Pushkar – Ajmer

07 Eylül of 2011 by

31.08.2011

Güz ayrılığından dolayı çokça gözyaşı döküyor gönül. Hislere tercüman olan gözyaşlarını takip ediyor gözler. Geçip giden zaman, bize döner mi? Yazık! Zaman hiç geri gelir mi? Yazık!

Pushkar’ın eşsiz güzelliğini terk edip önce Batı Hindistan; Mumbai, sonra Güney Hindistan, Goa’ya yol almak için önce tren bileti almamız gerekiyor. Burada huzura kendimizi fazla kaptırdığımız için bu detayı çok geçe bıraktık. Pushkar küçük bir kasaba. Bağlı olduğu Ajmer ise öyle ahım şahım büyüklükte bir yer değil. Trenler genel olarak haftada bir ya da iki kere buradan kalkıyor. Arada bu duraktan geçen trenleri yakalarsanız ise ne ala. Birkaç araştırmadan sonra bizde ya olumsuz cevaplar ya da komisyonlu yüksek fiyatlı biletlerle karşılaştık. Sonuç olarak yarım saat uzaklıktaki Ajmer kentine gidip, tren istasyonundan daha detaylı ve daha uygun bir bilet almak mantıklı geldi.

Yerellik tutkumuz bizi bir kez daha belediye otobüsüne yöneltti. Yöneltti yöneltmesine de burası Hindistan, 40 – 50 kişilik otobüse 200 kişi binilebileceğini göz ardı etmişiz. Tam olarak Hintli teyzelerin kavgalarının arasına düşmem her şeyin tuzu biberi oldu. Dillerindeki olağan üstü hızlılık, anlamamama rağmen benim bile canımı yaktı. Ayağıma basan amcalar ve Hintçe bir şeyler soran görevliyi saymıyorum bile. Her durakta daha da artarak çoğalan bu güruh, hepi topu üç beş metrekarelik otobüste yanımdaki arkadaşımla birbirimizi kaybetmemize neden oldu. Şimdi daha çaresiz bir şekilde onlarca insanın bakışları arasında kaldım. Bu azap yolu bitmeliydi artık…

Ajmer otobüs durağında indikten sonra, tren garına olan mesafe ve süreyi sorduğumuz herkes, 10 dakika 1 – 2 kilometre dediği halde, yarım saate yakın yürümüşüzdür herhalde. Hindistan’daki altın kural; Hintlilerin yön, mesafe ve süre kavramlarını pek beceremediğini aklınızdan çıkarmamak. 10 saatlik trende 20 saat bile yolculuk yapabilirsiniz. İşin ilginç yanı gara geldiğimizde diğer arkadaşımızın pasaportunu almamış olmamızdı. Pasaport numarasını da bilmiyorduk. Bir şekilde buna ulaşmamız gerekiyor çünkü bu yolu bir daha yapmayı ikimizinde gözü yemiyordu. O kadar canım sıkıldı ki bu duruma ne tren durumlarını sorduk ne de fiyat aldık. Söylene söylene internet bulup kaldığımız yere ulaşmaya kilitlendik. Ajmer’in şehir olduğu gerçeğini bir türlü kabullenemedim.

Pushkar kasaba olmasına rağmen buradan öylesine gelişmiş durumdaki. Planlaması, insanı, akışı, enerjisi her şeyi sanki sizi sürekli bir adım geriye götürüyor gibi. Dolaştıkça ne bir internet kafe, ne de İngilizce bilen birine rastlıyoruz. Zaten bulsak bile elektriklerde kesik. Biz kilitlendiğimiz şeyden vazgeçmemecesine inat ettikçe, o da bizim istediğimizi vermemek konusunda oldukça inatçı. Saatlerce yağmur altında dolaşıp, yolda 1 kiloda muz yiyip yapmamız gereken işi tamamlayamadan, alternatifler düşünerek kuyruğumuzu sıkıştırıp dönüyoruz. Bu alternatif; komisyonlu bileti alıp, şansımıza gelecek treni beklemek oluyor. Ajmer hakkında üzüldüğüm tek şey Hintlilerin bile girmek istemediği ya da giremediği bir Müslüman Mahallesi ve içinde de koskoca bir dergâh varmış. Bu kadar avare avare dolaşıp ta orayı görememek olmadı.

Pushkar’a döndüğümüzde fahiş fiyatla da olsa İngiliz kalesi Mumbai’ye biletimizi aldık. Buradan ayrılmadan önce kutsal gölü çıplak gözlerimle bir kez daha görebilmek için göle gidiyorum. Günün kapanış töreni var. Güneşin batışıyla beraber yerlilerin davullar eşliğinde güzel bir ritim ile son kez yıkanışları, içlerindekileri sunuşları ve kutsanışları var. İnsanlar gerçekten inanıyorlar ve inanmanızı istiyorlar.

Kadim dostumuz ‘Krishna’ bize Hindistan hakkında, Güney hakkında, hayat hakkında verdiği eşsiz bilgiler ve arkadaşlığı tartışılmaz bir dostluk örneğiydi. Oteldeki bir çalışandan öte canımız sıkıldığında yanı başımızda, dertleşebileceğimiz biri oldu. Ayrılırken sarılışı burada Hindistan’da özlenen bir gerçek. Pushkar; Hindistan’ın gizli kalmış bir yeri belki ama olmasını istediğimiz insani yaklaşımları bulduğumuz bir yer oldu. Her şeyiyle Hindistan, inekleri, sinekleri, insan profilleri… Ama kafa burada başka. İki kelam etmenin paradan daha değerli olduğunu anlamışlar ve bunu hayata geçirmişler.

Dar sokaklardan otobüsümüze giderken esnafın güle güleleriyle, sıcak anılarımızla veda ediyoruz. Huzurumuzun devam etmesi dileğiyle…

Previous:

Pushkar

Next:

Mumbai / Bandra

You may also like

Post a new comment