Madamın Çığlığı ve Plastik Poşet

31 Ocak of 2011 by

İstanbul’un en işlek yerlerinden biri olan İstiklal Caddesi’nde müdavimi olduğum kitapçıda saatlerimi geçirdiğim güzel bir Pazar öğleden sonrası…

Yüzlerce yazarın milyonlarca harfiyle inşa edilmiş, güzel kelimelerin oluşturduğu binlerce kitap, fondaki müzikten kurtulup aynı sesi fısıldıyor kulağıma: ‘Ben bu rafta durmaktan çok sıkıldım. Beni kurtar buradan, sana anlatacaklarım var.’

Binlercesi içinden çığlığına kulak verip elimde biriktirdiğim 4 – 5 kitapla kasaya doğru ilerlediğimde; kasa görevlisi ve Türkçeyi bozuk bir aksanla konuşan müşteri bayanın tartışmasının tam ortasında buldum kendimi.

Kadın;  ‘Bu bir cinayet!, Bu bir cinayet’ diye bağırıyordu. Kitapların satıldığı nezih bir ortamda ne cinayeti olabilirdi ki…

İlerleyen konuşmalarında Fransız olduğunu anladığım kadın, almakta olduğu 4-5 tane kitabın ayrı ayrı plastik poşetlere konulmasına çok büyük bir şiddetle veryansın ediyordu.

Etrafında ne kadar insan varsa bu çığlığını duyurmak, derdini anlatmak istercesine açılmış iri iri yeşil gözlerle bakıyordu.

Yanına sokuldum. Hiçbir şey söylemedim, sadece o konuştu:Bu plastik poşetler var ya bunlar doğa da kaybolmuyorlar. Yüzyıllarca süre doğamızın ve soluduğumuz oksijenin dengesini bozuyor. En yüksek derece de kanserojen bu plastik poşetlerde. Bunu elinize almak, plastik poşetlerinize hayatınızda bir yer vermek başlı başına bir cinayet… Lütfen kendinizin ve sevdiklerinizin, doğamızın ve aldığımız nefesin katili olmayın.’

Haksızda değil hani madam ismini halen bilmediğim. İsmini bilmek önemli değil, söylediklerini anlamış durumdayım.

Plastik poşetin,  eskiden kalma ve kulaktan dolma zararlarının bilmenin ve buna rağmen hiçbir uygulama yapmama tembelliğimi ve bu utanılası ezberi madam sayesinde bozmuş oldum…

Artık gittiğim bir dükkândan plastik poşet almıyorum. Tüm aldığım ürünleri bir poşete doldurmak çözümüne de karşıyım. Plastik poşet kullanmıyorum.

O mağazada mevcut ise aldığım ürünler kâğıt ambalaja sarılsın ya da konulsun… Eğer yoksa da yanımda götürdüğüm çantama koyuyorum, taş attım da kolum mu yoruldu sanki…

İsmini hiçbirimiz bilmesek ve bilmeyecek olsak da madamın çığlığına kulak verin ve plastik poşetlerden geri dönmeksizin boşanın.

‘Plastik Poşet Cinayeti’ne bir DUR deyin…

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Problem Çözen Adam Penelman ve Problem Çalgı Vuvuzela

Next:

Kanser ve Konser

You may also like

Post a new comment