Pokut’a Hoş geldiniz

27 Kasım of 2010 by

“Yayladanki yurudum hava dumanlı idi

Geriye bakamadım gözlerim yaşlı idi”

Yaylalı olmak, bulutlara erişen dağların doruklarında alabildiğince yeşil, toprak kokulu, çam esanslı muhteşem bir doğanın parçası sayılabilmek…

Yukarıya çıktıkça çamlar birer birer hoş geldin der, hava sizi iki şekilde ağırlar; güneşle küs değilse gökyüzü, şanslısınız, mavi-beyaz bir parlaklıkla yeşile dalarsınız o gün güneş nazlı günündeyse yinede çok şanslısınız; hayal gibi bir sisin içinde kaybolarak ilerlersiniz.

O ne güzellik? Toprağı öpmek gerek, kaç kişi yaşarken cenneti görme fırsatına sahip olur ki? Bütün bedenini titreten bir rüzgâr, ruhunu ağlatan bir görkem; Pokut’a hoş geldiniz!

Hafif bir uğultu var havada, sesler uçuşuyor. Her şey çok net ve bir o kadar hayal, en güzel çelişkiye hoş geldiniz… Basamak basamak inen yeşil tepelerin üstünde makyaj gibi duran tahta evler, şimdilik ne de güzeller…

Ağlamak ister insan, korkar bu dağlardan; ağlamak ister insan çekinir rüzgârdan… Ölmek ister insan; madem gireceği yer toprak; cenazesinde ağaçlar, bulutlar ağıt yaksın, Pokut ağlasın ve dağlara gömülsün ister. Her hali ürpertir insanı… Yağmuru, dumanı varsa çamuru bile güzel, soğuğunda üşümek bile tatlı. Hangi yağmurun sesi çatıya vuran kadar nağmelidir ya da hangi sis alıp başını gitti mi ormanın şenliği gökyüzünün ışığıyla böylesi aydınlanarak coşku doludur…

Hangi güneş batarken, o kadar nazlıdır ki, tüm bulutlar ona yer yapar? Hangi sevdalar Pokut’taki kadar yürek yakar?

Pokut’a hoş geldiniz! Dağlar görkemlidir, dağlar zalimdir ve dağlar yine de merhametlidir… Ya siz?

Pokut, dağların kalbi gibi, nasıl güzel atar duydunuz mu hiç? Hava kararmadan, herkes akşam yemeği için eve çekildiğinde Pocispor’a (buz gibi suyu olan Pokut’u yandan süzen yerim yurdumda) gidin; dağlar cömerttir, en soğuk ve en tatlı suları verir size Pocispor buna muhteşem manzarasını da katar, 1 bardak suyunuzu bir elinize alın diğer elinizi de kalbinize koyun ve dağlara bakın, rüzgârı dinleyin, sesleri yakalayın ve ağlayın! Böylesi bir güzelliğin bir süreliğine de olsa bir parçası olabildiğiniz için ağlayın çok şanslısınız, en mutlu masaldasınız, Pokut’a hoş geldiniz!

Dağlar cömerttir ama kalbini kırarsanız dağlar karşı konulmaz bir zalimliğe sahiptir. Dağların kalbine hoş geldiniz, kıymetinizi bilin ve kalbinizi açın, Pokut’a hoş geldiniz!

Gözünüzü kapatın, şimdi size bir masal anlatacağım adı ‘POKUT’ dersem gözlerinizi açtığınızda bir var olup bir yok olduğunu göreceksiniz; masallardaki gibi bir varmış bir yokmuş…

Çok şanssızsınız Pokut’u üzüyorsunuz ve masalı öldürüyorsunuz, dağları kızdırıyorsunuz, dağlar insanlara küs, öfkeli; dağların kalbini kırıyorsunuz çok şanssızsınız; Pokut gibi bir yeri sadece görüyorsunuz ve her geçen gün görmeyi bile beceremiyorsunuz…

Pokut’a hoş geldiniz ama Pokut’u incittiniz ve her geçen gün incitiyorsunuz… Çok şanssızsınız doğmamış çocuklar; anneleriniz, babalarınız sizi hiç düşünmedi, siz bu masalı bir varmış bir yokmuş diye dinleyeceksiniz…

Kaçınız bir çam iğnesinin ucunda birikmiş yağmur damlasını yudumladınız, kaçınız bir çamın bedenine dokunup yaşanmışlığını hissettiniz, kaçınız bir çamın görkemine bakıp ona sığındınız…

Şimdilik yine de şanslısınız, bunları yapabilmek için hala fırsatınız var, Pokut’a hoş geldiniz!

Previous:

Büyüklere masallar

Next:

Siz hiç ‘keculik’ gördünüz mü?

You may also like

Post a new comment