Hindistan’ın Silikon Vadisi…

01 Şubat of 2011 by

Daha evvel de yazdığım gibi tam 8 aydır buradayım ve Karnataka Eyaleti’nin IT kenti olan Bangalore’da yaşıyorum.

Burası geçen yıl koca Asya Kıtası’nın en hızlı büyüyen şehri seçildi. Özellikle teknoloji firmalarının burayı merkez seçmelerinden kaynaklanıyor bu hızlı büyüme.

IBM’in bile dünyada ki ikinci ana merkezi Amerika’dan sonra burası. Tam 57 bin kişi çalışıyor buradaki üslerinde. 3 yıl evvele kadar sadece 3 bin kişi ile başlamışlar, inanılmaz bir büyüme değil mi?

Dell, Lenovo, Microsoft, Intel, Wipro, Infosys, Toshiba, Samsung gibi son derece gelişmiş ve büyük firmalardan bahsetmiyorum bile. Burası Hindistan’ın en gelişmiş bölgelerinden biri. Buna rağmen her büyük şehirde olduğu gibi dezavantajları çok. Son derece kalabalıklar bir kere, nereye gitseniz, en ücra köşesine bile kaçmaya kalksanız mutlaka kuş uçmaz kervan geçmez yollarda bile insana rastlamanız mümkün. Ne de olsa nüfusları neredeyse 1,5 milyara yakın. Sadece Bangalore’un nüfusu bile neredeyse İstanbul’un nüfusuna eşit ve İstanbul dünyanın en büyük kentlerinden biri.

Trafik ise İstanbul trafiğini özletecek durumda. Trafik kurallarına gelince kesinlikle herhangi bir kural olmadığı gibi, korna çalmak en başta gelen enstrümanları arasında. Duruyorlar korna, gidiyorlar korna, geçiyorlar korna, bakıyorlar korna, hatta bazı büyük arabaların arkasında “lütfen korna çalınız” diye yazılar bile var. Suç oranı da bu yüzden giderek yükseltmekte. Eskiden yılda bir cinayet vakaları görülürken, maalesef bu oran son yıllarda özellikle hızlı gelişim süreciyle aynı oranda daha da artmış durumda.

Bangalore ucuz bir şehir olmasına rağmen, son derece şık ve pahalı yerleri de yok değil. Sadece 10 dolara kalabileceğiniz yerler bulabileceğiniz gibi aynı zamanda geceliği 300 dolardan başlayan saraydan bozma muhteşem bir odada geceleme seçeneğiniz var. Sadece1 dolara – 50 rupee – akşam yemeği yiyebileceğiniz gibi 60-70 dolara da muhteşem bir açık büfe alabileceğiniz oteller ve restorantlar da mevcut.

