerlerden birinde yeniden olmak tanıdık, bildik bir duygunun beni sarmasına neden oldu…

Sania ve ben Haleb’e, Mir’de Hama’ya geçme niyetinde. Garajda felafel* yiyip biletleri aldık. Bekliyoruz. Mir ile ayrılacak olmanın hüznü sarıyor beni. Ne de güzel bir arkadaşlığımız oldu, Mısır’dan bu yana yollarda beraberiz. Sevindiğim şey Mir`in Türkiye’ye geliyor oluşu. Tekrar görüşecek oluşumuz…

Ayrıldık. Sania ile beraber Haleb yolundayız. Otobüs çok kalabalık, içerisi çok fazla havasız ve de sıcak. Bir an önce yolun bitmesi isteği duyuyorum ama biliyorum yol 4 saate yakın sürecek. Uyuma çabam sonuç vermiyor, kâh kitap okuyor, kâh müzik dinliyorum. Ne kadar keyifsiz de olsa bulunduğum anda olma niyetim geliyor aklıma…

Otobüs geçerken yine yolların, yaşamların içinden bana çağrı yapıyor sanki benim de geçmekte olduğumu hatırlatıyor, aklım takılmaksızın, orda kalmaksızın…

Etrafımda insanlar, yanımda yolu benimkiyle birleşen bir yolcu olduğu halde zihnimde o çok anlamlı  bulduğum ifade beliriveriyor; “Rüzgâr geçtiği yerin kokusunu taşır, herkes bulunduğu yerin kokusunu taşır, gök kubbenin veya rüzgârların…”

İstediğim bu; geçip gitmekte olduğum, bir süreliğine kaldığım yerlerin kokusunu, tadını, derinliğini, yüzeydekileri, her şeyiyle hissetmek, bende bıraktığı izleri ve etkileri içselleştirmek. Kokusunu, tadını, renkleri unutmaksızın…

Ve otobüs Haleb Garajı’na giriyor. Yolculuğumun bu ilk ve son durağında olmak değişik. İlk girişte bu şehri çok hissedememiş olduğumun farkındayım. Bildiğim bir şey varsa buradan bu şehri içime sindirmeden ve hissetmeden ayrılmayacak oluşumdur. Haleb bu sefer son durak olmaya yenilmeyecek. Sokaklarında dolaşmadan, insanlarını hissetmeden buradan ayrılmayacağım…

Bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasındaki o ince farkı çok güzel anlatan o büyük usta Halil Cibran’ın insanlarla ilgili söylediği bir başka şeyi hatırlıyorum; “Yeryüzünde var olan bütün insan yüzlerini görmek istiyorum…”

*Felafel; nohut ezmesiyle yapılan, yağda kızartılan köfte görünümdeki bir tür geleneksel yiyecek.

Previous:

Halid’in Çadırı

Next:

Tablonun ve Zamanın İçinde

You may also like

Post a new comment