23 Ocak 2011
“… Kuzey ormanlarından çıkıp geldiler, cesur, dağınık, marifetli ve henüz yolun başındaydılar. Önce bozkıra, sonra Çin içlerine ve sonra da sonu başı belli olmayan bir sel gibi garba doğru yayıldılar… Türkler adıyla tarihe geçen bu boylar, aileler ve kavimler bütünü batılıların gözüyle çoğunlukla barbarlığın simgesi olsalar da Orta Asya’nın yüksek uygarlıklarından birini ve bazen küçük [...]
14 Ocak 2011
Aynı korkuları, aynı beklentileri, aynı yaşam biçimlerini destekleyen… Ve bir şekilde içimizdeki o sesin yükselmeye imkân bulduğu ve bizi kendi yaşam yolumuza çağırdığı gerçeğini fark ettiğimizde başlayan dönüşüm… Şamanlar der ki; “zihniniz size ait değildir.” Sürekli kendi kendimizle konuştuğumuz ve bu içsel konuşmayı sürdürdüğümüzü hatırlarsak eğer bir an bile bu konuşmayı kesemediğimizi. Bu tam da [...]
12 Ocak 2011
Şamanlar aynı zamanda insan olmaktan büyücü olmaya giden o gözle görülemeyen ama dönüşülmesi mümkün olan ancak aklımızla algılayabileceğimiz şekilde anlamamıza imkân vermeyen o yolda yürürler; sonsuzluğa doğru… Şaman büyücüler kara büyücü ve beyaz büyücü olarak ikiye ayrılır. Kara büyücüler yeraltını, beyaz büyücüler de göksel olanı sembolize eder. Bu sözlerin kısır ve yeteri kadar derinlikten yoksun [...]
10 Ocak 2011
Onun üzerine düşünmeden edemiyorum. İran, Pakistan, Hindistan ve Nepal yolunda hep at dikkatimi çekmişti. Bu yolculukta ise (Suriye, Lübnan, Ürdün ve Mısır) hep kartal görüyorum. At beni kartala götürdü… Şaman görücüler davul eşliğinde içsel yolculuğa çıktıklarında dünyayı olduğu haliyle enerji olarak görürler. Ve bu yolculuklarda usta Şaman yere ve göğe yolculuk yapar. Davulu onu taşır. [...]
08 Ocak 2011
Keçilerin arasına karışmış, görünce onu öyle bana hissettirdiği duyguya bıraktım kendimi uzun bir süre. O görkemli boynuzları; ehlileştirilmemiş, doğal, gizemli ve vahşi bir yanı olduğunu anlatır gibiydi. Duruşu dimdik ve etrafı keskince dinleyen dikkati ona yabansı bir görünüm veriyordu adeta. Bakışları, duruşu, yürüyüşü kesinlikle hiçbir hayvana benzemiyordu. Ona saygı duymamak imkânsız… O an dönüp bir [...]
06 Ocak 2011
Dünyanın çok önemli uygarlıklarına sahne olmuş bu yerlerde hala çok ilkel ve kendini tekrar eden bir yaşam görmek! Çok fazla genelleme yapmamak adına gayret etmeye çalışıyorum ama bu coğrafyada kime merhaba dediysem senden hoşlanıyorum dedi veya o tavırlar içine girdi. Hayatımın dakika bir gol bir evlenme tekliflerini de bu coğrafyada aldım. Bu benim karşı konulamaz [...]
04 Ocak 2011
Her şeyin bir müziği vardır, doğadaki her sesin… Bazı insanlar bilirler, duyarlar bunu, bir kuş sesinin hangi notada seslendiğini çıkarıverirler; her sesi notaya döküverirler; her bin insandan biri böyle doğar; böyle insanlara ‘absolüt’ denir… Ve bir ses bir notaya dönüşüverdiğinde, yaşamın boyunca tanımlayamadığın o bilinmezi kulağına fısıldayıverir… İşte tam da bu yüzden müzik taşır; yaşanmışlıkları, [...]
22 Aralık 2010
Gece 02.00 suları… Adrasan Koyu’ndayım. Dolunaylı bir gece, ayaklarım çakıl taşlarının üzerinde. Bir esinti güzelim ağaçların dallarından gelip denize karışıyor. Hissettiklerimi algılayadurayım, bir karartı görür gibi oldum sahil kenarında… Baktım, baktım, biraz daha yaklaştım, biraz daha; sonsuzluktan, denizden gelen bir kadim dost`la karşılaştım; ‘bir caretta caretta’ ile… Orda öylece durmuş bekliyor gibiydi. Belki de benim [...]
