Şarabi

15 Aralık of 2011 by

Yazmak için yaşamak gerekirmiş. Yaşamadan yazanların yazılarının ayakları yere basmazmış. Mutlaka bir yerlerde kendini ele verirmiş. Çocukluğumda köyümüzde ilk okuyanlardan bir öğretmen batıda öğretmenlik yaparken, ‘Doğu’nun Öğretmeni’ diye bir kitap yazmıştı.

Hiç doğuya gitmemiş, sadece duyduklarından esinlenerek. Kardeşim Sivas’ın Gerdekmağara Köyü’nde öğretmenlik yapıyordu. Yaz tatilinde gelince kitabı gördü ve küplere bindi. Kitabı aldığı gibi bir solukta yazanın yanındaydı “Sen doğuyu gördün mü? Orada öğretmenlik yaptın mı? Ne hakla böyle bir kitap yazmaya kalkarsın? İste atanmanı, git, gör ve yaz” demişti. Ben o zamanlar kardeşimin öfkesini abartılı bulmuştum. Sonra anladım ki, yaşamadan yazmak, yazmış olmak gibi bir şey oluyor. Belki bilmek her zaman yaşamak değil, ama en iyi okul da yaşayarak öğrenmek değil mi?

Elimde sıcacık bir kitap var. Adı ‘Şarabi’, yazarı, Hasan Göztepe. 64 sayfalı, her sayfada bir dörtlük. Kitap dörtlüklerden oluşuyor. Tam 58 dörtlük var. Hepsi de ayrı bir konu, yaşamı anlatan felsefi dörtlükler.

Hasan Göztepe, Sivas’ın bir köyünde 1953 yılında, yoksulluğa gözlerini açtığında yaşama atılanlardan. Küçük yaşta anasını yitirdiğinden, naz edecek, çocuk olacak zamanı hiç olmayanlardan. Yürümeyi öğrenince, artık duramayanlardan.  O nedenledir ki, öğretmenlikten emekli olunca, yeni bir iş, yeni bir meslek bulur kendine. Her ne denli çok çalışırsa çalışsın, yeterli görmez kendini. Hep daha fazla okumalı, daha fazla yazmalıdır. Yaşama karşı, topluma karşı kendini borçlu sayar. İnsanlığa borcu hiç tükenmez. Onun şiirleri yaşamın içinden süzülür gelir, Ayakları yere basar. Bir bakarsınız Karacoğlan’dan bir yel eser şiirlerinde. Başka dörtlükte Pir Sultan’ı bulursunuz doyumsuz tatta. Başka zaman Hayyam’ı okuyor sanırsınız kendinizi. Çokça da Aşık Veysel gelir aklınıza. Hasan Göztepe, halk şiirinin geleneğini sürdürür. Öyle bir sarılır ki ona, sanki birileri bu geleneği unutacak, ya da elinden alacakmış gibi. Şiirleri onun hiç büyümeyen bebeleridir. Yaşayamadığı çocukluğudur, düşlerinden hiç çıkmayan.

Şarabi’de Sivas’ı, Anadolu’yu, köy yaşamını, zaman zaman da Alevi kültürünü bulursunuz. Her dörtlükte bir yaşam felsefesi yolunuzu keser. Kitabın arkasına yayınevi şöyle yazmış: ‘Hasan Göztepe, hayatın da doğa gibi, inişli – çıkışlı; mevsimler gibi sıcak – soğuk olduğunu söylüyor. Şiirlemeye çalışıyor.

Her ne kadar tamamladık desek de

Hayat bir tablodur eksiği olur.

Denizler, ırmaklar mürekkep olsa,

Kalemler fırçalar yetersiz kalır.

Hayatın, aynı zamanda insanın kendini tanıma sanatı olduğunu düşünen şair, eğitimi çok önemsiyor. Olguları anlamak ve anlatmak için eğitimin ekmek gibi su gibi bir gereksinim olduğuna inanıyor. Hasan Göztepe’nin şiirleri bir yol arkadaşı olarak okunmalı.’

Kitap, ‘Mürekkep Yayınları’ndan çıkmış. Daha dumanı üstünde, Eylül 2011 tarihli. Edinmenizi, okumanızı öneriyorum. ‘Şarabi’ şiirlerinde kendinizi, Anadolu halkını, sorunları, çözümleri, özlemleri, mutlulukları bulacaksınız. Kitaptan bir dörtlükle bitirelim.

Takke

Takkeyle kaplandı postalın izi.

Şeriat tutmadı, darbe bozuldu.

Kumanda uzakta, çıkarlar yakın.

Ezilenler daha fazla ezildi.

 

Kitabı edinme adresiniz: hasangoztepe@gmail.com.

 

 

 

 

 

 

Previous:

Sabrımızın Sınırını Zorlayan Reklâmlar

You may also like

Post a new comment