Kırılma Noktası

10 Nisan of 2011 by

19 Eylül 2006, Antalya

“Yaşamda birçok yol var. Hangisi bizim yolumuz? Her insan bir dünya ve gördüğümüz, tanık olduğumuz bir sürü hayat var. Aradığımız, üzerinde yürümek istediğimiz yolu ancak kendimiz bulabiliriz. Zira başka yollar, başka insanlar içindir.” Don Juan Matus

Alıp başımı gitme isteğime ket vuramaz hale geldiğim günlerden biriydi. ‘Her şeyi’ bırakıp gitme isteği duyuyordum ve bu beni başka hiçbir şey düşünemez ve hissedemez bir noktaya getirene dek bir nabız gibi zonklamaya devam etti. Hatırlıyorum; ellerimi başımın arasına alışım, yaşamım adına geri dönülemez bir süreci başlatmış olan ilk adımmış meğer!

O gün işe gitmek üzere uyanmış olmama rağmen farklı olacaktı. Yaşamı nefes alamayacak denli sıkıcı buluyor, sigara dumanı ile dolu odalarda, zamanı tüketerek ve bir sonraki anı planlayarak geçen günlere ‘elveda’ demek istiyordum. Pilim bitmişti. O gün işten ayrıldım. Birlikte bir ‘dünya’ kurduğumuz o ‘özel’ paylaşım ile içinde bulunduğum koşulların bana hissettirdikleri arasında kaldım. Bu nedenle de özel bir sevgi ve saygı ile bağlı olduğum evliliğim ‘tek başıma gitme’ isteğime yenildi. Yoğundum, aslında çok yoğundum. Kendimi ‘dik’ tutmaya çalışıyor olsam da içimde ikilemler vardı, korkular vardı. Onları geride bırakmak çok zordu. Yine de bir şey ‘tek başıma’ olmam gerektiğini söyleyip duruyor, başka çıkar yol kalmadığını sürekli yineliyordu. İşaretler vardı; rüyalarım vardı, sezgilerim vardı, hissedişlerim çok açıktı; hepsi de aynı şeyi söylüyordu; ‘tek başına olmam gerektiği’…

Ve bunu hemen yapmak zorundaydım. Ertelemek, geçici çözümler bulmak, kendimi başka şeylerle meşgul etmek istemiyordum. Zaten bunu çok yapmıştım, hissettiklerimin gerçek olup olmadığını, hata olup olmadığını çok düşünmüştüm.  Bu ikileme girmekten başka bir işe yaramıyor, bu gelgitlerse hem beni hem de etrafımdaki insanları çok yoruyordu. Ani bir çıkış ve gidiş olmalıydı. Yoksa belki de hiç çıkamamak da vardı!

Gidip kendime bir sırt çantası almak üzere arabaya bindim. Pasaportumu yeniledim. Vize işlemleri için Ankara otobüsüne atlamak üzere gözlerimde yaş, göğsümde ne yaptığımı çok iyi bilmeden vermiş olduğum bir kararın sancısıyla otogarın yolunu tuttum. Yağmur yağıyordu; yağmur hem içime hem de dışarıya yağıyordu. Sonradan daha iyi anlayacağım üzere bu bir ‘kırılma noktasıydı’; bir daha dönmemek üzere geride bir ‘yaşam’ bırakarak çıktım içimdeki ‘bilinmeyen`e’…

Bazen gitmek gerekir. Bu da o zamanlardan biri. Hangi zamana göre? İçimdeki ses ‘şimdi’ diyor. Bir şeyler değişiyor sanki ve bu değişim her şeyin yıkılmasından sonra gelecek gibi. Öyle hissediyorum. Bu öyle bir hissediş ki nedenlere, nasıllara, nasıl olacaklara düşünerek değil de yaşayarak çözüm bulmamı istiyor.

Zihnimde yolculuğun nasıl olacağına dair hiçbir önyargı yok. Tek hissettiğim ‘deli gibi’ kararlı olduğum. Ve bu bana güç veriyor. İstediğim; kendi nedenlerimle üzülmek, kendi nedenlerimle sevinmek, hiçbir şey yapmak zorunda olmaksızın, hiçbir şey beklemeden geçip gitmek her bir şehrin, insanların, yaşamların içinden; sessizce ve dikkat çekmeden…

İç sesimi dinliyorum, bu yolculuk beni doğduğum, yaşadığım, şartlanmalarına gün geldi yenik düştüğüm, gün geldi direndiğim, gün geldi zaferle çıktığım yaşamın materyalist dünyasından alıp başka bir anlayışa, başka bir bakışa ve belki de seçime götürecek. Her şeye açığım.

Neden Hindistan yolu? Ve neden karayolu? Bu yol, bize dayatılan yaşamın ‘yaşam budur’ dedirten dar anlayışından çıkıp kendi yolunu cesaretle arayan insanların gittiği bir yol. İran, Pakistan ve Hindistan yolu bana göre ‘ruhsal bir yol’.

yol beni de çağırdı. Biliyorum, bunu çok derinlerden gelen bir basınçla hissettim. Yaşamımda ‘bir kırılma noktası’ yaratan çok farklı bir his tarafından kuşatıldım ve o hisse teslim oldum.

Hiçbir zaman sınırlara alışamamış olmak, kendi kendime sığamamış olmak ve tüm ruhumla içinde olamamak yaşamın, beni bu noktaya er ya da geç getirecekti.

Kendimi hiçbir yere ait hissetmiyorum. Ve benim yollara düşüşümün hikâyesi işte böyle başlar.

 

Next:

Ankara

You may also like

Post a new comment