İnceburun Feneri

25 Aralık of 2010 by

1863 yılında yapılan İnceburun Feneri, Türkiye’nin en kuzey noktası. Sinop İli’nin Karadeniz’e uzanan ucunda, 42° 06′ kuzey enlemi ve 34° 58′ doğu boylamında yer alır. Burun, katılaşmış lav ve aglomeralardan oluşur. Üst Kretase (tebeşir) Dönemi’nde (Kretase Dönemi, y. 136 – 65 milyon yıl önce) ait volkanik yüzeyde lavlar, aglomeralara oranla daha geniş yer tutar.

Lavlar, sütun biçiminde ve çok çatlamış bazaltlardan oluşur. Bazaltlar ve aralarındaki aglomeralar bu kesimde genellikle kuzey ve kuzeybatıya doğru tabakalı biçimde bir eğim gösterir.

Dik falezli kıyılarla çevrilen İnceburun’un açığında bulunan ve aynı volkanik kayaçlardan oluşan Tavşan Adası, küçük bir kaya parçasıdır ve en kuzey nokta orasıdır. Burna en yakın köy Kurtkuyusu Mezrası’dır. Köyün önünden başlayıp, kuzeye, İnceburun’a gidersek, oradan doğuya dönüp kıyıdan Başkaya Burnu’na, ardından güneydoğuya dönüp kıyıyı Hamsilos’a kadar takip edersek kıyının kayalık ve girintili çıkıntılı olduğunu görürüz. Hatta Hamsilos’un başında yüksek kayalar olması nedeniyle herkes burayı Türkiye’nin tek fiyordu olarak bilir ama bunun doğru olduğu söylenemez. İnceburun’da deniz yüzeyinden 38 metre yükseklikte inşa edilmiş bir deniz feneri vardır. Sinop il merkezine 19 kilometre uzaklıktadır.

Deniz feneri sevdası başladıktan sonra tam üç yıl boyunca değişik zamanlarda Türkiye’de bulunan deniz fenerlerini gezip fotoğraflamaya başladım. Artık çektiğim fenerlerin bir belgesel haline gelip gelecek nesillere aktarmam gerektiğine inanarak ‘KARANLIĞIN SESSİZ TANIKLARI’ adlı kitabımı yazmaya başladım. Bu kitapta hem bekçisi olan fenerlerin tarihçeleri, hem de ülkemizin tüm kıyılarında bulunan fenerler, çakarlar, ışıldaklar ve şamandıraların fotoğrafları yer alacak.

4 – 19 Eylül 2009 tarihleri arasında 4 bin km yol yapıp Karadeniz’de bulunan tüm fenerlerin fotoğraflarını çektim. İçlerinden en etkilendiklerimden biri de Türkiye’nin en kuzey ucunda bulunan Sinop Feneri oldu. Akliman’da çekim yaparken Akliman mesire yeri işletme sahipleri bizi ağırladı ve mutlaka günbatımını İnceburun’da çekmemizi önerdi. Bir gece de bizi misafir edeceğini söyleyince heyecanlı çekim süreci başladı. Saat 15.00’ten 22.00’ye kadar inanılmaz keyifli bir çekim oldu. Çünkü burada güneş bir başka batıyormuş gerçekten. Fenerin etrafında dört dönüp heyecanla çekim yaparken fener bekçisi ve ailesi içerdeydi ve saatler boyunca çıkmalarını bekledim. Ancak ne yazık ki kafalarını bile uzatmadılar dışarı. Oysa çok uç bir noktadaydık ve oraya yılda kaç kişi giderdi ki?

 

Gelen kişilerle bir sohbet etseler ne kaybederlerdi? Manzaranın eşsiz tadını çıkarırken bir yandan da heyecanla çekim yapıyordum çünkü her saat başka bir güzellik alıyordu fener ve fenerin havası. Hiç ayrılmak istemiyordum ama serin olmaya ve acıkmaya başlamıştım. Yavaş yavaş veda etme saati geldi. Ama içimde hep fener bekçisi ve ailesinin hayatının gizemi kaldı.

Previous:

Bafra Feneri

Next:

Aliağa, Dikili, Foça

You may also like

Post a new comment