Sonbahar, Yaprak ve Ölüm

16 Ekim of 2014 by

sonbahar-2

Tabiatta her yıl ‘hayat – ölüm’ sahnesi cereyan etmektedir. Yemyeşil, sıcacık, cıvıl cıvıl, hareketli bir mevsimden, yazdan sonra bir anda tabiat sararıp solmakta, canlılığını kaybetmekte, dallar boynunu eğmekte, yapraklar sararıp geldiği yere (beslendiği) toprağa düşmekte, yeşil rengi yerini sarıya bırakmakta, gözlerimizin önünde tam anlamıyla ‘ölüm’ sahnelenmektedir.

Onun için sonbahara hüznün ve ayrılığın mevsimi demişlerdir. Sonbahar rüzgârının yerlerde sürüklediği dalından kopmuş sararan bir yaprak gördüğümüzde, hangi insan ‘ölümü’ ve ‘ayrılığı’ hazırlamaz ki?

Bir ay kadar önce dalında meyvesiyle bize hayatın ve canlılığın en keskin müjdecisi gibi gülümseyen yemyeşil ağaçlar ve ormanlar, acaba bize şimdi, sonbaharda hangi mesajı vermektedir?

Etrafımızda olup biten mevsimsel hadiseler, her yıl hiç aksamadan sürüp giden inişler – çıkışlar kime neyi anlatmaktadır?

Ölümün habercisi sonbahardan ve ölümün kendisi kıştan sonra gelecek olan bahar, aslında ‘ölümden sonra yeni bir başlangıç’ı bize haber veriyor olmasın?

Doğumları ilkbahara, ölümleri de sonbahara benzetmemiz boşuna değildir aslında… Yeşil hayatı, sarı da ölümü temsil etmektedir, bir anlamda…

Oysaki insanoğlunun bir kere yaşayacağı doğumu ve yine bir kere yaşayacağı ölümü, tabiat her yıl yaşamaktadır.

Rahman ve Rahim olan (Merhametlilerin en merhametlisi) Yüce Yaradan, Kitabi ayetlerle aynızamanda kevni (tabiat) ayetleriyle de insanlığa mesaj vermiştir / vermektedir.

Sonbahar Allah’ın bir kevni uyarısıdır.

Ey insanlık, işte sen de bu ağaç gibi kuruyup gidecek, bir yaprak gibi solup can vereceksin!

Dön bir tabiata bak, doğumdan sonra ölüm, ölümden sonra dirilişe şahit ol!

Ne mutlu sonbahardan ders alanlara!

Sararan yaprak misali toprağa düşmeden kulluk bilincine varanlara!

Yazı ve fotoğraf: Alişan Hayırlı

(Fotoğraf Şavşat)

 

Previous:

İçimdeki Ben ‘Git’ Dedi

Next:

Boğazova’da Duran Zaman

You may also like

Post a new comment