Kilimcinin Aracı Zembil

18 Ağustos of 2011 by

Çoğu zaman doğru şeyi yapmak adına, doğru yoldan gitmek adına yolumuzu değiştirir farklı yollara saparız. Farklı şeyler dener, ara sokaklara girer, bazen sıcak sobalara dokunur, bazen o ara sokaklarda güzel çiçekler görür ancak dokunmadan geçeriz.

Amaç bize layık, kendimize uygun gördüğümüz yolda yürümektir. Biz olmaya çalışırız, benliğimize uygun bir yaşam yaşamaya çalışırız, en azından mümkün oldukça. Hayatın bize dediğini değil, bizim doğru bulduğumuzu, düşe kalka yapmaya çalışırız. Yanlış yollara saptığımız da gerisin geri, vakit kaybını önemsemeden geri döneriz; daha fazla çıkmaz sokaklara dalmamak adına.

Güzel kokulu sokaklar ararız, balkonlarında çiçeklerin bulunduğu, mis kokulu sokaklar. Âşıkların rahatça gezdiği, insanların ağzından çirkin sözler çıktığında o sözlerin ‘bip’lendiği, kötü niyetlilerin icraata geçtiğinde kafasına hayali bir oklavanın indiği bir sokak ararız. Böyle bir sokağın var olmadığına inanmamak işime gelmez. Vardır bir yerlerde; belki uzak bir yerde, belki ücra bir köşede, bir kasabada ama olmalıdır. Ben arıyorum, henüz bulamadım. Bulan olursa bana bir mektup uçursun.

Oralarda yaşayanlar içerinde; belki de riyasız, ak dediğinde ak demeye çalışan, kara dediğinde kara demeye çalışan, kelimelerin arkasında farklı şeyler olmayan, bulmaca çözmeye çalışmayacağın bir insan da vardır. Hayatın yoruculuğunun farkında olup, kendini ve çevresini yormak yerine hayatın tadını çıkartmasını bilen, öncelikleri sıradanlığın dışında olan hayali bir kimlik. Aracının zembil olduğu, adının kilimci olduğu… Ben bir mektup yazdım aklımdaki ‘kilimci’ye, ’rüzgâra bırak, ulaştırır’ dediler bıraktım. Eline geçerse onunda, bir şekilde o yolu takip ederek gelecekmiş. Sanırım trafiğe takıldı…

Ben yine de o kimlik için kayıp aranıyor ilanı verdim, henüz bulamadılar hayali polisler, bulunca getireceklermiş. Belki o kasabayı bulunca, onu da orada bulurum kim bilir, bulamasam da canımız sağ olsun hepimizin.

Hayat otobüsümüzün son durağı neresi, ya da kaç saatte son durağa varacak bilemeyiz. Amacım duraklardan doğru insanları alarak, yanlış otobüse binenleri indirmek ki aracın içi kötü kokmasın. Bu hayat bana bahşedildi ise, çevremizdekilere ancak ve ancak hayatımızı süslemeleri için izin vermeliyiz, ‘tü’kakalar ile yargılamaları ya da kirletmeleri için değil. Yanlışlıkla binenler zaten tepelerinde hayali bir alarm ile bindikleri için er ya da geç fark edilir ve arka kapı kendilerine açılır, ’baş baş’ uğurlamaları ile.

Bize ve sevdiklerimize zarar verenlerin yolunun,  bizim rotamız ile kesişmemesi şartı ile değer yargılarımızın elinden bırakmadan güzel kokulu bir yaşam diliyorum hepimize…

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

 

Previous:

Tulum ile Horon Aşkı

You may also like

Post a new comment