Hiç Varmış

05 Temmuz of 2011 by

Hiç varmış, hep yokmuş. Yaşama kullanan çokmuş. Kayıp zaman izinde, kabak kemani içinde. Develer hip – hopçu, pireler kuaför iken, ben annemin pusetini tıngır mıngır sürer iken…

Aksakal, boz sakal. Yüzde oyuklara saklanmış yok sakal. Ben ki kasap olsam, sallayamam satırı. Nalbant olsam hele nallayamam katırı. 40 katır ile 40 satır arasında kalsam, seçemem uzaktan sayıları.

Hamama girsem gözüm arar natırı. Nadan olan bilebilir mi ahbap hatırı? Ya da: Nadan ile sohbet güçtür bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline lafını. Sudan geldim, tahtaya sindim. Ansızın ne göreyim: Emine Hanım konyak içmiş, karyolada yatıyor.

El ettim, göz ettim, söz ettim. Nihayetinde yüz ettim kendime ve yüzüne baktım. Karyoladan ayıldı Emine Hanım. Çıktık birlikte yola. Ne sağa bakabildik, ne sola. İzimiz çıktı boylu boyunca ufka. Gide gide sevdalandık Kaf Dağı’nın ardına.

Sevdada ne ileri gidebildik, ne geri. Şimdiyse masal başlıyor gel beri…       

Yazı: Nerime Balcı, fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

‘Mazeretler’

Next:

Yaşamayı Sevmek Üzerine

You may also like

Post a new comment