Hayatın Anlamı Nedir?

04 Ocak of 2011 by

Uzun yıllardır sorarım bu soruyu kendime… Nedir hayatın anlamı? Bazen cevabını bulurum. Bazen bulamam. Bazen beğenirim verdiğim cevabı. Bazen beğenmem… Son zamanlarda bir karara vardım. Son kararım mıdır  bilemem ama şimdilik kararım ‘Kendini geliştirmek.’

İşte bu düşüncelerle gittim çiftliğe. Çiftlikte zeytin toplama mevsimi… Sabahtan akşama tarlada zeytin topluyoruz. Akşamları hep beraber yemek yiyoruz. Yemekte ekipten biri demesin mi… Arkadaşlar sizce hayatın anlamı nedir? Yaklaşık 15 kişiyiz. Kalabalığız. Herkes fikrini söylemeye başladı. Soruyu soranın cevabı hazır. Arkadaşlar dedi… Bence hayatın anlamı ‘toplamak…’  Zeytin topluyoruz, anı topluyoruz, arkadaş topluyoruz, hep bir şeyler topluyoruz. Tamam, mantıklı konuşuyor ama ikna olmuyorum.

Ertesi sabah gene zeytin ‘topluyoruz.’ Zeytin toplamak öyle başka işlere benzemiyor. Kutsal bir yanı var. Belirli bir ritüeli var. Hepimizi filozofa çeviriyor. O zaman hikâyeye baştan başlamak lazım diye düşünüyorum.

Zeytinle ilgili her türlü bilgiyi araştırmaya başlıyorum. Ve karşıma zeytin ağacı efsanesi çıkıyor. Efsaneye göre MÖ 17. yüzyılda bugünkü Atina kuruluyor. Fakat şehre isim bulmak gerekiyor. Tanrıların babası Zeus yeni kurulacak olan şehre isim koymak için tanrılar meclisini topluyor. Bu şehre en değerli hediyeyi getiren tanrının ismini bu şehre vereceğini söylüyor. Deniz tanrısı Poseidon denizden savaşta çok işe yarayacağına inandığı bir at çıkarıyor.

Bilim tanrısı Athene aşıladığı bir yabani zeytin ağacını şehre getirip ve armağan ediyor. Bu ağaç meyve verecek, insanlar da bunu yiyecek. Bu meyveden çıkarılan yağ karanlık geceleri aydınlatacak, aynı zamanda yemeklik yağ olarak mutfakların baş tacı olacak. Bu ağaç yarışı kazanarak akropolise dikilir, şehre ise bilim tanrısı Athene’nin adı verilir. Eski Yunan’da zeytin ağacı kutsal olup salonları süslermiş. Zeytin ağacını kesen veya zarar veren mahkeme önüne çıkarılır ve ölüme mahkûm edilirmiş.

Bu efsaneyi bilmeden bile zeytinler hepimizi büyülüyor. Tarlaya zeytin toplamaya öyle istekle gidiyoruz ki… Anlatılamaz bir heyecan hepimizi sarıyor. Başlıyoruz şevkle çalışmaya…

Zeytin toplamak için belirli aşamalar var. Önce zeytin ağacının dibine düşenleri toplamak gerekiyor. Buna dip zeytini toplamak diyoruz. Ayrı çuvallanıyor. Bazen ikili topluyoruz. Bazen ağacın her tarafından girişiyoruz toplamaya. Bazen de yan yana sıra oluyoruz, yol boyu topluyoruz. İşte dip zeytini toplarken manzaralar.

Dipteki zeytini toplayınca sıra ‘ağaca yazmaya’ geliyor. Ağacı yazmak yerel bir tabir. Ağacın altına büyük bir örtü seriyoruz. Örtüye de yazgı diyorlar. Yazgı dediğimiz çuval kumaşından yapılmış örtü. Çok büyük. Bayağıda ağır. Boşken bile ağır. İki üç kişi beraber anca taşıyoruz. Güzelce ağacın etrafını yaygıyla yazıyoruz. Ondan sonra güçlü kuvvetli olanlar başlıyorlar dalları değnekle dürtmeye. Onlar dürttükçe zeytinler dallarıyla beraber yazgının üstünde birikmeye başlıyor.

