23 Aralık 2010
21 Mayıs Bu gün son gün. Marakeş Havaalanı’ndan kalkacak olan öğleden sonraki uçuşumuza gidebilmek için Djema el Fna Meydanı’nın caddeye bakan tarafında, karşısında kahvehaneler, kaçak sigaracı ve KFC’nin sıralandığı otobüs durağından havaalanı otobüsümüze bindik. Otobüs bizi şehrin görmediğimiz diğer yerlerinden dolaştırarak götürüyor. Etrafı camdan izlemek çok zevkli. Evlerin önünde oturan insanlar, kahvehanelerde tavla oynayanlar, çocuğunun [...]
22 Aralık 2010
20 Mayıs Buralar cehennem sıcağı. Kutubiye Camii’nin oradan bir taksi tutup, 5. Muhammed Caddesi üzerinden Menara Bahçeleri’ne gittik. Orada ve dönüşte çarşıda fotoğraf çektim. Buradaki son günüm. Kenarlarda küçük bakkal çakkalların dondurucuları çalıştırmıyor. O yüzden su alsam da faydasız, ben de her üç dakikada bir başımı ıslattım. Çarşıda akşamüstleri kurulan açık lokantalar, turistlerin [...]
21 Aralık 2010
19 Mayıs Sabah 6 da kalktık, sıcağa kalmamak için en iyi yol. Çadırımızın önüne kurulan yer sofrasında tereyağı, sıcak ekmek, bal ve yeşil çay ile kahvaltı ettik. Kahvaltı öncesinde ve sonrasında fotoğraf çektim. Derken kervan yola düzüldü. Kum tepelerinin ufkunda gelmekte olan sıcak havanın izleri seçilebiliyordu. Zagora, Cezayir ve Fas sınırına yakında bir yerdi. Çöl [...]
20 Aralık 2010
18 Mayıs Fas’a geldiğimin ikinci günü. Sanırım yedi saattir tanrıların yontmuş olduğu, uçsuz bucaksız ve tek tük küçük bitkilerle bezenmiş Atlas dağları’nın arasında ilerliyoruz Sahara Çölü’ne. Aralarında ve üzerlerinde çok uzun bir zamandır ilerlediğimiz bu kırmızı dağlar, sofrasına yem olmaktan korkarak kaçmakta olduğumuz devler gibiler. O kadar küçüğüz ki, göremezler bu insancıkları. Dağlar üzerlerinden aşağı [...]
19 Aralık 2010
17 Mayıs Afrika’nınAfrika’nın nasıl bir diyar olduğunu Cebelitarık üzerinden uçarken az çok hissetmiştim. Nitekim Tanger üzerinden Afrika kıtasına girdiğimizden beri çocukluğumuzun coğrafi haritalarındaki gibi, kırmızı bir ülke vardı altımızda. Djema el Fna Meydanı’na adımımı atar atmaz havada asılı kırk baharat kokusunu ayrı ayrı almak mümkün diye düşündüm. Geniş meydanı çevreleyen alçak yapıların duvarlarına çarpıp bölgeye [...]
18 Aralık 2010
Bugün Madrid’deki son günümüz. Kahvaltıdan sonra, Sevilla’ya gitmek üzere otobüsten yer ayırttık. Dili fransızca olan bilgisayarın internetinde kredi kartımla ilgili sorun oluştu, Mendez Alvaro Estacion Sur’da güneye giden otobüs firmalarından biri olan Socibus’ un gişesi ile telefon görüşmesi yapmamız gerekti. Onu da hallettikten sonra, gönül rahatlığı ile Caixa Forum’a yol aldık, geçen günlerde gittiğim müzeler [...]
17 Aralık 2010
Bugün üçüncü gün ve bense Barcelona’dan beri hala dinlenememiş bir halde olmama rağmen azmimi koruyarak turistlik vazifemi yerine getiriyorum. Bugün Thyssen – Bornemiszka Müzesi ve Caixa Forum’a gitmeyi amaçlıyoruz.
16 Aralık 2010
Bugün de önceki günlerin yorgunluğunu atamamış bir şekilde erkenden kalktık. Ama aldığımız uyku bize yeter de artardı bile.
15 Aralık 2010
Barcelona’dan Madrid’e uçuşumuzun olduğu günün sabahında havayolu şirketinden gelen mailde, volkan patlaması nedeniyle uçuşumuzun iptal olduğu yazıyordu. Erkenden havaalanına gidersek uçuşumuzu başka yöne çevirebileceğimiz de belirtilmişti. Biz de apar topar gittik Girona Havaalanı’na. Orada bizim gibi muzdarip, uzun bekleyiş saatlerinde yerlerde uyuyan bir sürü insan vardı. Biz havayolu şirketimizle konuştuğumuzda, uçuşun yapılabileceğine yeniden karar verildiğini [...]
03 Aralık 2010
29 Nisan Lavanta kokan bir Cordoba sabahı… İnsan, tüm saçmalıklardan arınmış ve yeniden doğmuş gibi hissediyor kendini bu şehirde. Bu beyazlık, bu saflık duygusunun insanda bıraktığı izin tarifi zor. Güneşin neşeli pırıltısıyla, Endülüs evlerinin beyazı tutkulu aşıklar gibi… Endülüs’te beyaza öykünme, coğrafyasından insanların tenine kadar her şeyde mutlak bir egemenlik kurmuş esmer tonun sürekli uyardığı bir [...]