Kartal (2) Yer ve Gök…

12 Ocak of 2011 by

Şamanlar aynı zamanda insan olmaktan büyücü olmaya giden o gözle görülemeyen ama dönüşülmesi mümkün olan ancak aklımızla algılayabileceğimiz şekilde anlamamıza imkân vermeyen o yolda yürürler; sonsuzluğa doğru…

Şaman büyücüler kara büyücü ve beyaz büyücü olarak ikiye ayrılır. Kara büyücüler yeraltını, beyaz büyücüler de göksel olanı sembolize eder. Bu sözlerin kısır ve yeteri kadar derinlikten yoksun doğasında anlatılması ve anlaşılması mümkün olmayan bir yaşam ve inanç şeklidir. Zira Şamanlara göre insan iki merkezden hareket eder. Biri aklın merkezinden konuşmaya, anlamaya doğru yol alan algılayıştır. Diğeri de istenç merkezli içinde aklı barındırmayan ama anlayışın büyüdüğü ve düşünmeden kendiliğinden hareketin olduğu başka bir algılayıştır. Bu algılayışın, denklemlerle, akılsal fikir yürütmelerle ve konuşmakla uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. Bu normal algılayışımızla anlaşılması mümkün olmayan ve fenomen düzeyinde kalan bir bilgidir yazık ki! Bu da aslında farklı bir algılayışın söz konusu olduğunu ve bulunduğumuz noktanın hep, hep daha ilerisi olduğunu anlatmaktadır.

Kartal çağrışım yapar; evrenin doğasına ve insanın kendi öz varlığına duyduğu özleme ve özgürlüğüne doğru…

Ortak bir algılayışın, ortak bir zihnin, birbirine benzeyen yaşam şekillerinin ve içgüdüsel bilişlerin imkân vermediği bir kişilik kabuğunun içinde yaşamaya çalışırken bir şeylerin yolunda gitmediğine dair içimizden gelen o his Şaman görücülere* göre Kartal’ın gönderdiği sinyallerdir. Ve bu sinyaller aslında içine itildiğimiz ortak bir zihnin dışında gerçek bir zihne ama kullanılmadığı için de derinlere saklanmış kendi gerçek zihnimize sahip olduğumuz anlamına gelir. İnsan bu sinyalleri algılayan algılayıcılardır. Bizi evrimin o görünmeyen yoluna sokan da algılayışımızdır zaten başka bir şey değil…

Yer kendi varlığımızın karanlık labirentlerinden geçerken kullandığımız yola çağrışım yapar. Gök ise o labirentten çıkıp uçmaya imkân veren yeri çağrıştırır. Şaman görücülere göre insan enerjisi kesinlikle her iki yanı bir diğerine benzemeyen ve tamamen birbirinden ayrı iş gören iki farklı enerjidir. Bir yanımız görünen dünyayı algılarken diğer yanımız ruhsal olana görünmeyene, bilinmeyene ilgi duyar. Bir yanımız her şeyi aklın kabına oturtmaya çalışırken diğeri sezgiyle iş görür. Bir yanımız konuşurken diğer yanımız hisseder. Her ikisi de bir diğerini destekler, aralarındaki uyumsuzluk diğerinin büyümesine öbür tarafın kabuğuna çekilmesine neden olur. Çok konuşan ve düşünen birinin sezgilerinin körelmesi gibi. Ya da çok fazla duygularıyla hareket eden birinin hissettiği dengesizlik gibi…

Evren tıpkı bir soğanı andırır gibi birbiriyle içice geçmiş dünyalardan oluşuyor. Ve bizim içinde bulunduğumuz dünya sadece bunlardan biridir. Ve insan bu dünyaların her biri tıpkı bir tünelmiş gibi düşünülürse bu tünellerden birine bakmaya zorlanır. Ve bu bakış onu sadece o tünele ait olduğunu ve o tünelden başka bir yaşamın olmadığına inandırır. Ve de varlığını o tünele kilitler. Şaman görücüler bu tünelleri ve süregitmekte olan insan yaşamlarını olduğu haliyle enerji olarak algılamışlar ve var olan her şeyin enerji olduğunu ve enerjisel dönüşümler olduğunu keşfetmişlerdir…

Hep birlikte bu dünyayı paylaşıyoruz. Hayvanlar, bitkiler, taşlar, kayalar, var olan her şey; enerjinin farklı biçim almış şekilleri. Her bir oluşumun birbirini desteklediği ve birbirinden ayrı olmadığı ve aslında bir bütünü ifade ettiği şaşmaz bir gerçektir. Hayvanların sadece insanların kullanımına ve yiyeceğine sunulan varlıklar olmadığı, onların da kendi yolculukları olduğu da bir başka gerçektir. Her birinin üzerimizde bıraktığı etki onların evrimimize kattığı bir farkındalıktır, bir hediyedir aynı zamanda…

Yine Şaman görücülere göre evrende farkındalığımızı etkileyen görülmeyen aslında tam da burada aynı yerde bizimle aynı dünyayı paylaşan inorganik varlıklar bulunmaktadır. Onlar da kendi evrim yolculuklarında farklı bir düzlemdedirler. Ve bizim farkımızdadırlar.

Çok önemli bir şey daha var ki o da farkındalığımızı bizden çalmak suretiyle enerjimizi etkileyen bir başka var oluş. Bu var oluş ki algımızı büyüten farkındalığımızı, ortak bir zihnin içinde tutmaya zorlamak suretiyle azaltmaktadır. Bu kap ortak zihindir aynı zamanda. Bazen kendimizi çok zeki hissettiğimiz ve enerjiyle dolduğumuz zamanları hatırlarsak eğer ve o zamanların niyeyse devam etmediğini. Ve Şamanlar onların evrenin bizi sınama araçları olduğunu söylerler. Eğer şaşmaz bir irade ve kararlılıkla hareket edersek yani disiplinle, farkındalığımızı etkileyemiyorlar. Ve yine eğer farkındalığımız büyümeye devam ederse taç çakraya kadar yükseliyor. Bu da bizim insan olmaktan öte bir şeye dönüşmemize doğru giden evrimin bir başka düzlemidir…

Bunların hiçbiri fenomen değil, şaman görücülerin fark ettiği ve farkındalıklarını kullandığı bir düzlemden insanoğluna aktardıkları bilgilerdir. Ve Şaman görücüler bizden ayrı değildir. İçimizde bir şaman uyuyor. Ve kartal da dâhil olmak üzere hayvanlar bu bilgiyi bize an be an hatırlatmaktadırlar…

Bizi var oluşsal aynılığın içinde tutmaya çalışan onca etkiye rağmen…

*Şaman görücü: Evreni olduğu haliyle enerji olarak algılayan, ortak bir zihni kullanmayanı kendi gerçek zihnine ulaşmış, kendi evrim yolculuğunda kendini insan olmanın ötesine taşıyabilmiş varlık…

Previous:

Kartal (1)

Next:

Kartal (3) Ortak Bir Zihin…

You may also like

Post a new comment