Halil Cibran

27 Kasım of 2010 by

Dün bütün gece Halil Cibran`ın sevdiği kadına yazdığı ‘Aşk Mektupları’ adlı kitabı okudum; mektuplaştığı ama hayatı boyunca hiç görüşmediği bu kadına karşı kelimelerindeki saygı, hürmet, adanmışlık ve karşıya doğru yürüme isteğini dizginleyerek coşkuyu kelimelere hapsetmesinin içinde büyüttüğü derin hüznü hissettim. Yani yaşanmamışlık; bunun üzerine düşündüm. Deneyimler yoluyla yaşamak mı yoksa onların desteğine ihtiyaç duymaksızın içinde yaşatmak mı? Belki de böyle bir ikilik yoktu. Ya da vardı da bir yerde yollar birleşiyordu. Biri diğerine götürüyor, taşıyordu insanı.

Bunun bir handikabı var aslında; içinde yaşadığın şeyi büyütmek; hem sorunları hem de güzel duyguları. Sonuçta her ikisi de yaşanmayı bekliyor sanki… Ve bu yüzden de insan dışardan içeriye doğru yol alan bir sarmalda hareket ediyor. Bu hareketi gerçekleştirirken de deneyimlere ihtiyaç duyuyor. Deneyimler yani yaşanmışlık onu varlığının derinliklerine ulaşması için bir araç gibi. O araç önyargılar ve şartlanmışlıklarla bazen bozuluyor ve duruyor. Diğer tarafta insanın kendini varlığının daha yükseklerine doğru düşlemesiyle birlikte iç dünyasının derinliklerine girişi ve ilerleyişi ile var oluşun bilinmeyen doğasına yaptığı derin dalışlar var! Bu an ise yanında sadece bilgiyi istiyor. Sadece bilgi ve onun süzülmesi için gereken sessizlik!

Aklıma Cibran`ın evinde olduğum o an geldi; öyle sade ve yalın bir sessizlikti ki o bir yanda kullandığı eşyalar, oturduğu sandalye, ateş yaktığı yer, diğer yanda orda öylece otururken bir anlık ta olsa hayatının içine girdiğimi hissettiğim o an. Ve mezarı başında onunla konuşurken O’na söylediğim şey; “sendeki şey ile bendeki birleşsin.” Ne de olsa her birimiz bir diğerinin öbür parçası değil miyiz? Ulaştıklarımızsa var oluşun bütünlüğüne yazılıyor. O anda onun var oluşunun önünde saygıyla eğildim. Derin hüznüne bir parça sevinç bırakmak isterken!

Ve kendi içimdeki hüznü düşündüm; hüznünün ağırlığı karşısında ona doğru sevinçle dolup dolup taşmak istedim…

 

Next:

Babadağ’dan Bir Kuş Gibi

You may also like

Post a new comment