Şaman’ik Yardım

23 Temmuz of 2011 by

Nagarkot, 05 Ocak’07

Ritüel boyunca bir yanım olanları anlamaya çalışırken, öbür yanım sadece hissediyordu. Her iki yanımın da farkındaydım. Şamanın boynuna astığı küçük çanlardan çıkan sesler, her ritmik sallanışta davulun sesine karışıyordu. Uzunca bir süre davula her vuruşunda kopan sesin doğrudan göğsümün üzerinde bıraktığı yankıyı şaşkınlık ve mutlulukla izledim. Ellerinde yorulmak bilmeyen güce eşlik eden bedensel devinimlerini de…

Kendimi tamamıyla bırakabilsem transa da girerdim, buna eminim. Ama içimde tuttuğum, bırakamadığım, salıveremediklerim gevşememi engelliyordu, bunu da anlıyordum. Kafamın içinden geçen düşünceleri, olaya mantıksal bir yaklaşım göstermeyi tamamen bir kenara bırakmalıydım. Zaten işin mantık tarafında değildim, hissediş tarafındaydım. Ve bu an sadece ‘hissediş’ zamanıydı, biliyordum. Ondan bana gelen etki, davulun varlığının yardımıyla varlığıma çarpıyordu. Biliyordum, bu Şaman’ik bir yardımdı. Gözlerimi kapadım. Ve birden o sesi duydum; davuldan ve çanlardan çıkan müziğin arasından çıkıp gelen şamanın sesini…

Garip bir şekilde ürperdim, sesi anlatılamaz bir biçimde etrafı birden dolduruvermişti. Gözlerimi açtım, onun gözleri kapalıydı. Kendini tamamıyla şarkısına vermişti, sanki çok uzaklardan gelen bir sesle ordaydı. Sesi üzerimde çok derin bir etki bıraktı. Hiç bitmesin, hiç susmasın istiyordum. Ses bir alçalıp bir yükseliyordu. Ve artık şaman kadın orda değilmiş gibiydi. Davulun vuruşları aynıydı, hiç değişmiyordu. Bu dikkatimi çekti. Her ritmik vuruş sanki beni de kendi ritmime çağırıyordu, aynı anda da kendi ritmine çekiyordu…

Ses bütün varlığıma yavaş yavaş yayılıyordu. İçimden kopmak isteyen yanımla, ortaya çıkmak isteyen yanımı aynı anda etkiliyordu. İçimdeki, sanki bir kenarda durup olanları izliyor gibiydi. Mola vermiş gibi…

Bir süre sonra yavaşladı ve durdu. Durduğunda gözlerini açtı, sesler yavaşladı ve kesildi. Ardından başını öne doğru uzatarak davulu bana verdi. Anladığım oydu ki sıra bana gelmişti. İçimden geldiği gibi vurdum davula. O bir süre sonra sallanmaya başladı, ben de sallanmaya başladım. Bir taraftan da çıkan seslerin ritmik bir düzende ve aynı aralıklarda olmadığının da farkındayım. Bu da içimdeki ritmik uyumsuzluktandı, bunun da ayardındaydım…

Bir süre davulun vuruşlarını çok yakınımda hissettim, elimde bir şaman davulu vardı ve kadim bir bilgeliğin varlığımı onurlandırmasının mutluluğunu ve özlemini aynı anda yaşıyordum. Bu özel bir andı, hem de çok özel bir an…

Durdum ve davulu ona uzattım. Başını salladı, gözlerini ‘tamam’ dermiş gibi yumdu ve ayağa kalktı. Ritüel bitmişti, kim bilir içimde yeni bir şeyler başlatarak…

Bir süre onu yalnız bıraktım. Ben de yalnız kaldım. Olanları düşündüm. Davulun her vuruşu, insanın kalp vuruşlarına denk geliyordu sanki ve aradaki her boşluk da nefes alış ve verişler arasındaki boşluk gibiydi. Şaman davulları* hakkında bildiklerim yaşadığım bu özel deneyimle birleşmişti…

* Şamanlar bilindiği gibi ayin yapmak için davul kullanır. Davul Şaman’ın bir parçası ve gücünün kaynağına yolculuk ettiği bir araçtır. Kişiseldir. Üzerindeki semboller canlıdır ve temsil ettiği hayvanın gücünü çağırır. Şaman davulun her vuruşuyla bu gücü kullanır…

Previous:

Şaman Ritüeli

Next:

Şaman Hakkında

You may also like

Post a new comment