Burası gerçekten Avrupai kafeleri ve değişik menüler barındıran, son derece değişik dekore edilmiş restorantları ile bilinen bir şehir olmasına rağmen, maalesef gece hayatı denilen bir şey yok burada. Saat 11.00 gibi her yer kapanıyor. Restorantlar, barlar biraz tolerans gösterip 12.00’ye kadar kalsalar bile müzik sesini kesinlikle kapatmak zorunda kalıyorlar. Müzik ve dans Hint kültürünün büyük bir parçası olmasına rağmen Bangalore’da dans etmek yasak. Yanlış duymadınız, burada ki her eyaletin ayrı bir hükümeti olmasından kaynaklanan ve özellikle buradaki hükümeti temsil edenlerin daha çok konservatif olmasından ileri gelen sebepten dolayı Bangalore’da dans etmek kurallara aykırı. Bu yüzden herhangi bir disko ya da dans kulübüne rastlayamıyorsunuz. Tabi ki gizlice yürütülen bazı kulüpler mevcut ama onlarda polise korkunç meblağlarda rüşvet vermek durumunda. Hatta bazı restorantlar tek tek müşterilerine gidip kulaklarına isterlerse kalabileceklerini saat 11.00’den sonra orasının disko haline geleceğini söylüyor ama bu büyük bir risk tabi ki. Dansın neden yasak olduğuna gelince; 3 yıl evvel buradaki toplam 869 politik partilerden ve en büyüklerden biri olan BJP, Hindutva (http://hindutva.org/contents.html) adı verdikleri bir akım başlattı. Bu akım daha çok Hindistan kültürü ve geçmişiyle duyulması gereken gurur ve saygı yaratmayı temsil ediyordu. Batı dünyasından uzaklaşmayı amaçlayan son derece asil bir amaçları vardı. Lakin daha sonra Bangalore yönetiminde ki hükümette ki konservatif kişilerin sayısı artınca, pub ve kulüp kültürünün bu akıma son derece ters olduklarını iddia edip, bu tip yerlere saldırmaya başladılar. Son iki yıldır da bu şehirde dans kanun dişi sayılmaya başlandı. Alkollü bir yer açmak isteyenlere dikkat; ruhsat için minimum bir 6 – 7 ay beklemeniz gerekiyor. Bu arada kaçılmaz olarak ödeyeceğiniz rüşvetleri de hesaplamanız gerekiyor. Çünkü burada sadece polise değil, kâğıtlarınızın uğradığı her yere rüşvet vermeniz gerekiyor. Yolsuzluklar buranın her hükümetinde almış başını gitmiş durumda.

Bangalore son derece değişik bir yer olmasına rağmen, görülmeye değecek fazla yeri yok. Şehir bir kaç tane eski hükümet binası, yine hükümet kütüphanesi, Bangalore Sarayı, Lal Bagh Botanik Bahçesi, Cubban Parkı, en ünlüsü Ishkon Tapınağı dâhil olmak üzere bir kaç tapınak ve alışverişin merkezi olan Ticaret Sokağı (aynı bizim Karaköy gibi) ve en bilinen caddesi MG – Mathama Gandi- Road’dan ibaret. Bunun dışında bir kaç müzesini ziyaret edebilirsiniz.

Bangalore aynı zamanda tüm dünyaca bilinen ve hemen hemen tüm dünyada öğretilen ‘Art Of Living’ın ana merkezi.  Yaşayan Guru’lardan biri olan ‘Sri Sri Ravi Shankar’ın’ yaklaşık 20 küsur yıl evvel başlatmış olduğu ve halen önderliğini yaptığı AOL’ın merkezi ve meşhur Lotus Çiçeği Tapınağı’nın da bulunduğu Ashram Kannakapura yolu üzerinde. Tapınak o kadar büyük ve bu kurs Guru’su ile o kadar meşhur ki, bununla ilgili tüm ilanları, billboard ve afişleri çok uzaktan görmeye başlıyorsunuz. ‘Ashram’ dedikleri tüm ruhani ve ruhsal yolculuğa çıkmış insanların toplandığı, kaldıkları bir çeşit yer ya da otel diyebilirsiniz. Genelde son derece büyük, yemyeşil ve şehirden uzakta oluyorlar. Ancak bu daha sonra anlatılacak apayrı bir hikâye olduğu için buna daha sonraki günlerde kaldığım yerden devam ederim.

Kısaca Bangalore bu anlattıklarımdan ibaret. Eğer bana sorarsanız ve eğer bir Hindistan turu düşünüyorsanız, Bangalore’u kolaylıkla es geçebilirsiniz. Çünkü Hindistan o kadar büyük bir ülke ve  görmeye değer yüzlerce şehirden mevcut ki, buraya gelmemekle pek bir şey kaçırmış sayılmazsınız.

Previous:

Bence Hindistan’ın Gerçek Işıkları ve Geleceği; Kadınları ve Çocukları

Next:

Hintlilerin En Yanlış Bilinen Yönleri

You may also like

Post a new comment