Odalar Arası Fark

07 Temmuz of 2011 by

Çocukluktan yetişkinliğe açılan kapıyı hiç açmak istemiyorum. Onların dünyasına açılan kapının eşiğinden duyduğum muhabbetleri dahi beni sıkıyor. Bir de içeri girip o muhabbetlere dâhil olmak, bir kazanda alakasız yiyeceği karıştırıp sonra bunları yiyerek mideni bulandırmak ve kusmak gibi gereksiz ve iğrenç bir şey bana göre!

En güzeli içindekinin elinden tutarak onun istediği yerlere gitmek, onun istediğini yemek ve onun istediğini yapmak. Sadece o biliyor çünkü seni ne mutlu eder. O sana ‘hadi kalk’ dediğinde kalkmalısın, git konuş dediğinde de konuşmalı. İçindekinin % 70’ini yapsan da bu sana kar, ciddi bir keyif ile geri dönüşümü var çünkü.

Hani şu sokak aralarında, ya da pazarlarda pazarcıların ‘seçmece bunlar, seçmece’ diye bağırarak bizlere sundukları meyve, sebze vesaireler var ya, işte biz uğraşmadan hayat da bize şu seçilmişleri (insanlar, yaşanmışlıklar, kadrajlar, sözler, muhabbetler vs vs vs) sunsa ne kadar güzel olurdu. Gereksiz konuşmalar, gereksiz insanlar, gereksiz yaşanmışlıklar vesaire, vesaireler çıkardı aradan.

Suskun kalarak, sessiz kalarak ya da çekip giderek bir yere kadar ilerleyebiliyorsun, bir şeyler tökezletiyor muhakkak. İşte bu yüzden 50 yaşında da olsam şu yetişkinlerin odasına girmeyi hiç istemiyorum, içimdeki istemiyor aslında. Çık diyor hemen… Benim de yetişkinlerim da var elbet ama onları benim dünyamda yerleştirdiğim odaya bir giren bir daha çıkmaz, muhabbetlerine doyum olmaz, kahkaha eksik olmaz. Seviyorum onları ama sadece onları…

Güzel kadrajlardan ibaret olmalı hayatımız, güzel kokan, fonda güzel parçaların çaldığı. Romantizmden bahsetmiyorum, başka şeylerden bahsediyorum, güzel anlardan, nefes almamızı sağlayacak güzelliklerden… Vs vs vs…

Bu yazıyı çok keyifli ‘Kazdağları’ gezisi sonrası yazıyorum. Dönüş günü arabalı vapurda gün batımını seyrederken, tam da batan güneşin önünden geçen bir kayıkçı ve üzerinden uçan kuşlar o an’a o kadar güzel eşlik etti ki. Yanımda çok sevdiğim bir insan / dost, ayaklarımdaki iki adımda bir düşmem ve hatta düşmekten yürüyememem sebepli oluşan çizik ve morlukların verdiği tatlı his ve güzel muhabbet… Hayata dair…

Previous:

İyi Seyirler Değil De, İyi Oyunlar Dilerim…

Next:

Ağırlığımızın Bir Kokusu Olsun

You may also like

Post a new comment