Meditasyon

06 Haziran of 2011 by

Bhagsu, Dharamsala, 08 Kasım’06

Sabah oda arkadaşımın alarmıyla uyandım. Yüzümü yıkadım. Dişlerimi fırçaladım ve sabah meditasyonuna katılmak üzere gompaya doğru yürümeye başladım. İçeriye girdiğimde herkes yerini hemen hemen almıştı. Minderime oturdum ve bağdaş kurdum. Linda’nın gong sesine dokunmasıyla sessizlik başladı. 15 dakika kadar öylece kaldık ta ki gong sesini yeniden duyana dek.

Sonrasında kahvaltı için sıradaki yerimi almıştım bile. Kahvaltıda bal, tereyağı, çorba, el yapımı ekmek ve siyah çay vardı. Saat 9.00’daki buluşmaya kadar daha zaman olduğundan maymunlara ekmek atmak üzere dışarıya çıktım. Aslında elimizde yiyeceklerle dolaşmamamız önceden sıkı sıkı tembihlendi. Çünkü maymunlar bir şey yiyerek yürüyen birinin üzerine atlayıp yiyeceği alıp derhal kaçabiliyorlardı. Yine de onlarla oynamak hoşuma gidiyordu ve bunu gizlice yapıyordum.

Ardından odaya gittim. Ufak tefek yıkamam gereken şeyler vardı. Yıkayıp odanın dışına hazırlanmış iplere astım. O arada içeriye girip tekrar dışarıya çıkmam kısa sürse de bir maymunun ceketimi alıp koşarak uzaklaşmasına engel olamadım. Hemen ardından koştum. Ceketimi bir parçasından tutmayı başarabilmiştim ama o ısrarlıydı ve ceketi bırakmaya hiç mi hiç niyeti yoktu. Çekmeye devam ettim, o arada durdu ve bana öyle bir baktı ki ceketi orda bırakıp gerisin geri yürümeye başladım, uzaklaştım yanından, bir yerlerde ceketi bırakmasını veya düşürmesini umarak. Bir süre ceketle oynamayı bırakana dek onu izledim…

09.00’daki ders başladığında gompadaki yerimi almıştım bile. Bu teorik bir dersti ve Buda’nın hayatı ile Budist felsefe birlikte aktarılıyordu. Ardından saat 11.00’deki yoga dersine girmek üzere bahçedeki yerimizi aldık hep beraber. Matların üstüne serildik. Dersler güle oynaya geçiyordu. Rehberlik yapanlar neşeli tiplerdi ve yoga eğitmeni de buna dâhildi. Yaşça büyük bir kadındı ama hala çok dinçti. Saçları beyazlamıştı. Önce yere uzandık; ellerimizi avuç içleri yukarıya gelecek şekilde açtık. Bir süre öyle kaldık. Akabinde yarı oturur bir vaziyette doğrulduk, sırt dik, karın yumuşak, yüz hatları yumuşak, omuz dik, ayaklar aralıklı ve birbirine paralel, eller ise yanlardan açılarak yukarda buluşacak şekilde havadaydı. Her birinin bir yeri vardı ve bütünsel duruşu simgeliyorlardı. Hafif ve çok yumuşak öne doğru eller eğilip ayak parmaklarını 5 dakika süreyle tutana dek her şey güzeldi. Orda biraz zorlanmıştım. Ama sonrasında iyi gelmişti.

Nefes alış verişlerin her bir harekete dağılmasına dikkat ederek değişik hareketlerde kaldık. İlk defa yogayı deneyimliyordum ve doğrusu çok hoşuma gitmişti. Ve meditatif bedensel duruşlar ile nefesi bilinçli olarak alıp vermek yogayı özel bir yere oturtuyordu.

Yogadan sonra öğle yemeği için salona geçtik. Yemekler vejetaryen. Sebze yemeği ve sosu değişik bir nohut yemeği aldım. Ve içinde birçok çeşit olduğu gözümden kaçmayan bir sebze salatası da tabağımdaki yerini aldı.

Sonrasında günler gün doğumu ile başlayan Tibetan meditasyonlar ile teorik olarak verilen Budist inanışın yanında Buda’nın yaşamını konu alan derslerle geçti. Yaşam yolu buraya düşen bizler için yaşam nasıl akarsa aksın, ağacını, taşını, doğasını veya yaşayışını, insanlarını, kültürünü tanımış olmak için yollara da düşmüş bile olsak, işte şu anda buradaydık. İnsanın iç dünyasında neler olup bittiğini kim bilebilir? Sakinleşmek, zihnin eşliğini yavaşlatmak, hatta susturmak, zihinden, düşünceden ötesine uzanmak isteği herkeste aynıydı.

Bütün kelimelerin, cümlelerin, ifadelerin ötesinde olan, sessizliğin içinde saklıydı ve yol insanı bir yerde meditasyonla karşılaştırıyordu.

 

 

Previous:

Sessizlik Tohumları

Next:

Yoga

You may also like

Post a new comment