Varanasi

27 Ağustos of 2011 by

19.08.2011

“Öldük, dünyayı şaşkın bırakıp gittik,

Yüzlerce incimiz vardı delinmedik.

Sersemliği yüzünden bilgisizlerin,

Renk renk düşünceler kaldı söylenmedik.”

Varanasi; ölüm kenti, ölmeye gelinen şehir, gökten inen şehir, anne Ganj’ın kutsallığının doruğundaki kent. Kalabalık bir trafik keşmekeşinin ardından Ganj’a çok yakın bir noktaya geliyoruz. Artık 1 – 2 dakika uzaklıktayım ona. Hemen ulaşmak ve görmek istiyorum. Bu bir çılgınlık; kaos, duman ve is kokuları içinde dar sokaklardan, dilenciler, öküzler, mandalar, keçiler, fareler ve hacılar eşliğinde, her yerden yükselen ilahiler ve müziklerle birlikte geçiyoruz. Boşluk bedenimi kaplamış durumda…

Dünyanın en eski şehirlerinden birindeyim.  Her şey, her yer tarih. Herkes sanki binlerce yıldır burada yaşıyor. İnsanlara bakınca onların buraya ölmeye geldiklerini düşündükçe içim burkuluyor. Çünkü Hindistan’daki yaşlı hasta kişilerin hepsi ölümü beklemek, tekrar doğmak için bu kutsal şehrin basamaklarına geliyor. Bir nevi Mekke burası. Her dindar Hindu’nun gelmesi gereken yer. Gelemiyorsa da eğer başka bir yerde ölen kişi buraya küllerini ulaştırarak anne Ganga’dan yeni bir hayat dileyebiliyor.

Kimine göre dünyanın en pis su kütlesi, kimine göre değmesi bile hastalık emaresi. Bana göre ise o anne Ganga. Yaşanmışlığın en yegâne simgelerinden. Öyle ihtişamlı ki sanki gerçekten canlı gibi. Koca bir göl edasıyla karşımda. Sessizim. İzliyorum insanı çarpan ölüm enerjisini…

Sular öyle yükselmiş ki yürüyecek bir alan yok sahilde. Neredeyse evlerin içine kadar girmiş durumda. Elektrik direkleri, merdivenler her yer sular altında kalmış. Üzülüyorum çünkü Lord Shiva gibi Ganj’ın kenarında yürümek istiyordum.  O her sabah öyle yaparmış. Hüznünden ve neşesinden hiçbir şey eksilmemiş ama görüyorum onu.

Suların yıl içinde azalıp artmasından dolayı, korunmak için Ganj’a inen merdivenler yapılmış. Bu Ganj’a ulaşan merdiven bölgelerine ‘ghat’ deniyor. Bir nevi kapı. Bayramlar, törenler, seremonilerde burada yapılıyor. Yüzlerce var. En büyüğü ‘Dassaswamedh ghat’  ve en büyük seremoniler burada. Bu ghatların ikisi ise Burning Ghat. Yani ölülerini yaktıkları yer. Aslına bakılırsa Hindu’lar Ganga’ya sadece ölülerini vermiyorlar. Kendi ruhlarını da ona veriyorlar…

Gerçekten çok etkileniyorum. Hep gelmek, hep görmek istediğim, duyduğum, işittiğim, okuduğum Varanasi sokaklarındayım. Benim hac yürüyüşümde bu oldu. Kendimi kaybetmekten korkuyorum. Öylesine yitmişlik var ki burada, hâkim olmayı öğrenmek zorunda hissediyorsunuz kendinizi. Yaşamadan asla bilinemeyecek duygular var derlerdi. Şimdi anlıyorum… Ölümü bekleyişi…

Previous:

Gorakhpur

Next:

Varanasi

You may also like

Post a new comment