Suriye’den Selam

10 Şubat of 2011 by

6 Aralık 2008

Ankara’daki vize işlemlerinden sonra ki Lübnan, Mısır ve Ürdün vizelerini alıp Suriye’yi alamamış olmama rağmen sabah Antakya’daydım. Antakya’ya beni getiren Jet Turizm, Suriye’ye de gidiyormuş. Sınırda herhangi bir zorlukla karsılaşmadan giriş yaptım. Öyle yorgun ve uykusuzdum ki hemen bir otele yerleşip uyumaktan başka bir şey düşünemez haldeyim. Kafayı yastığa koyar koymaz uyumuşum. Gözlerimi açtığımda saatin kaç olabileceği ile ilgili hiç bir fikrim yoktu. Öyle uzun uyumuşum gibi geldi ki perdeyi aralayıp baktığımda havanın karanlık olduğunu gördüm. Saate baktım. Henüz ikindi vakti.

Halep’teyim. İlk izlenim çok yorgun olmamla ilgili olarak bulanık. Sokaklar kalabalık. Başka bir ülke. Bilmediğim bir yer. Zamanın dışına cıkmış gibiyim. Bunu hissetmek çok güzel. Özlemişim. Nereye gideceğimi bilmeden ve bunu umursamadan sokaklarda dolaşıyorum. İnsanlar meraklı gözlerle bakıyor. Kulağıma gelen Arap müziği hoş. Oynak ama bir o kadar da kederli. Niyeyse Pakistan müziği de böyleydi. Oynasam mı kederlensem mi bilemezdim. Doğu ezgileri bu bakımdan karakteristik. Acı ve neşe iç içe geçmiş. Acıdan neşeye karışan yol insanların nasıl yaşadığı ve nasıl hissettiği ile ilgili de fikir veriyor sanki…

Yapılar eski. İnsana zaman tüneline binip de eski zamanlardan birinde inmiş izlenimi veriyor. Eski yerlerde dolaşmak bu yüzden herhalde beni mutlu ediyor. Renkler aynı. Dumanlı açık kahveye benziyor. Her yerde gözüme ilişen Arap yazıları algıma çarpıyor, tanıdık bir yazı arıyormuşçasına bakıyorum. Niyeyse tanıdık bir şey bulmak arayışı içine giriyor insan böyle durumlarda. Saçma mı değil mi bilmiyorum. Aslında kafayı çekmiş gibi yorgunum. Düşüncelerimle pek fazla ilgilenmeksizin yürüyorum. Hiçbir şeyin bir anlamı yok aslında. Burada gördüklerim ve hissettiklerimi yorumsuz olarak yaşamak; tüm istediğim bu. Zaten biraz da beni yola çıkaran neden de bu sanırım. Öyle bıkmışım ki insanin her şeye yorum katmak suretiyle yasamı olduğu gibi hissedemediği, koklayamadığı ve dokunamadığı durumlardan. En başta tabii bunu kendimde yakaladığım zamanlardan. Elhasili velkelâm insan olmak yorucu. Elimizde olmadan kirlenmek nasıl berbat bir şeyse elimizden gelenle temizlenmek bir o kadar mümkün. Hafiflemek, rahatlamak ve düşünmeden dolaşmak. Fark ettiğim üzere; yeni bir coğrafyada bu daha kolay.

 

Next:

İlk Adım; Halep

You may also like

Post a new comment