HAYYAM’IN İZİNDE-4

09 Ağustos of 2011 by

06.08.2011-KATMANDU

”Yolda iken korku bizi terk etmez. Korku bizi terk ettiğinde ise çoktan yoldan çıkmış oluruz.” demişti bana Hayyam, adını hatırlamadığım bir zamanda. Yol boyunca aklıma getirmesemde uçağımız alana indiğinde şimşek gibi çakan bu sözler, üzerimize saldıran nepalli taksicilerle daha da bir anlam kazandı. Bir noktadan sonra herşey yüzyıllar öncesine dönmüştü zaten. Denizde aylarca yol alıpta ticaret için fakir bir limana yanaşan Ceneviz bandıralı bir gemiden inen kodoman tüccarlar gibi hissettirmişlerdi bana kendimi. Bununla karşılaşacağımızı bilmemize rağmen bu durum beni derinden yaraladı. Dinsel, dilsel, kültürel ve yaşamsal anlamda iki farklı milliyetin ortak noktasının ‘insanlık’ olması gerekirken şuan bu noktada ‘para’ idi. Aslında değilmidir ki binlerce yıl önce aramızdaki bu farklılığı yaratan  ‘bu benim’ diyen o hain adam.

Düşüncelerle yorulan beynim, aşina olmadığım bir dildeki anlamsız sözcüklerle yoğrulmaya başladığı anda Naba ile tanıştık. Daha öncesinde sanal ortamda sadece muhabbet ettiğimiz bu güleryüzlü güzel insan bizi almaya gelmişti. Bunu yapacağını bilmiyordum. Sadece geleceğimiz günü söylemiştim ona. Herşeyden önce şuan tek istediğim bizi bu güruhtan alıp kurtarmasıydı. Evet , güvenmeyebilirdik ama kalacağımız yere bizi getirdiğinde(kathmandunun en güzel yerlerinden biri olduğunu gördüğümüz bu hostel; yeşillikler içinde, sakin ,huzurlu, güvenli, çalışanıyla, bizim gibi kalan turistleriyle ve bu konforu olabildiğince ucuza sağlamasıyla) en doğru kararı verdiğimizi daha o an anladık. Bir bakıma içimdeki korku bizi doğru yola götürmüştü.

Kathmanduya ilk girişteki kötü düşüncelerimden biran önce sıyrılıp kendimi halkın arasına , çamurlu yollara atmak istiyordum. Herkesin yerleşmesini bekledikten sonra küçük bir öğrenim turu atmaya başladık;

Fikrimizin olmadığı bir dine mensup binlerce insan, sağdan direksiyonlu minik Suziki araçlar, olmayan trafik lambalarından dolayı kaos içindeki yollar, kornayı keşfeden nepalliler (yerlilerin daha 50 metre uzaktan ister yolunun üzerinde  olsun ister olmasın önünde duran herkese korna çalmak suretiyle yaptığı eylem, bunu herkesin yaptığını düşünürsek zaman zaman korkutucu boyutlara ulaşabilmekte.) sokak satıcıları, sokak kasapları, sokak dişçileri, sokak berberleri, sokak manavları, her dükkan sanki en az 200 yıllık pis, kir ve is içinde. Dikkatimi çeken birşey var; herşeye rağmen öylesine güler yüzlülerki, ilk izlenimimdeki fikirler tamamen değişmiş durumda. Şuan içimdeki o sıcaklığı hala atamıyorum, sadece bize değil kendilerine karşı da oldukça saygılı ve güleryüzlüler. budist inancından olsa gerek diye düşünüyorum. bunu çözmek için daha fazla aralarına karışmalıyım.

Zamanın nasıl aktığını hissedemeyecek kadar etkisine almıştı Katmandu bizi. Acıktığımızı bile farkedemedik. Tam güzel manzaralı bir restorant bulup geleneksel nepal yemeklerini yemek üzereyken aklımıza gelmeyen gerçekle yüzyüze geldik; muson yağmuru. Aniden fındık kadar büyüklükte damlalarla bastırmış, dakikalar içinde heryeri seller götürmüştü. Manzaramızdan olduk ama yemeklerimizden asla. Oldukça doyurucu ve herkesi memnun eden yemeklerden sonra yorgun olduğumuz ve altyapı ve asfaltı olmayan yolların çamur deryası içinde kalmasını fırsat bilerek gecenin geri kalanını otelde geçirmek üzere geri döndük ve herkes gördüklerini hazmetmek üzere kendi içine çekildi.

 

 

Previous:

İstanbul – Sharjah – Kathmandu

Next:

Kathmandu

You may also like

Post a new comment