Varanasi

28 Ağustos of 2011 by

20.08.2011

“Beni önce binlerce lütuf ile okşadı. Sonra tuttu binlerce kahır ile binlerce dertle beni eritti… Benimle, sevgisinin zarı gibi oynuyordu. Ben benliğimden geçip o olunca, beni bırakıp gitti…”

Ölüler var önümde, ölümü bekleyenlerin öldükten sonraki halleri. Belki de önümdeki ölüyü, ölümü beklerken görmüşümdür sokaklarda bir yerde. Eceliyle ölmüş olanların yandığı yerdeyim. Dev ateşler kaplamış her yeri ve bizimde bedenlerimiz de neredeyse yanmak üzere. Yüksek ısıya rağmen görmek istiyorum bu eşsiz görüntüyü. Bu kadar açık ve net bir insanın yanışını görmek, odun üstüne odun atılışını izlemek hayatta elde edilecek az tecrübeden biri. Yanan bedenle beraber fanilerinde bu acıyı hissetmeleri gerek galiba.

Ghatların ikisinde yakılma töreni gerçekleşiyor; birinde eceliyle ölen Hindular, diğerinde intihar edenler, katiller, ecelsiz ölenler, yakılma törenine mensup başka dinlerin insanları… Dev kütüklerin sırtlarda taşınışını izliyoruz. Nereye gidiyor çok iyi biliyoruz. Ağlıyor odunlar. Ama gururlu görevlerinin gözyaşları bunlar.

Lord Shiva’nın 2.500 yıldır sönmeyen kutsal ateşinin başında, küllere değiyorum ve süreyi düşünüyorum aklım karışıyor. Dine, Shiva’ya olan bağlılığı, ruhu nesillerdir korumuşlar. O ateş; insan, ruh, varlık, her şey demek Hindular için. Yakılması gereken kişi Shiva’dan geçmeden, o ateşten icazet almadan ve Ghat’ın babasından izinsiz asla yakılamaz. Orada köşede, kocaman yeşil bir defterle oturup her şeyi kaydeden baba, buranın patronu, her şeyi bir nevi. O ne derse o olur. Anne Ganj’da yıkanan beden çapraz dizilen odunlarla sarmalanıyor. Aralara da iri kütükler ve tutuşmayı sağlamak için otlar yerleştiriliyor. 3 saat boyunca yanıyor ve çıkartılıyor. Tekrar Ganj’da yıkanıp, tekrar ateşe atılıyor. Hindular, Ganj’da yıkanarak yakıldıklarında tekrar doğum süreçlerinden kurtulduklarına inanıyorlarmış. Ruhun özgür bırakılması için geçilmesi gereken bir sınav. Bu yüzden Varanasi’nin önemi onlara göre çok büyük.  Zamanında kutsal kişiler bütün Hindistan’ı dolaşarak en uygun ölünecek yerin burası olduğuna karar vermişler.

Söylenene göre kadınların kalça kemikleri ve erkeklerin göğüs kemikleri pek kolay yanmazmış. Bu yüzden her şeyin sonunda bu kemikler Ganj’a atılırmış. Geçmişte yaşanan kolera salgınında ölen birçok insanın hastalıklı bedeni de Ganj’a atılmış. Günümüzde cüzamlıların atılmasına dahi izin verilmiyor. Her şey öyle gözümüzün önünde oluyor ki sesimi bile çıkartamadan izliyorum. Ölümü düşünüyorum. Ölümün buradaki insanlar için ne kadar normal olduğunu, hayatın ne denli bir parçası haline geldiğini anlamaya çalışıyorum.

Nepal’de de Hindu Tapınağı’nda yakılma töreni izledim. Ama böylesine iç içe hiç görmedim. Aile bireyleriyle asla konuşmamamız tembih ediliyor. Yastaki aile fertleri, yakılanın yakın 5 akrabası, kafalarındaki bütün kılları kestirmek zorunda, yalnızca kafalarının arkasında küçücük bir tüy kalıyor. Daha sonra Ganj’da arındırılan ölenin eğer oğulları varsa en büyüğü tarafından yoksa yakın akrabası tarafından ve yakma işleminde çalışan en düşük kasta mensup insanlar tarafından yakılıyor. Yakan kişi ölünün etrafında 3 defa dönerek kutsal tapınaktan aldığı ateşle ölüyü tutuşturuyor ve sonra bir köşeden töreni sonuna kadar izliyor. Bu törende fotoğraf çekmek büyük saygısızlık ve ayıp olarak algılanıyor. Zaten orada bir Hindu olmadan durmak bile çok zor. Aile istemezse anında çıkartılıyorsunuz. Bir süre sonra bizde aynı şeyi yaşıyoruz ve çıkıyoruz. Normalde kuru sezonda bu tören sahilde, Ganj’ın kenarında yapılıyor. Muson mevsimin de suların her yeri kaplamasından dolayı tören, yukarda 20 – 30 metrelik bir özel alanda devam ediyor. Küllerin temizlendiği 2 saat dışında burada günde 22 saat boyunca 300’e yakın insan üzerinde bu işlemler devam ediyor. Donup kalarak izlemek, dinlemek ve düşünmek dışında hiçbir şey yapamıyorum…

Etrafta hiç kadın yok. Sadece uzaktan izleyebiliyorlar. Öğreniyoruz ki Hindistan Hükümeti tarafından yasaklanmış. 10 sene önce kadının biri yanan ateşlere atmış kendini, benim yaşamımın artık bir anlamı yok diye. Bu durum Hindu dininin de tarihinde var.

Akşam anne Ganj’a şükretme töreni var. Bu şöleni görmek için oraya gidiyoruz. Bunu her gece yapıyorlar. Bir nevi kapanış töreni. Herkesin hep bir ağızdan söylediği anne Ganj’a şükürler olsun, ‘Ganga mai ki jai’  ilahisi kulaklarımıza yerleşiyor hemen. Brahman rahiplerin yönettiği tören ana Ghat’ta. Dassaswamedh Ghat’ın bir ilginç özelliği ise Varanasi’deki bütün yolların buraya çıkması. Tarihte derler ki yaratıcı tanrı brahma burada 10 atı törenle kurban etmiş.

Bedenen olmasa bile ruhen yorgun, düşünce yönünden de oldukça yoğun gün, geceye döndüğünde beni anne Ganga’nın yanına götürüyor. Garip bir şekilde bu nehir beni kendine çekiyor. Onu görmek onu yaşamak bir ayrıcalık. Ve bana bu günü yaşattığı için bende ona, onun kıyısında, onun evinde gözlerinin içine bakarak ‘ganga mai ki jai’ diyorum. Huzurluyum. Boşum ama çok doluyum…

 

Previous:

Varanasi

Next:

Varanasi

You may also like

Post a new comment