Rüzgâr Enerjisi ve Enerjinin Etkin Kullanımı

11 Ekim of 2011 by

İnsanoğlu gün geçtikçe çoğalırken, yaşam alanını yapılandırma çizgisi doğal kaynakları yok etme pahasına da olsa yanlış bir yönde ilerlemeye devam ediyor! Geri dönüşümü mümkün olmayan hatalar var!

Nüfusun çoğalması daha fazla enerji ihtiyacını gündeme getirdi. Kapitalist düzen her şeyi salt para kazanmak için ‘bir araç’ olarak görüyor. Hal böyle olunca da doğal kaynaklar hem yanlış amaçlar için harcanıyor hem de içinde insani vasıflarımızı yaşayabileceğimiz doğal alanların yok olması tehlikesi ile karşı karşıya kalıyoruz!. Yaşam alanlarımızı bilinçsizce sözüm ona ‘var ederken!’ doğayı bilinçsizce yok ediyoruz.

Enerji üreteceğiz diye dereler HES’lere teslim ediliyor. Dağlar var olma ve varlık değerlerimiz olan ormanlarımız bilinçsizce tüketim ağının elinde tehlike altında. Hayvanlara yaşam alanı bırakmadık. Doğanın asıl ve esas sahiplerinin nesli günden güne artan bir tehlikeye maruz kalmakta.

Ülkemiz rüzgârıyla, yağmuruyla, dağları ve dereleriyle üzerinde yaşayan tüm canlılara nimetlerini eşit ve özgür bir biçimde dağıtacak verimliliğe sahipken bu verimliliği yok edecek adımlar attık. GDO’lu tohumları topraklarımıza ektik. Tavukçuluk yüzünden çeltik kabuğu ile birlikte doğaya bırakılan atıklar yeraltı sularını zehirliyor, çevre ve hava kirliliğine neden oluyor. Karnımızı doyurmak için her şeyi silip süpürür hale geldik. Hayvanlar yemek yemek için ‘üretilir’ duruma geldi! Bu utanç verici bir durumdur! Her şeyi elimize yüzümüze bulaştırdık. Nasıl yaşanır bilmiyoruz. Mutsuzluğumuz, açgözlülüğümüzün bir uzantısı olarak içimizde nabız gibi atarken gün geçtikçe artan bencilliğimiz her şeyi tüketmeye devam etmekte!  Onurlu yaşamaktan ekmeğini kazanmaya giden süreç ‘ekmek kavgası’ deyiminin ortaya atıldığı tarih itibariyle değişime uğradı. Ekmeğe de kavga bulaştı! Oysa insan onuruyla yaşarken ekmeği kendiliğinden geliyordu. Bereket diye bir şey vardı!

Daha sayılabilecek yüzlerce yanlış var. Dereler ve ırmaklar kaynağından akıp gelen sulara yataklık edecekken çöplerle doldu. Bu da yetmezmiş gibi HES tehlikesi ile ‘yaşam kaynağımız olan su’ borulara hapsediliyor. Aşırı avlanma hayvan neslini tehlike altında bırakırken şehir hapishanesinin içinde hayvanat bahçesine tıkılan hayvanların durumu insanlık için yüz karası. Daha mı?

Karayolunda otobüs ile ulaşım üzerinde rant sağlayan sermaye sahipleri tren ve deniz yolu taşımacılığına engel olurken, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi yerine derelere, sulara da göz dikti. Tarlalarda üretimin durdurulması için tavukçuluğa yatırım yapıldı. İthalat yapalım diye toprağın verimliliğine uygun ürünler yerine sipariş ürünler yetiştiriyoruz. Fabrikalar yanlış yerlerde yapılandırıldı ve suları, doğayı kirleten büyük canavarlara dönüştü. Her şeyi alınıp satılabilen bir meta olarak gören sermaye sahipleri sıradan insan için çarpık yönlendirilmiş eğitim sistemi ile düşünmeyen, sorgulamayan, doğadan uzak ve yapay zihinler yetiştiriyor. Destek ve yönlendirme doğal kaynakların yanlış kullanımına yönelik olarak ilerliyor. Yapılacak çok şey, düzeltilmesi gereken çok yanlış var. Temiz, yaşanır bir dünya için, bir çıkış yolu bulmak için enerjinin etkin kullanımının üstüne kafa yormak gerek!

Geçenlerde bir otobüste denk geldiğim bir belgesel aklıma bunları çağrıştırdı. Belgesel, rüzgâr enerjisinin etkin kullanımı üzerine idi. Rüzgâr çiftliklerini izlerken bu enerjiyi kullanım olarak ön plana çıkarmak gerektiğini düşündüm. Maalesef bu bol doğa kaynağı Ocak 2007’den beri yalnızca Çeşme’de yapılan rüzgâr santrallerinde kullanılıyor. Elde edilen enerji sadece 500 megavat düzeyinde. Oysa 48 bin megavat enerji elde etmek mümkün. Bu elektrik gücü milyarlarca ağaç demek. Enerji istiyorsak rüzgârdan elde edilen enerji her şeye yeter. Rüzgâr tribünlerini kendi insanımız yapabilir. Yatırımcılar teşvik edilebilir. Rüzgâr enerjisi doğanın bize bir armağanıdır. Öyleyse bu armağanı doğa için, ona zarar vermemek için kullanmalıyız.

Ben bunları düşünürken yapıyı anlatan anlatımcı, kartalın kanat yapısının örnek alındığından bahsetti. Aynı yapı üst ve alt profilde örnek alınmış. Alt profil aynı kanat sisteminin doğal bir versiyonu olarak tasarlanmış. Kartalı havada tutan basınç farkı bu santrallerde de varmış…

Hayvanları ve doğayı izleyerek yaşamını kolaylaştıran ilkel insan geldi gözümün önüne. O günümüz insan profilinden benim nazarımda çok daha öndeydi. Gerileyişimiz gözümüzün önündeydi!

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

 

 

 

 

Previous:

Beyaz Kuğu

Next:

Yerli Mi? Modern Mi? (1)

You may also like

Post a new comment