18 Aralık 2010
Korkak yürekler bu defa suya göz dikti! Su, hava, ateş ve toprak; dört element insanlığa ait değildir. Tüm canlılara, tüm ekosisteme aittir. Aidiyet duygumuz başka birçok şeye karşı en başta gelişen en zararlı yanlarımızdan biri ne yazık! Söyleyeceklerim, aklımdan geçenler ruhumu yaralıyor. Sözcükler direniyor; söylemek istediklerime direniyorlar. Buna rağmen söylemeden edemeyeceğim şeyler var. Çünkü onlar [...]
16 Aralık 2010
İnsanoğlu geceden ve gündüzden doğduğu zamana göre enerji alır. Gece doğan bir insan gecenin erkinin desteğine sahiptir, tıpkı gündüz doğanın gündüzün erkinin desteğine sahip olması gibi… ‘dünyevi bir gecede bulutlu rüyalar asılı ışıldayan ayda zamansız bir şarkı söyleniyor gelen şafakla uçan kuşlar söylüyorlar orada kalplerin taşları oynattığı yerde… ‘ L. McKennıth Ben gece 03.00 sularında [...]
14 Aralık 2010
Konuşmaktan konuşmaya fark var; kimi sözcükleri öylesine başıboş ve bol keseden sarf ederken, kimi her bir sözcüğün, her bir cümlenin yerinde ve yeterince kullanılmasından yanadır… Konuşmak karşı tarafla kurulan çok önemli ve ciddi bir bağdır aslında; bir enerji alışverişidir. Konuşan, dinleyen ve dinleyen, konuşan derken kendimizi ya enerjik hissederiz ya da yorgun. Genellikle içimizdekileri boşaltmaya [...]
12 Aralık 2010
Bir bilgeye sormuşlar; ‘şu yeryüzündeki en mutlu insan kim?’ diye, ’dağdaki çoban’ demiş. Sebebini arzuhal etmişler; ’çok fazla düşünecek şeyi olmadığından, basit, yalın ve sade bir yaşamı olduğundan’ cevabını vermiş… Bilmem ki. Düşünecek çok fazla şey olmadığında, kendi zamanımızı yaşayabildiğimizde; ister çalışarak, ister dinlenerek, ister eğlenerek… Sanki huzur yerleşiverirmiş gibi geliyor insanoğlunun kalbine… Öyleyse ne? [...]
12 Aralık 2010
Yola çıkmışsan eğer vazgeçmek için çok geçtir, fikir yürütmek içinse erken… Ayrılmak, bir şeyleri geride bırakmak zordur. İnsan ömründen verir derler. Göğsümde ne yaptığımı çok iyi bilmeden yaptığım bir şeyin sancısıyla gidiyorum. Öyle bir kopuş ki bu, elimde değil. Yaşamımı yaşadığım şekliyle geride bıraktım. Sezgilerimi izliyorum. Yaptığım sadece bu. Yoldayım. Otobüs devam ederken bildik sınırlardan [...]
10 Aralık 2010
Günlük yaşam! Zamanı sadece doldurduğumuz, şimdiki anı hep kaçırarak, geçmişin gölgesinde gezinerek, aslında yaşamadığımız, herkes gibi olmaya çalıştığımız, bir duyguya, bir insana, bir anıya sığındığımız zamanlar, gelecek kaygılarıyla dolu, aslında gerçekte var olmayan özellikle yaratılmış yapay sorunlarla kendimizi doldurduğumuz, hız, yetişme kaygısı ile bir oraya bir buraya koşturduğumuz, bir dinamit haline dönüşene dek dolanıp [...]
08 Aralık 2010
İnsanın kendini, kendi varlığını, eğilimlerini, yaklaşımlarını reddetmesinden kabul etmesine ve o andan itibaren bir başka anlayışa doğru dönüşmesine doğru bir yolculuk mudur yaşam? İnsana olanlar değil, o insanın içinde olanlar önemlidir! Bana öyle geliyor ki olduğumuz haliyle olmanın bir anlamı var. Ve bu anlamı ancak ve ancak kendi yaşamımızda ortaya çıkarabildiğimiz doğrudur. Kendi yaşamımızı ve [...]