Kars’ta Anı Yakala

20 Aralık of 2017 by

Stres ve koşuşturmanın içinden bir ‘an’ uçup gittik bir hafta sonu. Akrep ve yelkovanın donduğu bu mevsimde, ‘an’, Kars’ın sokaklarında gizli. Zamandan soyutlanıp, tarihin yapraklarından izler taşıyan bu masalımsı kenti görmeyi isterseniz, soğuk gözünüzü korkutmasın. Gezdikçe, unutulmuşluk, tarihin heybetiyle sarmalanmışlık ve insanların yüzlerindeki huzur, iklime inat bir sıcaklıkla içinizi ısıtıyor. Baltık mimarisinin o güzel evleri, kuzeyde bir ülkede, tam olarak Rusya’da geziyormuşsunuz hissi veriyor. Kışın siyah-beyaz olan kentin tarih kokan sokakları özünü koruyor.

Sırlı binalar…
Kars’taki tarihi yapıların neredeyse hepsi 40 yıllık Rus hâkimiyeti döneminden kalma. Rus garnizon şehriyken inşa edilen yapıların üstüne hiç bir ekleme yapılmamış. 93 Harbi’nden sonra Kars’ı savaş tazminatı olarak alan Ruslar, Hollanda’dan getirttikleri mimarlarla Kars ve Sarıkamış’ın şehir planlamasını yapıp, geniş yollar, kaldırımlar, büyük askeri tesis ve resmi binalar inşa etmişler. Sırrı bugün bile çözülemeyen, üzeri fayanslarla kaplı özel ısıtma sistemli binalar şu an valilik, okul, lokanta olarak kullanılıyor. Sanki Ruslar, bütün güçleriyle burayı var etmek için çalışmışlar. Görmeniz, duymanız, hissetmeniz için bekliyor her şey. Truman’ın özgürlüğünü aradığı hayal zamanlarına giden bir kapı gibi. Köşeyi dönünce, sevgilisi karda kaymasın diye zarifçe koluna girmiş kalpaklı bir Rus subayı çıkacak kadar özünü koruyor bütün sokakları.

Operadaki hayalet
Kars Kalesi’nde heyecan verici heybetiyle şehrin üzerinde yükseliyor. Hemen yanından akan Kars Çayı, defalarca talan edilmiş kentin acı tarih resmine ritim tutuyor. Kaleiçi Mahallesi’ndeki 12 Havariler Kilisesi’ndeki 12 taş kabartma, şehrin bitmez tükenmez yeniden inşa serüvenini anlatıyor. Geceyi opera binasında geçirmenin heyecanı ise bambaşka. Cheltikov Otel, Rus yapımı taş bina. Cheltikov Ailesi, 1877-1896 yılları arasında Kars’a yerleşerek kendilerine konak yapıyor. Daha sonra Rus hükümetine devredilen konak, uzun süre opera binası olarak kullanılmış. Rusların gidişinin ardından, sübyan mektebi, askeri ecza deposu, hastane, doğumevi ve hekim evi olarak hizmet veren yapı, 2011 yılında butik otele dönüştürülmüş.

Tren yolculuğu deneyin
Kışın siyah beyaz olan Kars’a, Ankara’dan her akşam 18.00’da hareket eden Doğu Ekspresi’yle yolculuk 24 saat sürüyor. Sivas, Erzincan, Erzurum’dan geçerek ilerleyen tren, Anadolu’nun bağrından kente ulaşıyor. Gece sıcaklığı her zaman Türkiye’nin en düşük seviyesinde olan kente giderken yanınıza en kalın giysilerinizi almayı ihmal etmeyin. Şehirde yılın 8 ayı soba yakılıyor.

Kültür ve sanat
Sinema için doğal plato olan şehirde, Uğur Yücel’in oynadığı ‘Alacakaranlık’ dizisi, Uğur Yücel’in ‘Soğuk’, Tarık Akan’nın başrolde oynadığı, yönetmenliğini Murat Saraçoğlu’nun yaptığı ‘Deli Deli Olma’, Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Güneşi Gördüm’ ve son olarak Reha Erdem’in ‘Kosmos’ adlı filmleri çekildi. Zeki Demirkubuz’un ‘Kader’ filminin finali de Kars’ta geçiyor. Kars’ın sinemayla buluşma köprüsü ise Orhan Pamuk’un ‘Kar’ romanı. Gitmeden Kars için şiir yazan Cemal Süreyya’yı da andıktan sonra, Rus edebiyatının en büyük şairi kabul edilen Aleksandr Puşkin’in Kars’ı çok sevdiğini anımsıyoruz. Çehov’un hikâyelerinde, Gogol’un masallarında anlatıp da bitiremediği Kars, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Beş Şehir’in de geçiyor.

