Sevgi Bağımlılığı

25 Nisan of 2011 by

Bağımlılık, vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımızdır. Bazıları canımızı yakar, sağlığımızı bozar, hatta ölüme götürür, ama başımıza gelecekleri bile bile vazgeçemeyiz. Sigara, uyuşturucu, kumar v.b…

Şimdilerde bağımlılık sayısı ve bizi bağlama yöntemleri oldukça değişti. Eskisi gibi bağımlı olacağını bilemeden de bağımlı olabiliyorsun. Bunlar, yiyecek, içecek olabiliyor. Rengârenk, iştah açıcı yiyeceklerin içeriğinde, bağımlılık yapan maddeler olabiliyor. Bunları öğrendiğimiz zaman iş işten geçmiş oluyor, artık bağımlı oluyoruz, istesek de bırakamıyoruz.

Toplum olarak farkına varamadığımız, aslında bizi ta yüreğimizden bağlayan, boğazımızı sıkan, tedavisi henüz keşfedilmeyen bir bağımlılığımız var, sevgi bağımlılığı. Severiz, sevdiğimizi canından bezdiririz. Severiz, canımızı vermek isteriz. O bizi terk ederse, ya intihar ederiz, ya da onu öldürürüz. Zaten önceden de sürekli tehdit ederiz, ‘Sen gidersen ölürüm, ya da başkasına bakarsan ölürsün’ gibi. Sevgiyle ölüm el ele dolaşır beynimizde.

Pazar gün yine iki kadın öldürüldü. Nedeni sevilmek. Seveni öldürdü ikisini de. Biri boşandığı eşi tarafından öldürüldü. Diğeri kıskanıldığı için, yani yine sevgiden. Dört çocuk anasız kaldı. Onların önünde öldürdü baba üstelik. Sevgisi o denli güçlüymüş ki, on sekiz bıçak darbesiyle anlatabilmiş. Ana toprağa, baba hapse, çocuklar yetiştirme yurduna. Baba pişman değil. “Namus için” dedi. Çocuklar, artık düşlerinde yalnızca ölümü görecekler. Belki yetişkin olunca, aynısını yapacaklar. Yani bu babanın sevgisi, aslında yalnızca kadını değil, dört çocuğu, onların ilerde ilişki kuracağı kişileri de, onların çocuklarını da etkileyebilecek.

Bir başka sevgi öyküsü ise Kahramanmaraş’tan. Anne İstanbul’da hastanede kanserden ölüyor, avukat olan baba, onu memleketine götürme gereği bile duymuyor, oracıkta toprağa veriyor. Geride kalan dört çocuk, annesine dayanamayıp intihar ediyor. Baba “Üzgün değilim, hiç ağlamadım” diyor. Üstelik çocuklar, çok küçük değiller. Hatta birisi otuz yaşında. Ayrı evi, eşi, çocuğu olabilecek yaşta. Bağımlılık insanın gelişmesini engelliyor. Bütün yaşamını, davranışlarını kontrol altına alabiliyor.

Ülkemde her gün böylesi manzaralar görmekten, duymaktan, ‘biri bize normal sevgiyi öğretsin’ diye içimden çığlık atmak geliyor. Hem de öylesi uzun bir çığlık ki, Sağır Sultan’dan önce yetkililer duysun, ivedilikle tedbir alınsın. Sevginin ne olduğu dersleri konsun, paneller yapılsın, her semtin insanlarına zorunlu sevgi dersi verilsin. Cezalarda ‘tahrik indirimi’ saçmalığından vazgeçilsin. Caydırıcı cezalar verilsin ki insanlar kolayca öldüremesin. Dünyanın her yerinde sevgi mutluluk getirirken, benim ülkemde neden ölüm getirir? Biri bize anlatsın. Anlatsın ki gerçek sevgiye kavuşalım.

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Erkek Oğlu Erkek, Bir Meclis Daha

Next:

Emekçinin Bayramı

You may also like

Post a new comment