Sözcüklerle Dans Eden Adam: Cemal Süreya

11 Ocak of 2011 by

09 Ocak 2011 Pazar gün ANSAN’da (Antalya Sanatçılar Derneği) Cemal Süreya’yı andık. Onu 9 Ocak 1990’da yitirmiştik. Henüz 59 yaşında, daha yazacağı bir yığın şiir varken. Diğerleri gibi onun da yitip gitmesi mümkün mü? Ancak yer değiştirirler, insanların yürekleridir artık mekânları.

Bu yıl Cemal Süreya’nın Antalya’da anılması daha bir anlamlıydı. Metin Demirtaş, en masum istekleri şiddetle bastırılan, dövülen, sövülen, saçlarından sürüklenen, onurları çiğnenen, içeri tıkılan üniversite gençliğine adadığı ‘Türkülerde Gezer Adları’ şiir kitabıyla ‘Cemal Süreya’ şiir ödülünü aldı. Ancak rahatsızlığı nedeniyle anmaya katılamadı. İstanbul’a ödül törenine de. Törene onun adına oğlu katıldı. Sevgili Metin Demirtaş’a geçmiş olsun dileklerimi sunuyor, en kısa zamanda aramızda olmasını diliyorum.

Cemal Süreya’yı bize ‘Mülkiye’den okul arkadaşı şair Naim Tuncalı anlattı. ANSAN’da şimdiye dek yapılan en anlamlı söyleşiydi. Kısa, öz, anılarla süslenmiş, şiirlerle çiçeklenmiş bir söyleşiydi. Cahit Çakçıl, oturumu açtı ve bize ustadan ‘Göçebe, Afrika ve Üvercinka’ şiirlerini armağan etti. Musa Fırat ve Nurhan Tunç da ustadan şiirler sundular. Naim Tuncalı anılarla hem gülümsetti, hem de bize çoğumuzun ilk kez duyduğu yeni bilgiler sundu. Bakın neler söyledi.

“Cemal Süreya’nın asıl adı; Cemal Seber’dir. Süreya soyadını aldığında, soyadında iki ‘Y’ harfi vardı. Kaybedenin soyadını değiştireceği bir iddiayı kaybedince, o da soyadından ‘Y’ harfinin birini attı. Başka bir iddiada Mehmet Fuat ile ‘Bir arkadaşın kitabını parasız basma’ koşuluydu. Mehmet Fuat kaybetti, ama ‘Kitabın basımı zor iş’ diye vazgeçti. Bir süre sonra Cemal Süreya, kitabı Mehmet Fuat’ın masasına koydu. ‘İşte o kitap’ dedi. Kitabın adı; ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’ şairi de hepinizin bildiği ve sevdiği Ahmet Arif.

1955 yılında Maliye müfettişi oldu. Şu anda Çanakkale’de anıt olarak görebildiğimiz savaş toplarını hurdacıya satılmaktan o kurtardı. 1971’de Darphane Müdürlüğü yaparken bakan (Ali Naili Erdem) teftişe gelir, kendisi bakana refakat eder ve darphaneyi gezdirir. Bakan onu görevden atmak ister, ancak bir neden bulamamaktadır. Ankara’ya dönünce “Darphane pislik içindedir, bu nedenle görevden alındınız” diye bir yazı gönderir. Cemal Süreya yazıyı imzalamaz. Kendisi bir yazı yazar. “Bakanlık Yüksek Katına, Siz geldiniz, Darphane kirlendi, o nedenle istifa ediyorum” diye imzalar ve gönderir.

Hemen hemen bütün kitapları ödül alan Cemal Süreya, yaşamında dik duruşundan hiç ödün vermemiştir. Her ne denli kendisi kabul etmese de şiirde ‘İkinci Yeni Akım’ onunla başlamıştır. Ona göre şiir, kapalı ve biraz karışık olmalıydı. Kolay anlaşılmamalıydı. ‘Şair nasıl yazmak için çalışıyorsa, okuyucu da anlamak için çalışmalıdır’ derdi. Onun ‘Yangında ilk kurtarılacak’ dediği ‘Fotoğraf’ şiiri:

Durakta üç kişi.

Adam, kadın ve çocuk.

Kadın çocuğun elini tutmuş.

Adam hüzünlü.

Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü.

Kadın güzel.

Güzel anılar gibi güzel.

Çocuk,

Güzel anılar gibi hüzünlü

Hüzünlü şarkılar gibi güzel.

Cemal Süreya, herkesten daha fazla sözcük kullanmıştır. Diğer şairler en çok bin ya da iki bin kullandıysa, o üç bin kullanmıştır” dedi.

Her zaman ANSAN bahçesinin bir köşesinde sessizce şiir yazan Naim Tuncalı, yine zamanı iyi kullandı ve bize ‘Tadı damağında kalan’ bir söyleşi armağan etti. İlk kez salonu kimse söyleşinin sonuna dek terk etmedi. Çok teşekkürler Naim Tuncalı yüreğine sağlık.

Previous:

Leyla Erbil Öykücülüğü

Next:

Türkülerin Tadı Azaldı Mı?

You may also like

Post a new comment