Nepal’e Doğru

12 Mart of 2011 by

3 ay Hindistan’da geçirdikten sonra şimdide Nepal’dayiz. Sınırdan resmen elimizi kolumuzu sallaya sallaya yürüyerek geçtik! Ne bir asker ne bir polis, hiç kimse bizimle ilgilenmiyordu. Sırtımızda çantalar elimizde pasaportlar. Neyse ki en sonunda, siniri tam olarak geçmeden immigration office’i gördük ve kaydımızı yaptıralım, vizemizi da alalım dedik! 40 Dolar, bir pasaport fotoğrafı bir de pasaportları verdik, anında üstüne bir sticker bastırıp ‘wellcome to Nepal’ dediler.

Banu, sınırdan içeri koşarak girdi! Hindistan’ın curcunalı havasından sonra daha sadece sınır kapısından içeri geçerken farklı bir atmosfer hissettik. Sonra muson yağmuruna tutulduk. Çamurda koşturunca da, ikimizin de sandaletleri paramparça oluverdi, sonra da mecburiyetten asla binmeyiz dediğimiz yerel otobüslerden birine atlayıp aslında 10 kişi kapasitesi olan yerde 30 kişi, yine tuttuk yolumuzu Pokhara’ya doğru. Pokhara, Katmandu’ya 200 km civarı uzaklığında güzel bir trekking kasabası ve yol boyunca Hindistan’da yaptıklarımızı andık.

Delhi’den sonra Rajhastan’da pembe şehir Jaipur’u, Hindistan’ın Venedik’i Udaipur’u ve mavi şehir Jodhpur’u gezmiştik. Jaipur’da arkadaşımın ailesinin yanında 4–5 gün kalmış, Banu’nun Fab India için tasarlayacağı takıların ön araştırmasını yapmıştık. Muhteşem gümüş ve taşların olduğu dükkanda kendimizi kaybetmiş, Havva Mahal’de kısa bir video klip çekmiştik.

Ardından Udaipur’un gizemli atmosferinde kendimizi bulmuş yine o palace senin bu palace benim gezmiş en son Jodhpurun masmavi sempatik sokaklarında kendimizi kaybetmiştik. Daha sonra Delhi üstünden Sikhlerin memleketi Amritsar’a geçip Golden Temple’da 2 gece geçirmiştik. Tapınağa ilk girdiğimizde tanrıya sunmamız gereken helvaların hepsini yemiş bitirmiş birde sandaletlerimizi yanımıza aldığımız için bir güzel azarı yemiştik (Hintliler tapınaklara ayakkabı sokulmasından hiç hazzetmiyor). O gün her şey ters gitmiş Amritsarin basık havasından hiç hoşlanmamıştık. Fakat aksam tekrar Golden Temple’a girip bu sefer her şeyi doğru düzgün yapmaya karar verince birden her şey değişivermişti. Bu sefer irmik helvamın tamamını tanrıya adamıştım, sonra içerde oturup 24 saat suren dua seklindeki şarkıları dinlemeye koyulmuştuk.

Güzel bir melodisi olduğunu fark ettik. Biran içimizi huzur kapladı. Fakat bu kadar adet ve tapınma yeter deyip ertesi gün Dalai Lama’nın memleketi Dharmsala’ya geçtik. Özel araba tuttuğumuz için sadece 5 saat sürmüştü. Mcload Ganj’da hippilerin takıldığı yerde kaldık bizde. Kuskusuz, dünyanın en ama en güzel ıspanaklı peynirli momolarının yapıldığı yerdeydik.

Dharmsala’da sürgündeki Tibetlilerle takılmış Dalai Lama’dan sonra en önemli lama olan Pancheen Lamanin 20. yaş gününü kutlamış ayni zamanda da ağıt yakmıştık. Maalesef ki Çin Hükümeti tarafından 5 yasından beri hapiste tutulduğu için Tibet halkı oldukça üzüntülü bir gün geçirmişti. Buradaki huzurlu bir kaç günün ardından Manali’ye yine dağlara doğru yol almıştık. Manali tıpkı bizim Karadeniz’i andırıyordu insanlarıyla ve atmosferiyle. Hayatımda ilk defa paraşütle uçmuş ve kocaman topların içinde vadinin en tepesinden eteğine kadar yuvarlanmıştık. Paraşütü tavsiye ederim ama yuvarlanan toplardan emin değilim. Bu arada da Manali’ye uğrayan her hanımın kendine enfes mi enfes bir kullu sali edinmesini de söylemeden geçmemek lazım.

Manali’den sonra yine çok rahatsız bir otobüsle Jammu’ya, Jammu’dan da Srinagar’a Kaşmir’e geçtik. Sanki başka bir ülkedeydik yine. Her eyalet bambaşka bir ülke Hindistan’da. Tibetlilerden sonra artik kendimizi Pakistan’da hissediyorduk!

Kaşmir kuskusuz dünyanın en ama en güzel yerlerinden biri olmalıydı. Tüm gün boyunca shikara diye bilinen sandallarda Dal Lake’de turlamış sonra da mis gibi kokan çiçeklerle dolu dağların arasında yürümüştük. Kaşmirliler inanılmaz güzel ve güler yüzlü insanlar! Hele safran çayı yok mu o safran çayı. Bu kadar rahatlatıcı ve güzel kokan bir çay daha olamaz!

Kaşmir’den ayrılmak hiç kolay olmadı. Oradan, Delhi’ye yine uzun bir yolculuk. Delhi’ de biraz dinlenmeye karar verip, sanat ve kültür aktiviteleriyle gecen birkaç hafta geçirdikten sonra ve simdi de Nepal’dayız.

Previous:

Funky City Bangalore

Next:

Nepal

You may also like

Post a new comment