Kars’ın Almanları
Küçük bir halklar bahçesi kent. Bu yönüyle Anadolu’nun geçmişine dönük özlemi… Kürt, Türk, Ermeni, Azeri, Çeçen, Terekeme, Gürcü, Laz dâhil pek çok kökenden insanın kültürünü barındırıyor. Anadolu’daki tek Alman köyüne sahip. Karacaören, merkeze 4 kilometre uzaklıktaki köyü 60 Alman ailesi kurmuş. Şu an sadece tek bir aile kalmış. Almanlar ve Kars’ta yerleşik Malakanlar şehrin Hıristiyan topluluğunu oluşturur. Yazar Ludmila Denisenko ve kardeşi Viladimir’de Karslı. Ermeni yazar, şair Yeghishe Charents, Kars Kalesi’nin altındaki Sukapı Mahallesi’nde doğup büyümüş.



En uzak komşu

Ani, Kars merkezden arabayla 30 dakika uzaklıkta. Ermenistan sınırında, tarihin her sayfasını yaşamış antik bir şehir. En çok yıkılan ve yapılan kentlerden biri. 1045’de Bizans,1064’te Alp Arslan ve 1239’da Moğol yıkımını yaşamış. 1319’teki şiddetli bir depremle yerle bir olmuş. Ermenistan tarafında kurulan taş ocağına rağmen inatla ayakta. Arpaçay, Türkiye ile Ermenistan sınırını oluşturuyor. Çayın içindeki kanyonun derinliklerinde bir kilise kalıntısı göz kırpıyor. İpek Yolu kervanının üzerinden geçtiği köprü dikkat çekiyor. Karşıdaki Ermeni köyü, bir merhaba kadar yakın, aynı zamanda kilometrelerce uzak… Misal, karşı köydeki Saro Teyze, her sabah uyandığında acı bir sancı düğümüyle baktığı Ani’ye gelmek için iki ülkeden geçerek, 750 kilometre yol yapıyor.



Terk edilmiş köşk

Sarıkamış Kayak Merkezi, nadir olan kristal kar üzerinde, sarıçam ormanlarıyla çevrili. Dağın yamacında ve çam ağaçlarının arasında çürümeye terk edilmiş Katerina Köşkü göze çarpıyor. Allahüekber Dağları’na bakan köşk çok zarif bir yapı. Rus çarı 2. Nikola karısı Çariçe Katerina için av köşkü olarak yapmış. Tümüyle ağaçtan, tek bir çivi bile kullanılmadan inşa edilen köşk, askeri komuta merkezi olarak da kullanılmış. 2007 yılına kadar TSK’nin deposu olan köşk, şimdi Kültür Bakanlığı’nın himayesinde ve kraliçeli günlerini özlüyor. Ardahan’da olsa da Kars’a çok daha yakın olan Çıldır Gölü kesinlikle görülmeli. Tamamen buz tutan gölün üzerinde yürümek, ufuk çizgisinin kaybolduğu bir sonsuzluğa yolculuk yapmak, buz altında balık tutmak oldukça keyifli bir deneyim imkânı sunuyor.



Çocukların Kars’ı

Çocukken ‘Bir varmış bir yokmuş’ diye başlayarak okuduğumuz harika masallar gibi Kars. Karın şiir gibi yağdığı, en çok yakıştığı şehir. Masal değil gerçek… Sahip çıkılmayı, ziyaret edilmeyi bekliyor. Birkaç satırla anlatmaya çalıştığımız Kars’ı, yazımıza nokta koyarken, Cemal Süreyya’nın dörtlüğü ile selamlıyoruz:

“Öyle güzel ki ölürüm artık
Beyaz uykusuz uzakta
Kars çocukların da Kars’ı
Ölüleri yağan karda
Donmuş gözlerimin Aras’ı.”

Metin ve fotoğraflar: Mehmet Kızmaz

Previous:

Abant Hiç Bu Kadar Sessiz Olmamıştı…

Next:

Sır

You may also like

  • 14 Nis

    Doğanın İncisi; Sünnet Gölü

    Gezi

    Bahar yağmurlarının toprağa düşmesiyle ortaya çıkan buğulu toprak kokan havada, artık kimler olduğunu yazmadığım dostlarla ...

  • 16 Ağu

    Sadağı Kanyonu Tabiat Parkı’nı Yaşamak

    Gezi

    Kadim Şehir Bursa; tarihi, coğrafyası, kültürel birikimleri, mimari yapıları, camileri, han ve hamamları, bedestenleri ile ...

  • 15 Nis

    Büyükada’da Yazı Karşılamak

    Gezi

    Bostancı İskelesi’nden vapura bindikten birkaç dakika sonra arkanızda küçülen İstanbul’un Anadolu yakası siluetiyle, martların size ...

  • 06 Ağu

    Yeleme

    Gezi

    Can dost Nuray Küçüksümbül’den gelen bir telefonla kendimi Yeleme Köyü’nde buldum. Rakım 1600 metreydi. Ama ...

Post a new comment