Himalaya

30 Mayıs of 2011 by

Dharamsala, 29 Ekim’06

Tsechokling Manastırı, Tibet’de ilk olarak 14. yüzyılda kurulmuş. Çin’in özgür düşünceye, inançlara, saygıya olan müdahalesi nedeniyle kapatılan, yakılan, yıkılan birçok manastır gibi o da kapılarını kapatmak zorunda bırakılmış. Birçokları gibi Dharamsala’da var olmaya devam ediyor.

Manastırlar aynı zamanda bir çeşit okul; öğrenme ve uygulama yerleri. Diğer okullardan farkıysa öğrenilenlerin birebir uygulanması ve disiplinli bir yaşam şekline dönüştürülmesi. Başlarında Lama* Nema var.

Sabah gündoğumundan hemen sonra başlayan Puja törenleri için ben de salondaki yerimi aldım. Sesler farklı zamanlarda rahiplerin ağzından çıkıyor. Biri başlarken bir diğerinin az sonra katılması ortaya bir müzik gibi dökülüyor. İçimden gelen bir ses benim de gırtlağımdan aralarına katılıyor. Sesin bu derece kalın çıkması insanı rahatlatıyor. Ritüellerin insanın ruhunu beslediğini okuduğum kitaplardan biliyorum ama ilk defa tadıyorum aslında ne anlama geldiğini. Biliyorum ki minik bir tadış bu.

Bugünkü Puja töreninden sonra kaplardaki suyu değiştirmelerine yardım ettim. Tören sonrasında rahiplerin teker teker çıkmasını izledikten sonra. İçerisi boşaldığında yapılan ritüelin titreşimleri hala daha odada hissettiriyordu kendisini. Bu hissedişi sevdim.

Dışarıya çıktığımda herkesin bir işi, bir görevi olduğunu düşündüm. Benim yoktu. Benim işim kendi hayatımın sınırlarına dışarıdan bakmak, gördüğüm yaşamlara sadece ve sadece bakmaktı. Yine de zamanımı doldurduğum onca şeyden sonra böylesi bir boşluğa atlamak kendimi boşlukta hissetmeme neden oluyordu. Bazen içim sıkıntıyla doluyor, yaşamda nerde, ne şekilde ve nasıl durduğumu bilemez oluyordum. Garipti, böyle hissetmek. Sonrasında ne olacağını öngöremediğim bir duruma geçmişliğin verdiği hazla, zonklama aynı anda nabzımda atıyor gibiydi…

Kendimi manastırın mutfağının önünde buldum. Öğle yemeği için hazırlık vardı. İçerde oturmuş patates soyan grubu selamladıktan sonra hiçbir şey söylemeden mutfağa girdim. Bir bıçak aldım elime ve patates soymaya başladım. Durumu başlarını eğerek kabul ettiler. Öylece bir süre hiç konuşmadan patates soyduk.

Hava soğuk. Yola çıktığım günden bu yana kış mevsiminde olduğumu ilk defa fark ediyorum. Üşüyorum. Bu bir serzeniş değil aksine güzel. Soğuk olması daha da güzel. Daha zinde hissettiriyor bana. Dağlara yakın ve yukarda olmanın verdiği haz, soğuğun verdiği hazla birleşiyor. Himalayaların eteklerinde olmak. Bu anda bu muhteşem dağa yakın olmak, Barış’ın bir zamanlar Hindistan’dan, Himalayalar’dan bana getirdiği bir kaya parçasını hatırlamama neden oluyor. O kaya parçasını elime aldığımda bir gün oralara gitme hayalim geliyor aklıma ve bu hayali şu an yaşıyor olduğum bu an içimden Barış’a tekrar ve tekrar teşekkür ediyorum; bana başka dünyalara, yaşamlara bakmayı anımsattığı için…

Dharamsala’nın Himalayaların eteklerinde uzanan bir kasaba olduğunu biliyorum. Yine de Himalayaların büyük bir dağ silsilesi olduğunu ve uzunluğunun 2.500 km’yi bulduğunu düşününce afallıyor insan; İndus Vadisi’nden Brahmaputra Vadisi’ne kadar uzanan bir dağ silsilesi…

Himalayalar Sanskritçede ‘kar yatağı’ anlamına geliyor. Orta Asya’nın güneyinde, Keşmir, Pakistan, Hindistan hududunda, İndus dönemecinden Burma’ya kadar bir kavis boyunca uzanan, Pakistan, Hindistan, Tibet, Sıkkım ve Bhutan toprakları üzerinde yer alan dağ toplulukları. Dünyanın en büyük ve en yüksek sıradağları. Asya’nın orta güney kısmında doğu batı doğrultusunda uzanırken dünyanın en yüksek zirvesi Sagarmatha’yı (Everest)da içine alıyor (8850 m).

Tek bir dizi değil, paralel dağ sıraları halinde uzanıyorlar ve böylelikle dünyanın en yüksek ve en büyük dağ engelini meydana getiriyorlar. Bu engel Hindistan’ı Asya’nın kuzeyinden ayırıyor…

Burada ‘Himalaya’ adında bir CD buldum. Rahiplerin de katıldığı enfes bir koro. O kadar çok beğendim ki sürekli onu dinliyorum, bıkmadan ve usanmadan…

* Lama: Rahiplere göre üst düzeylerde bulunan, ruhsal durumu ve sorumlulukları daha gelişmiş öğretmen rahip.

 

 

Previous:

Manastır Günleri

Next:

Mum Işığı

You may also like

Post a new comment