Şaman Ritüeli

21 Temmuz of 2011 by

04 Ocak’07

Min’e tekrar bana eşlik etmesini kabul ettirmek uzun sürdü. En sonunda beni Şaman’a götürmesi halinde ona para vereceğimi söyledim. Tekrar yola düştük. Cangıla tekrar girdiğimizde kafamda düşünceler vardı. Şaman’ın evinde kalmak istiyordum ama oğlundan hoşlanmamıştım. Gündoğumuna yetişmeyi denemek bir tarafa yolu bulamayacağım dünden belli olmuştu. Ne yapmak gerektiğini bilemez haldeydim, çözüm sanki orada gelecekti; yaşlı kadını gördüğüm o anda…

Eve ulaştığımızda ordaydı. Min’den dün söz verdiğim halde elimde olmadan sözümü tutamadığım için özür dilediğimi söylemesini istedim. Üzgün olduğumu. Başını salladı usulca. Min konuşmaya devam etti. Düşünüyordu, az konuşuyor, arada da bana bakıyordu. Sanki bugüne dek aradığım ama görmememe rağmen bildiğim bir açıklık ve yakınlıkla ona baktım. Kadim zamanlardan gelen ışığın bilgi ve tecrübesini taşıdığına olan inancım onun yanında ne olursa olsun kalma isteğimi çoğaltıyordu. Birden kafamda bir ışık çaktı. Onu otele davet edecektim. Min’e bunu sormasını istedim; ‘benimle gelir miydi?’ Önce birkaç saniye düşündü ve sonra “olur” dedi. Bir süre evin içinde oturduk, torunlarının oynayışlarını seyrettim; arada onlara seslenişini. Ruhunun ve yaşayışının paralel dünyasını düşündüm. Gündelik hayatın normal gidişatına ayak uyduran tarafı basit, sade ve doğal yaşayışıyla akıyordu. Kocasını kaybetmişti. Çocukları vardı ve şimdi de torunları olmuştu. Yerin ve göğün bilgisinden süzülen akım ona açıktı ve davulunun ritminin kalp atışlarında onu arıyor ve paylaşıyordu…

Hep birlikte yola düştük yeniden. Rüzgâr tatlı tatlı esiyor. Kadının varlığından yayılan yumuşak etki yürüyüşündeki ritimle birleşiyor. O an dönüp Min’e bakıyorum, yürüyüşündeki telaşın onun bir parçası olduğunu anlıyorum. Ben araftayım, henüz farkındalıklarımı yaşam ritmimle birleştirebilmiş değilim. Her ikisinin de farkındayım. Hissedişlerimin arttığının ve kararlılığımın zirve yaptığının da…

Cangıldan çıktıktan sonra Min’den ayrılıp otelin yolunu tuttuk. Arada birbirimize bakıp gülümsüyoruz. O hiç konuşmaya çalışmıyor, sessiz. Ben de konuşmuyorum, arada konuşurken bulduğumda kendimi hemen susuyorum. Otele ulaştığımızda onu Rupees’le tanıştırdım, meraklı bakışlarına verecek bir cevap bulamadım, misafirim olduğunu söylemekle yetindim. Ardından birlikte odaya gittik. Yatacağı yeri gösterdim, banyoyu ve etrafı da…

O akşam gün batımında birlikte ritüel yaptık. Davuluna her vuruşunda o vuruşu içimde hissettim. Başımdan aşağıya pirinç taneleri döktü. İyi niyetiyle yıkadı beni. Kutsadı. Aramızda bir bağ oluştu. Ve sonrasında beni göstererek her iki elini kuvvetlice birleştirdi ve sıktı. Bu aramızda kuvvetli bir bağ var demekti artık…

Onu anlamıştım, o da beni anlamıştı…

 

 

Previous:

Cangılda Kayboldum

Next:

Şaman’ik Yardım

You may also like

Post a new comment