Kar Tanelerinin Huzurla Dansı

22 Aralık of 2010 by

Her yol umudu barındırır içinde. Kilometreler uzadıkça otobüs camı ortağıdır hayallerin. Her zaman keyif almışımdır otobüs yolculuklarından. Camdan dışarı seyre dalarken sevdiğim müzikler eşliğinde, kendime dönerim yüzümü, uzayan yollara ve düşlere… Benzer bir yol serüveni olsa da Yuvacık’a uzanan yol, onu diğerlerinden ayıran bir yanı vardı: İçimde büyüttüğüm heyecan…

İzmir Otogarı’nda başlayan otobüs macerası, keyifli bir yolculuğun habercisi gibiydi. İzmir – İzmit arası ilk yolculuğumdu bu. Heyecana bir de merak eklenince son durağa bir an önce varma hissinin de önüne geçemiyor insan. Gece 23.35’te başlayan yolculuk, karın bize kötü sürpriziyle ara verdi. Gece 02.00 sularında İzmir – Balıkesir yolu üzerindeki Saklı Vadi’nin bulunduğu mevkide bir anda tıkanan yol, tüm uyarılara rağmen yola hazırlıksız çıkanların da neticesiydi nihayetinde. Gecenin yerini gündüze bıraktığı saatlerde hala yol alamamıştık. Telefon trafiği, yol durumuyla ilgili alınan haberler, çeşitli söylentiler… Yaklaşık 7 saat süren bekleme süresinin ardından yavaş da olsa yol almaya başladık. Susurluk’tan sonra açılan yol, yeniden güldürdü yüzümüzü ve geç de olsa sorunsuz bir yolculuğun ardından Yuvacık…

İzmit’e 20 kilometre mesafede yer alan Yuvacık, doğal güzellikleri ve zengin su kaynakları ile olduğu kadar yürüyüş parkurlarına yakınlığı ile de görülmesi gereken yerler arasında. Benim son durağım, bu yürüyüş parkurlarının bir bölümünü de içinde barındıran Karaaslan Kamp Tesisleri. Beni Yuvacık’ta karşılayan değerli dostumun “Tesise gitmek için bizi araçla almaya gelecekler” sözüne, altımızda zaten araba olduğu düşüncesiyle biraz şaşırsam da, Karaaslan Tesisleri’ne vardığımızda ne demek istediğini anlamam uzun sürmedi. Bembeyaz bir doğa harikasıydı karşılayan bizi. Normal bir araçla çıkmanın neredeyse imkânsız olduğu tesis alanına geldiğimde, çevredeki büyüleyici dokuyu ruhumun derinliklerinde hissettim. Tesisin bungalovlarından benim için ayrılan odaya eşyalarımı bırakıp hemen etrafı keşfe başladım. Rehber de iyi olunca, keşif, keyifli bir serüvene dönüştü.

Sedat Karaaslan’ın sahibi olduğu tesis, 1994 yılında kurulmuş. Yuvacık’ta henüz turizmin gelişmediği yıllarda yaşanan sıkıntılı bir sürecin ardından bugün, gelenlerin gülen yüzlerle ayrıldığı bir duruma gelmiş Karaaslan Kamp Tesisi. Önce tesisin restoranında şömine başında, kar manzarası eşliğinde yenen lezzetli bir yemeğin ardından karın önüne geçilemez cazibesi ile dışarıda alıyoruz soluğu. Biz İzmirliler kara hasretizdir. Yağmurlu havalarda azıcık bir beyazlık görsek yağmur damlalarının arasından süzülen, hemen umutlar büyür, “Kara döner mi?” diye… Bu nedenledir ki nerede kar görsek çocuk gibi olur, birçok kişiye anlamsız gelebilecek tepkiler veririz biz İzmirliler. Gecenin ışıltıları ile dans eden kar taneleri, seyrine doyum olmaz bir manzara sunuyor bize. Ama yine de üşütmemek gerek diyerek, tesisin köy kahvesini anımsatan bölümüne geçiyoruz. Sıcak çay eşliğinde, çayın sıcaklığını aratmayan dost sohbeti… Çoğu Rizeli olan tesis ekibi Karadeniz insanının tüm misafirperverliği ile ağırlıyor bizi.

Biten bir günün ardından huzurlu bir uykuya dalarak, yeni bir güne karla açıyoruz gözümüzü. Dışarıdaki cezp edici manzaraya dayanamayıp hemen makineleri alarak başlıyoruz yürümeye. Yürüdükçe doğanın bize armağanı güzellikler bir bir çıkıyor karşımıza. Dizimize kadar kara gömülsek de attığımız her adım yeni bir fotoğraf karesi lezzetinde. Sevgili rehberim, ilerideki nehri işaret ediyor ve hızlı adımlarla takipteyim karşılaşacağım güzelliğin bilinciyle. Nihayet vardığımız nehrin kenarında, bir nehirden öte bir şey gördüğümüz. Beyaza bürünmüş doğanın arasından soğuğa direnerek akan nehir, bırakıp gidemeyeceğiniz türden bir manzara sunuyor. “Anlatılmaz yaşanır” kıvamındaki tüm güzellikler sizi bekliyor kısacası.

Beyaz saflığın simgesidir ya hani, bir de huzuru ekleyin yanına. Yaz aylarında da doğaseverler, trekking meraklıları, yeni yerleri keşfetme sevdalıları için ilk duraklar arasında yer alan tesis, kış aylarında da uğrak yerlerden. Beyaza bürünmüş Yuvacık doğası, insanın içinde huzuru büyütüyor umutlarla arkadaş. Bazı anları anlatmada kelimeler yetersiz kalır, buraya dökülen sözcükler sadece bir yol gösterici ve her fotoğraf karesi bir izlenimin ölümsüz anları. Geriye kalan, tüm bu eşsiz güzellikleri gidip görmeniz için sizleri bekleyen Yuvacık ve tabi ki beni de bekleyen gönlüm orada kalarak geri döndüğüm güzel yer…

Yazı ve Fotoğraflar: Ceyda Adar

Previous:

Abant’ta Kış

Next:

‘Hür İnsan’a Dair

You may also like

Post a new comment