Selçuk’tan Girit’e Yolculuk -1

14 Eylül of 2015 by

Girit denildiğinde yaklaşık MÖ 3000 – 1400 arası Minos Krallığı ile başlayan sonra sırasıyla Helenistik Dönem, Bizans Dönemi ve Girit Arap Emirliği, Girit – Venedik Dönemi, Girit Osmanlı Dönemi ve modern Girit’e ev sahipliği eden doğa harikası her yönüyle ilgi çeken bir turistlik ada akla gelir.

ucak

Girit Adası’na insan yerleşiminin MÖ 7. milenyumdan itibaren başladığı tahmin edilmektedir. Girit’teki erken Neolitik Dönem yerleşkeleri Knossos ve Trapeza olarak bilinmektedir. Yazılı kaynakların olmayışı neticesinde bu döneme ait Girit tarihçesi belirgin bir stile sahip Girit keramik çanak çömlekleri sayesinde belirlenmektedir.

Girit Yunanistan’ın en büyük, Akdeniz’in ise en büyük beşinci adasıdır. Ada, dört vilayete ayrılmıştır. İsimleri Chania, Heraklion, Rethimno, Lashiti olan bu vilayetler Türkler için de çok büyük anlam ifade ederler. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde olduğu gibi yaşadığım yer olan Selçuk İlçesi’nde de Girit Adası kökenli birçok insan yaşamakta. Her ne kadar adayı hasretle anıp Giritli olmakla övünseler de çok azı adayı ziyaret etme imkânını bulabilmiş. Benim Girit merakım ise kökenimden değil ilgi alanlarımın adayla kesişmesinden kaynaklı. Arkeoloji ve antik dünyaya olan merakım Minos Krallığı’na beşiklik etmiş bu adayı ziyaret etmeme önemli bir etken oldu. İkincisi Girit Adası, Türk tarihi ve Bektaşilik açısından da benim için merak uyandıran gizemli bir merkezdi. Üçüncü olarak dağcılık ve doğa sporları açısından da çok çok zengin ve ilgi çekici olduğunu gördüğüm bu ada artık benim için mutlaka görülmesi gereken bir yer olmuştu.

Karar vermiştik artık yolculuk için plan yapmaya ve hazırlıklara başlamıştık. Büyüklüğü ile diğer adalardan ayrılan Girit için hafta sonu tatilinin yetmeyeceği kesindi. Kalabalık bir ekiple gitmenin keşfi zorlaştıracağını düşünerek ben, Yaşar Küsbeci ve Kenan Aydoğan’dan oluşan üç kişilik bir keşif ekibi oluşturduk. İlk önce Marmaris üzerinden feribot ile Rodos Adası’na, oradan da Yunanistan şehir hatlarını kullanarak Girit Adası’na gemi yolculuğu ile ulaşmayı planlıyorduk. Tekrar düşünüp harcanan zaman, yoldaki yemek ve konaklama masraflarını hesapladığımızda uçak yolculuğunun daha rahat ve avantajlı olacağını gördük. Yola çıkmadan önce adadaki görülecek yerler hakkında araştırma ve güzergâh konularında biraz çalışma yaptık. Bazıları için eski vatan toprağı, bazıları için memleket, bazıları içinse ‘Dedemin İnsanları’ filminden hatırladıkları şirin bir adaydı gideceğimiz yer. Evet, her şey hazırdı ve yola koyulma vakti gelmişti. 05 Nisan 2015 Pazar günü İzmir Havaalanı’nda buluşup saat 15.55’de bizi Atina’ya götürecek pervaneli küçük bir uçağa bindik ve yolculuğumuz başladı. 5 Nisan 2015

Girit, (Eski Yunanca: Krētē; modern Yunanca Κρήτη – Kriti) – (Osmanlıca گريد)

Yazı: Özgür Aydoğan, Fotoğraflar: Özgür Aydoğan – Kenan Aydoğan

Previous:

Gabon’da

Next:

Selçuk’tan Girit’e Yolculuk -2

You may also like

Post a new comment