Marakes

19 Aralık of 2010 by

17 Mayıs

Afrika’nınAfrika’nın nasıl bir diyar olduğunu Cebelitarık üzerinden uçarken az çok hissetmiştim. Nitekim Tanger üzerinden Afrika kıtasına girdiğimizden beri çocukluğumuzun coğrafi haritalarındaki gibi, kırmızı bir ülke vardı altımızda.

Djema el Fna Meydanı’na adımımı atar atmaz havada asılı kırk baharat kokusunu ayrı ayrı almak mümkün diye düşündüm. Geniş meydanı çevreleyen alçak yapıların duvarlarına çarpıp bölgeye dağılan kırk bin sesi ayrıştırmak da… Yılancının kaval sesi, satıcıların bağrışları, çalan yöre müziğinin ritimleri, masal anlatıcısı kadının cümleleri, pişirilen gıdaların enfes kokularıyla birlikte bu masal diyarından semaya katılıyordu.
 
 
Curcunalı bu meydana adımımı attığımda seyahate çıkmadan önce sildiğim düzenli hayatımın son izleri de silindi gitti. Bu çılgın Araplarla bu kadar baş döndürücü ses, renk ve koku ile hayatın masal taraflarını yaşamak, duyu organlarımın her daim bayram etmesi demekti. Nitekim bu beyaz cübbeli, kalın dudaklı, cilveli, kara gözlü, renkli fesli masal kahramanlarının arasına adım atar atmaz, maceraya başlamış oldum. Burada yaşam, tüm doğaçlamalığıyla, dikkatli olmayı da gerektiriyor. Misal; eteklerini dolamış bir genç kadın, motosikletiyle tıpkı bir yaya gibi kalabalığa daldığında, etten kemikten kalabalığın içinde zikzaklar çizerek ilerleyebilir ve kendinize dikkat etmeniz gerekir ki bu da burada hızla alışmanız gereken şeylerden birisidir. Her yörenin tarihine ve coğrafi konumuna göre bir kişiliği, karakteri olduğu için bazı yerlerde hiç ihmal edilmeyen şeylerin bazı yerlerde hiç önemsenmemesi mümkün.
 
 
Turistler yılancılarla fotoğraf çektiriyordu, bir anda kucağıma atlayıveren maymun, yan yana yürüdüğüm arkadaşımın sigarasını ağzından çekip aldı, bir iki çiğnedi, beğenmeyip geri tükürdü. Boynu, sahibinin çektiği tasmadan yara olmuştu. Nitekim sahibi maymunu aynı hızla geri çekti ve başka yere gittiler. Ben de diğer performansçılara yöneldim. Performansçı diyorum çünkü bu insanlar yılancısı olsun, masal anlatıcısı olsun, su satmaktansa eski sucu kıyafetleriyle turistlerin fotoğraf çekmesine izin vererek para kazanan sucular olsun, hepsi bir olay sergileyerek buradaki ambiyansı destekliyorlardı.
 
 
Fas’tan oldukça etkilendim. Çılgın Araplar pazarın her yerini kuşatıyor ve bütün dilleri biliyorlar. Ama kendi dillerinin seslerini verirken adeta birer artistler.
 
 
 
 
 

Next:

Zagora

You may also like

  • 19 Ara

    Marakes

    Fas / Özlem Dikel

    17 Mayıs Afrika’nınAfrika’nın nasıl bir diyar olduğunu Cebelitarık üzerinden uçarken az çok hissetmiştim. Nitekim Tanger ...

  • 23 Ara

    Son Gün

    Fas / Özlem Dikel

    21 Mayıs Bu gün son gün. Marakeş Havaalanı’ndan kalkacak olan öğleden sonraki uçuşumuza gidebilmek için ...

  • 20 Ara

    Zagora

    Fas / Özlem Dikel

    18 Mayıs Fas’a geldiğimin ikinci günü. Sanırım yedi saattir tanrıların yontmuş olduğu, uçsuz bucaksız ve ...

  • 21 Ara

    Marakes’e Dönüş

    Fas / Özlem Dikel

    19 Mayıs Sabah 6 da kalktık, sıcağa kalmamak için en iyi yol. Çadırımızın önüne kurulan ...

Post a new comment