Hayvanlar Konuşamaz Ama… – 2 –

17 Eylül of 2011 by

Onu yanlış bir yere bağlamış olduğum günden bir ay sonrası… Geçirdiği kaza sonucu ayağı kangrene döndü. Veteriner uyutulmasının onun için en iyi yol olduğunu söylediğinde hayatını elinden alıp alma kararının bana ait olmadığını düşündüm o an…

Ve dönüp yüzüne baktım ve sordum ona. Cevabı ‘evet’ ise üç kere başını öne eğmesini istedim. Değerli Eşek Zülfikar, değerli arkadaşım üç kere başını öne eğdi. İnanamadım. Ve uyutulduğu o an. Orda değildim. Göremedim. Duramadım. Dayanamadım… Suçluyum. Kendimi hala suçlu hissediyorum. Ve hep suçlu hissedeceğim…

Yavruydu. Kardeşleriyle beraber oynadığı güzel günler sonrası köpek istemeyen bir tesiste olması nedeni ile bir arkadaşımdan onu bana getirmesini rica ettim. Yüzlerce kilometre yolu geldi ve ormanın içinde ama tek başına, kardeşlerinden ayrı benimle birlikte yaşamaya başladı. Birlikte yürüyüşler yapıyor, oyunlar oynuyorduk. Beni seviyor, bana güveniyordu. Bir gün bir yere gitmem gerekti. Evden ayrılırken istemeye istemeye onu bağlamak istedim. Şöyle bir yüzüme baktı ve şok oldu. Hareketleri çok korkmuş ve durumdan rahatsız olmuş bir şekilde garipleşti. Bağlamaktan vazgeçtim ve komşulara emanet ederek, önüne yeteri kadar yiyecek de koyarak oradan ayrıldım. Beş gün sonra döndüğümde yoktu.

Bu onu ikinci bırakışımdı. İlk bırakışımda dönmüş ve onu bahçede oynarken bulmuştum. İkincisinde çok seslenmeme rağmen ondan bir işaret göremedim.  Korkmuştum. Aradım, seslendim, yoktu. Huzursuzluğum tüm enerjimi alıp götürmüştü. Halsizleşince kıvrıldığım yerde uyuyakalmışım. Rüyama girdi. Ağzında bir zincir tutuyordu ve bana bakıyordu. ‘Ben sana gelemiyorum, sen bana gel’ diyor gibiydi. Uyandım hemen. Aramaya devam ettim. Aradan dört gün geçti. Yağmurlar yağdı. Gün geceye döndü. Gece güne… Yoktu. Merdivenleri inerken bir koku duyduğum o ana dek. Merdivenin altında çok küçük bir alanda kenara sıkışmış kalmış bir şekilde ölüsünü buldum. Hemen yanındaki kutu onu görmemi engellemişti. Yine de her yere bakıp evimin merdiveninin altına bakmamış olduğuma inanamadım. Ağzı açıktı. Gözleri korku içindeydi. Yıkılmış kalmıştım. O an yaşadığım üzüntüyü kelimelerle ifade edemem…

Çocuğum. Bir arkadaşım sincap hediye etti. Bir kafeste bakıyordum ona. Daha o zamanlar bunun ne kadar yanlış bir şey olduğunun ayardında olmadığım zamanlar… Evde kedi de vardı. İkisinin karşılaşmamasına özen gösteriyordum. Bir gün evden yarım saatliğine ayrılmam gerekti. Odaya kapattım onu. Serbestti ve evdekilere tembihledim. Kapıyı açmamaları için. Döndüğümde kapı açıktı. O önde kedi arkada koşuyorlardı. Tam kapıdan ayağımı attım ki kedi onu kaptı. Hemen müdahale edip kurtardım. Kalbi öyle hızlı atıyordu ki geçirdiği şoktan ölecek sandım. O hengâmede kuyruğu da kopmuştu. Ama hayati anlamda bir şeyi yoktu. Tam bir hafta korku içinde yaşadı. Sürekli ishal durumundaydı. Veteriner ilaç verdi ama ölmesine engel olamadı. Yaşadığı korku onu öldürmüştü…

Bir tarladayım. Kocaman bir kayaya adımımı atar atmaz bir yılanla karşı karşıya geldim. İkimiz de şaşırmış önce ne yapacağımızı bilememiş halde gibiydik. Kafası havadaydı. Birbirimize anlık baktık ve o soldan ben sağdan yolumuza devam ettik.

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

 

 

Previous:

Hayvanlar Konuşamaz Ama…

Next:

Beyaz Kuğu

You may also like

Post a new comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.