Pokhora

22 Ağustos of 2011 by

14.08. 2011

Bu yolun hoş bir yerinde durabilseydik, ya da bu yolun ucunu görebilseydik. O umut da yok bu umut da; hiç değilse otlar gibi kesilip yeniden sürülebilseydik…

Pokhora’nın eşsiz huzuru eşliğinde kendimize bugün şehir turu attırmaya karar verdik. Uzaklardaki dağlar ve yeşilliklerin gölgesinde, burada aynı zamanda bir de şehir yaşamı var elbette. Her gittiğimiz yeni şehirde yaptığımız gibi haritasız yola çıkıp, kaybolup, yerel otobüsler, dolmuşlar kullanmak suretiyle mahallelere giriyoruz. İnsanları gözlemleyip, kültürlerini tanımaya çalışıyoruz. Bazı kutsal yerlerine çekinerek, bazılarına ise davet edilerek giriyoruz.

Uzun bir süre dolaştıktan sonra kendimizi şehrin göbeğinde olan Devi’s Çağlayanları’nda bulduk. Gerçekten çok ilginç çünkü şehrin göbeğinde oldukça güçlü akan 500 metre uzunluğunda 100 metre derinliğinde bir yer burası. Rivayet o ki 60’lı yıllarda kaldığımız yerin önünde olan Phewa Gölü’nün taşması sonucu çağlayanın suyu, buradaki nehirde duş alan Devi’s çiftini yutmuş ve onların anısına çağlayana bu isim verilmiş.

Hemen buradan çıkıp yolun karşısına geçince enteresan bir tapınak karşılıyor bizi; Lord Shiva Tapınağı. Hinduların kutsal tanrısı Shiva yerin 40 metre altında mağaraların içinde kendini gösteriyor bize. Nemli, boğuk, kaygan, bol merdivenli bir yolculuktan sonra saygımızı sunuyoruz ona. Muson mevsiminde olduğumuz için de 100 metre daha devamı olan bu mağaralara giremiyoruz. Devi’s Çağlayanı’nın uzantısı buraya bağlandığı için sular altında kalmış. Görsel olarak çok güzel olduğundan bahsedildi ama ne biz görebildik ne de koruma altında bir yer olduğu için içeride fotoğraf çekebildik.

Bugünü gezerek kendimize ayırmamız hepimize çok iyi geldi. Pokhora’da çok çok uzun vakitler geçirmek isterdim. Bir gün burada bir süre yaşamak sözüyle dağlara, ormanlara, göle, her şeye özellikle de çok yaklaştığım güneşe veda ediyorum…

 

 

 

Previous:

Pokhora

Next:

Pokhora – Kathmandu

You may also like

Post a new comment