Ağacın dallarını dürtme işi bitince birkaç kişi yaygıdaki zeytinleri dallarından ayırıyoruz. Ama kabaca ayırıyoruz. İnce ayırma işini elekle yapıcaz zaten.

Elekle de zeytinde kalan son dalları yaprakları temizleyip, çuvallıyoruz. Zeytinler artık yağhaneye gitmeye hazır hale geliyor. Zeytinyağı olmaya doğru adım adım ilerliyorlar… Tabi bu arada o kadar insan habire konuşuyoruz. Şarkılar söylüyoruz. Mola veriyoruz. Biraz daha şarkı söylüyoruz. Zeytin toplama işi bitince nasıl bir kutlama yapacağımızı konuşuyoruz… Bu zeytinyağı çok muhabbetli olacak benden söylemesi…

Birde on yaşın altı ağaçlar var. Onları sopalarla dürtmüyoruz. Elle toplama yapıyoruz. Ya da tırmıkla topluyoruz. Biz en çok ağaçtan zeytin toplamayı seviyoruz. Dallara dokunuyorsun. Ağaca tırmanıyorsun. Ağacın üst dallarındaki zeytine ulaşmaya çalışıyorsun. Çok zevkli oluyor…

Bu arada zeytin toplamak için hayatımda ilk defa ağaca çıkıyorum. Bir sürü poz veriyorum. Bir süreliğine zeytin toplamayı falan unutuyorum. Kimi arkadaşlar yüksekteki dallara yetişmek için tırmığını uzatacak keşiflerde bulunuyor… Çok eğleniyoruz. Çok gülüyoruz. Bu zeytinyağını yiyen kesin kahkahalarla gülecek… 

Gün boyu tarlada olunca ilginç karelerde ortaya çıkıyor… Eşeğiyle geçen de oluyor… Oğlağını besleyen de… Kuş yuvası da görüyorsun… Ağaç dalında kuşu da…

Zeytin toplama dönemi yaklaşık bir ay sürüyor. Ekip sürekli değişiyor… Dönüşüyor… Ama benim kafama en çok zeytinler kazınıyor. Hem de kucak dolusu zeytinler kazınıyor…

Ahh birde zeytinyağını yerseniz. Bayılırsınız. Her gün yiyorum. Her gün yiyorum. Yine de doyamıyorum. Ha hayatın anlamı ne mi oldu? Ehhh bu yazıdan sonra olsa olsa zeytin olur. Zeytinyağı olur…

Çiftlik ve çiftlikte yapılan işlerle ilgili yazımın ikinci bölümünü de burada kapatıyorum.

Sağlıcakla,

Yazı ve fotoğraflar: Anette Inselberg

Previous:

Yolculuk

Next:

‘Olimpos’ Diye Bir Yer Yok

You may also like

  • 24 Şub

    Şaman

    Özgür Yazılar

    Gecenin sabaha erdiği noktadayım, gölgeler uzuyor yollarda. Ekmek derdinde insanlar sorgusuz, koşturmacalarda. Metropol, sarı-kırmızı akan ...

  • 20 Oca

    Duruş

    Özgür Yazılar

    Bu fotoğrafı Göynük Akşemsettin Şenlikleri’nde çektim. Kalabalıklar içerisinde uyuz ama bir o kadar da sevimli ...

  • 04 Ara

    Doğa ve Kültür Tutkunlarına Merhaba!

    Özgür Yazılar

    Dünyada, Anadolu kadar ilginç, zengin ve gizemli bir kara parçasının olduğunu sanmıyorum. Mutlaka çok güzel ...

  • 02 Eyl

    Artık Ben De Söyledim

    Özgür Yazılar

    İçeriden çıtır çıtır sesler geliyor. Tavanda kırmızı alacalı yansımalar.  Güğümdeki suyun sabrı zorlanmış. Şaşmaz aralıklarla ...

Post a new comment