Tudmor Yolunda

16 Şubat of 2011 by

13 Aralık 2008, Palmyra

Hama’dan sonra Homs’a geldim. Hama ve Homs, Asi Nehri boyunca yer alan yerleşim alanları. Eskiden birbirlerinden pek hoşlanmazlarmış; Asi Nehri’nden fazla su aldıklarından dolayı birbirlerini suçlarlarmış. Hama, Homs’a göre tutucu. Homs sanatçılarıyla anılıyor; insanları daha zarif ve güler yüzlü. Sanatın gözünü seveyim, sanatkârın da.

Söylemeden geçmek olmaz; aralarındaki münakaşa öyle tatlı ki günümüzde fıkraya dönüşmüş. Ve her iki şehrin halkı da birbirleri ile ilgili bir şey anlatacaklarında eğer diğer taraftan kimse yoksa anlatmıyorlar. Eski öfkeler yerini saygıya ve fıkraların güler yüzlü anlayışına terk etmiş. Ne güzel…

Böylelikle her ikisini de ziyaret etmiş oldum. Tipik kasaba havası var. Homs, Hama’dan daha büyük…

Homs’dan sonra Palmyra’ya geldim. Tudmor diyorlar Suriyeliler buraya. Çölün içinde bir antik şehir. Otobüs çölün ortasından ince uzun bir yolda ilerlerken etrafta sadece Bedevi çadırları görülüyor. Bir de topraktan yapılmış çadır görünümünde küçük evler var. İlk defa gördüm, ilginç geldi. Palymra, Çingenelerin ve Bedevilerin yaşadığı bir köy. Ayrıca şehrin işkencesiyle ünlü olduğunu öğrendiğim hapishanesi de burada bulunuyor; Tudmor Hapishanesi…

Antik şehir çölün içinde tüm görkemiyle yükseliyor. Gerçekten de etkileyici. Çok büyük ve efsaneleriyle ünlü. Burada zamanında Zenobia adında bir kraliçe yasamış. Güzelliği dillere destan. Vakti zamanında Romalılar tarafından esir alındıktan sonra bir rivayete göre yüzüğündeki zehri içip intihar etmiş. Bir başka rivayete göre ise tam yüzüğündeki zehri içecekken bir tanrı yüzüğe üfleyerek ona sonsuzluk bahşetmiş ve kraliçe görünmez olmuş. O gün bu gündür her iki dünyada da yaşadığını ve saltanatını sürdüğünü anlatıyorlar. Deve sütünden güzelliğine güzellik kattığı ve Tudmor’da ki kalıntılar arasında süt birikintileri bıraktığını…

Antik şehrin içinde yakın zamana kadar köylüler yaşıyormuş ama daha sonra içerisi boşaltılmış. Sadece kalıntılar var. O günden itibaren bir tek Fransız bir kadının otel işletmesine izin verilmiş; Zenobia Otel. Burası gerçekten de Halep’ten sonra farklı hissettiğim ve sevdiğim tarih kokan bir yer oldu. Biraz uzun kalmayı düşünüyorum.

Previous:

Başka Yola Doğru

Next:

Bedevi Kızı

You may also like

Post a new comment