Selçuk’tan Girit’e Yolculuk -4

17 Eylül of 2015 by

Sabah kahvaltı sonrası ilk hedefimiz Türk mahallesi oluyor. Sur içi çevresinde tekke, cami, kilise, müze vb ziyaret edebileceğimiz neresi varsa dolaşıyoruz. Son olarak deniz kenarında bulunan kaleye gidiyoruz fakat restorasyon olduğu için içini göremiyoruz.

yemeklik salyangoz

Zaman kaybetmeden yolumuza devam edip Girit’e gelenlerin görmeden dönmediği Minos Uygarlığı’nın başkenti Knossos’u ziyaret ediyoruz. Uzun uzun dolaşıp fotoğraf çektiğimiz bu heybetli antik şehirden hayran kalarak ayrılıyoruz. Sonraki durağımız büyük akvaryum oluyor. Çok güzel zaman geçirdiğimiz akvaryum sadece balık türlerine değil daha birçok deniz canlısına ev sahipliği ediyor. Sonraki programın aksamaması için istemeden de olsa ayrılıyoruz akvaryumdan.

voulismeni golu

Virajlı yokuşları geride bırakarak yıkık değirmenlerin sıralı olduğu bir sırtı aşıp çok merak ettiğimiz Lassithi Platosu’na varıyoruz. Etrafı dağlar ile kaplı müthiş bir düzlük. Araziyi sulamak için yapılmış küçük değirmenler şimdilerde bakımsız durumda. Plato çevresinde yaklaşık on köy var fakat biz zaman kaybetmeden yolumuza devam edip Diktaion Mağarası’na doğru ilerliyoruz. Belli bir noktaya kadar araç ile ulaşım mümkün fakat bir süre yürümeden mağaraya ulaşılamıyor. Hem yürüyor hem de zaman zaman dönüp arka planda kalan Lassithi Platosu’nu seyrediyoruz. Çok geçmeden Diktaion Mağarası girişine ulaşıyoruz. Anadolu’da görme imkanı bulduğum mağaralara göre küçük fakat yinede güzel bir mağara. Ellerindeki potansiyel turistlik noktaları değerlendirmeleri tabi ki doğru bir davranış.

iassithi platosu

Mağara ziyaretimizi bitirip adanın doğu kısmında bulunan Agios Nikalaos’a ulaşıyoruz. Hava kararmadan çarşıyı geziyor ve ardından da buranın en önemli ziyaret noktalarından biri olan Voulismeni Gölü’nü görmeye gidiyoruz. Sohbet ettiğimiz esnaflar Nazilerin adadan çekilirken tanklar, araçlar ve her türlü askeri malzemeleri bu göle attığını gölün derinliğinin bilinmediğini söylüyorlar. Derinliğini bilemesek de güzelliği görülmeye değer diyerek birkaç fotoğraf çekiyoruz.

buyuk akvaryum

Agios Nikalaos’ı da görüp keşfettikten sonra dört günün yorgunluğunu çıkarmak için kendimize güzel bir sofra kuruyoruz. Ahtapot, kalamar ve Yunan salatası başta olmak üzere mezelerle süslü güzel bir uzo sofrası iyi geliyor. Türkiye’den geldiğimizi öğrenen işletmeci ve çalışanlar bize yakınlık gösteriyor hatta bir süre sonra dayanamayarak soframıza dahil oluyorlar. Alışık olduğumuz bu kaynaşma her zamanki gibi bizi mutlu ediyor. Konaklayacağımız pansiyona doğru yola koyuluyoruz. 08 Nisan 2015

diktaion magarasi

 

Yazı: Özgür Aydoğan, Fotoğraflar: Özgür Aydoğan – Kenan Aydoğan

 

Previous:

Selçuk’tan Girit’e Yolculuk -3

Next:

Selçuk’tan Girit’e Yolculuk -5

You may also like

Post a new comment