Manisa Çaldağ’da Bir Doğa Katliamı; Birçok Örnekleri Gibi…

27 Kasım of 2010 by

Doğa haykırıyorken acısını, kulaklarını tıkamak ne kadar adilce… Ve bir idam mahkûmu gibi herkesin gözü önünde geri sayım çoktan başlamışken ve her günü işkence görerek geçerken belki de idamını beklemeyecek…

Gözlerimiz hep ileriye bakıp, gözbebeklerimiz nefes almaya bir şeyleri görmeye çalışırken, göz kapaklarımız yerçekimi kuvvetine yenik düşüyor ve kapanıyor.

Görmek lazım artık; bir tarafta ciddi bir savaş var ve bu savaş bir bencillik uğruna değil hepimiz için, ancak diğer tarafta ‘ben’ için yaşayan insanlar. Biraz gözlerimizi açsak ‘ben’in dışında bir dünya olduğunu görsek ve küçük adımlar atsak. Belki bunu yapınca kendi küçük sorunlarımızı, bizim için her daim büyük olan şu sorunlarımızı, unutmuş oluruz. Önümüze bakıp hep önümüzde olanları görmek yerine uzaklara etrafımıza bakıp, çevremizle ilgilenip kendimizi unutmak daha güzel olmaz mı?

Camı açıp kendi kokumuzdan çok diğer kokuları koklasak ve nefes alsak. Uzaklar hep uzak ve zor gelir. Hep bahaneler barındırır içinde. Oturup kalkmayana her şey zor ve uzak gelir. Başkaları için kalktığımızda kendimiz için de kalkmış oluruz, başkaları için nefes aldığımızda biz de nefes almış oluruz. Bir şeyler yapmak lazım diyerek beynimizi yememiz, beynimizin içinde ağırlık oluşturmamız lazım. Ve artık öyle bir noktaya getirmemiz lazım ki, bu düşünce bizden öte elimizden tutarak bizi koşturmalı peşinde. İşte o zaman bakın ne sorunumuz kalır ne derdimiz.

Hayatı yaşamak bu ise eğer, peki… Seçiminiz bu ise eğer, peki… Çoğumuzun spor niyeti ile gittiği, zaman geçirdiği sevgili doğa ve barındırdıkları; sırf laf ola beri gele cümlelerimizde olmamalı. Belki bir dostunuzu korur gibi korumalısınız, belki çocuğunuzu korur gibi, küçük adımlar ile belki ama korumalısınız… Birkaç gün evvel bir arkadaşım ile konuştum ki kendisi yaşamının büyük kısmını doğanın içinde geçirmiş sadece son dönemlerde kaçabildiği kadarı ile doğaya, dağlara kaçan bir arkadaş. Teknik olarak, bilgi olarak tam donanımlı her şeyi biliyor. Teknikte sorun yok, niyette sorun yok ancak ve ancak sahip çıkmak farklı bir şey. ‘Doğa için bişey desem’ dediğimde, ‘bişeyler yapmak lazım’ dediğimde yine karşıma aynı mantık çıktı. ‘Sen doğaya kaç, kendin için, mutlu olmak için, ne çabası vs vs vs’…Bende ayaklanma çıkartalım demiyorum ki… Kaçın doğaya ancak zarar vermeyin ama bundan öte zarar verenlerin kelimeler ile kafalarını uçurun, inanın çok zevkli. Koklayın doğayı, her yöre her yayla farklı kokar. Palovit Yaylası o kadar güzel kokar ki…

Bir bir elimizden alınıp parçalanırken topraklarımız, ülkemiz; siz dertleriniz ile uğraşa durun… Ayakta dimdik durup haykırmak ve hak edenlerin kellelerini uçurmak kelimelerin ağırlığı ile darma duman etmek. Bunlar sizinde hayatta dimdik durmanız için bir bahane. Ancak sizin elinize bir sopa alıp doğayı parçalamak daha kolayınıza geliyor, o sopayı bunu yapanlara sallamak yerine.

Nefes alamıyorum diyorsunuz birçoğunuz hayatın getirdikleri ile. Ancak siz camları açmıyorsunuz, camı açıp uzaklara bakmıyorsunuz, camı açıp uzakta duran can dostlarımız ile konuşmuyorsunuz, gözleriniz bile yeter konuşmaya ancak onların gözlerinin içine bakmıyorsunuz. Emin olun bizler topraklarımızı, can dostlarımızı korumaz, hayatta durmamız için onlardan yardım almaz isek; hem onlar hem biz yok oluruz. At gözlüklerimizi bir kenara bırakalım.

Aynada kendinize bakmak ve kendiniz ile didişmek yerine camı açıp uzaklara bakın ve koklayın…

 

Next:

Amaç Mutasyona Uğramamak, Herkese ve Her Şeye Rağmen

You may also like

Post a new comment