Kral Kobra

26 Haziran of 2011 by

Lumbini, 09 Aralık’06

Bataklıktan ayrıldıktan sonra gitgide daralan bir yolda buldum kendimi. Biraz ilerde gözümün alabildiği kadar uzakta yaşlı bir ağaç, yolun yarısını kaplamıştı. Etrafı izleyerek yavaş yavaş ağaca doğru yürürken, elimde olmadan ürperdim ve bir çığlık atarak gerisin geri koşmaya başlarken buldum kendimi. O an nasıl bir refleks verdiğimin farkında bile değilim.

Kalbim öyle hızlı atıyordu ki gördüğüm şeyin bir Kobra yılanı olduğuna yemin edebilirim. Aynı anda da ayaklarımın üstünde zıplamaya devam ediyor ve dönüp dönüp arkama bakarken acaba bir yerlerde başka kobralar var mı diye bakınıyordum…

Nice sonra yılanın başındaki esmer adamın, bir yılan oynatıcısı olduğunun farkına varınca kendimi toparlayıp çok yavaş adımlarla yılana yaklaşma cesaretini kendimde bulabildim. Adam hiçbir şey olmamış gibi boynunda bir yılan, yerde bir başkası olduğu halde istifini bozmadan oturmaya devam ediyordu. Adamı görünce de biraz ürperdim doğrusu. Çok zayıf ve esmerdi, uzun boyluydu, çok da ciddiydi. Bu da yetmezmiş gibi etrafta kimsecikler yoktu. İlk defa gerçekten bir Kobra yılanı ile karşı karşıya gelmiş olmaktan hem çok korkmuş hem de onu izleme isteğimin önüne geçemeyen bir merakla dolmuştum…

Sonradan fark ettim; sepetin önünde paraların olduğunu. Anladım ki; yılanı izlemiş olmaktan dolayı para ödemem icap ediyordu. Biraz daha yaklaştım, çömeldim ve yılanın hareketlerini, yerde sürünüşünü ve adamın havaya bir şey kaldırmasıyla da dikelip kafasının hemen altını şişirişini izledim. Çok acayipti. Tüylerim diken dikendi. Kim ne derse desin ürperticiydi.

Aradan bir süre daha geçince rahatlamaya başladığımı fark ettim ve yılanların uysal ve yavaş hareketlerinin daha çok ayırtına vardım. Belli ki yılan terbiyecisi tarafından terbiye edilmişlerdi. Burada ormanın içinde özgür değillerdi, sonrasında içten içe üzüldüm, onlar için. Esmer yılan terbiyecisi kafasıyla bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Anladığım oydu ki istersem ona dokunabilecektim. Kafamda birden bir şimşekle birlikte bir korku kıvılcımı çaktı.

Mantığım ve duygularım çarpışıyordu. Kral kobraya dokunmak fikri hem ürpertici hem de şahaneydi. Buna cesaret edip edemeyeceğimi önce bilemedim ama buraya kadar gelip böylesi bir deneyimi es geçmenin de sonrasında bana keşke dedirteceğini adım gibi biliyordum. Yavaş yavaş yaklaştım ve adamın ellerinden yılanı bana doğru uzatışının hipnozuna girdim bir anda. Hala daha nasıl yaptığımı bilmiyorum, yılanı ellerime aldım, her iki elimde bir Kobra tuttuğumun saliseler içinde şokunu yaşadım. İnanılmazdı. Ellerimden kayıp gidiyordu; bir an kafasını kafama doğru gibi uzatır gibi yaptığında ise çığlıklar atarak yılanı yere atıverdim. Bir süre sonra heyecanım birazcık geçer gibi olduğunda o kayıp giden varlığına yeniden dokunma cesaretini bulabildim kendimde ve bu sefer biraz daha uzunca tutabildim. Bu benim için inanılmazdı. Kral kobraya dokunuyordum…

Yılanı elimden bıraktıktan sonra parayı ödedim. Ve arkama baka baka oradan uzaklaştım. Ellerimde hala bana verdiği his, üzerimde bıraktığı etki benimleydi. Sanki ellerimden kayıp gidişi devam ediyor gibiydi. Saatlerce o gün o his, tüm varlığımı etkilemeye devam etti. Kral kobranın ellerime dokunuşu avuçlarımın içinde tüm gün boyunca benimleydi…

 

 

Previous:

Lotus Çiçeği

Next:

Her Şey, Her Şeyin İçinde

You may also like

Post a new comment