Kuklaların Hazin Vedasını Görmeden Gitmek Olmaz

10 Şubat of 2011 by

Hopa’da Satılık Suyumuz YOK!  HES belası Hopa’ya da ulaştı, Hopa’nın içme suyu kaynağı olan Balıklı (Zendit) ve Güneşli (Dzarğina) köyleri arasındaki Güneşli Deresi (Şelale Deresi) üzerine tanınan bir kot markasının şirketi olan ERVA Enerji şirketi tarafından hidroelektrik santrali (HES) kurulmak istenmektedirgirişi ile başlayarak, bu konuda etkinliğin ne zaman olacağı bilgisi ile haber sona eriyor.

Bugün Hopa için, başka gün Loç için, diğer gün İkizdere için, vs vs yerler için bu direnişler. Çıkarsız, menfaatsiz, belki zarar görecekleri direnişler. Bir insanın kendi topraklarını / yurdunu kendini yönetenlere (daha uygun kelimelerim var ve zor tutuyorum, genellikle tutmam ama neyse) karşı koruyor olması ne kadar acı ve ne kadar garip ve içinden çıkılamaz ve insanı boğan bir durum. Bu topraklar bizlerinse, bizlere güzellikler veriyorsa, bizleri biz yapıyor mutlu ediyor, manen nefes aldırıyorsa niye biz onları koruma gereği duymak zorunda kalıyoruz. Bu topraklarda yaşayan hayvan dostlarımız bile inanın bu değerlere bizlerden daha çok sahip çıkıyor, pisliğini temizlemesinden bile pay biçilebilir. Ve bizler ne kadar üstün yaratıklar haline gelmişiz ki bizleri güzelliği ile büyüleyen, mutluluk kaynağımız bu yerlere sahip çıkmıyor, umursamıyoruz. Elimizden kaymasını seyrediyorken en azından utanmasını bilsek, o bile yok. Daha HES’in getiri (o neyse) ve götürülerinin bilincinde olmayan gençlerimiz varken biz neyin direnişi bekliyoruz aslında.

Sadece gereksiz konuşan bir toplum olduk, hayati gereksinmelerimiz dışında düşünmeyen bireylerden ibaret. Gereksiz konuşanların çenelerinin kitlendiği ve konuşamaz olduğu, korkakların bir fareye dönüştüğü, yalancıların bir süreliğine çarpıldığı anları görmek istiyorum, hayali bile keyifli…

‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ mantığındaki, farklı olmanın farklı / güzel giyinmekten ibaret olduğunu sanan, dünyada gereksiz yer kaplayan yaratıkların böyle direniş haberler ile belki bir ihtimal utandığını düşünmek çok mu iyimserlik olur? Maalesef olur. Okumazlar bile, başlığa bakar geçerler. Çünkü hep arkadan konuşmaya, korkaklığa, etrafı gereksiz eleştirmeye alışmış karakterlerdir. Dizi kritiği, son dakika dedikoduları varken, ne gerek var bizi üzecek şeyler ile uğraşmaya yani düşünmeye.

Sonucunu düşünmeden savaşmalı insan, bizlerin gereksiz gördüğü insanların bizler hakkında ne düşüneceğini umursamadan, doğruları ile yürümeli ve savaşmalı. Belki küçük adımlar ile ancak gölgeden korkanlardan korkmadan. Direnişlere katılmak sadece orada bedenen bulunmak değildir; bilinçlenerek, etrafımızı bilinçlendirerek, anlatmaya çalışarak ve bazılarına belki kör değildir umudu ile ayna tutmak da görevimizdir.

Ülke olarak bizi biz yapan yerleri, madde madde yok etmeleri asıl görevleri olan kuklaların elbet gün gelecek ipleri kopacak, ben inanıyorum. Yer çekimi de bizden yana sonuçta. Onlar maddesel olarak en büyük gücün kendilerinden yana olduğu düşünürken, ‘doğa’ denen gücün kuvvetinin farkında değiller. Gün gelecek bir rüzgâr eşliğinde, yer çekiminin de katkısı ile ipleri tek teeek kopacak. Rüzgâr fısıldadı, söz verdi, zamanı gelecek dedi, haberiniz olsun…

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Afacan Mıyız? Yoksa Farklı Pencerelerdeki Birer Kokarca Mı?

Next:

İyi Seyirler Değil De, İyi Oyunlar Dilerim…

You may also like

Post a new comment