Yavaş Tatil (Mışıl mışıl tatil zamanı)

27 Kasım of 2010 by

Tatil deyince ne anlıyorsunuz? Soruyu kolaylaştırayım daha doğrusu konuyu açalım…

İki tip tatil yaparız. Birincisi; sabah koşar adım uyanıp kahvaltı salonuna ulaşmak ve uykulu gözlerle kuyruğa girip elimizdeki tabağımıza bir şeyler doldurup boş bir masaya yerleşmek. Saat 10.00’da boşaltmanız gereken masanızda hızla kahvaltınızı tamamlamak. Öğle zamanı çeşitli etkinlikler gerçekleştirilirken oluşan gürültüyü (siz etkin olsanız da olmasanız da) çekmek. Havuz ya da deniz kenarında şezlong kapmak.

Akşam yemeğine hazırlanmak için odanıza geçip duşunuzu takiben makyajınızı yapmak, özel ve de havalı bir şeyler giyip salına salına yemek salonuna ilerlemek. Ayağınızdaki topuklu ayakkabılarla tekrar yemek kuyruğuna girmek. Tabi beyler de şık ve de mık giysiler içinde traşını olup kokular sürünüp geçer o yemek kuyruğuna.. Sohbetin en tatlı yerinde yemek salonunu terk edip bara ya da başka bir yerlere gidip sohbete devam edecekken konu dağılmıştır artık. Gözünüz tatil boyunca saatinize kilitlidir.

Şimdi ikinci tip tatili konuşalım. İstanbul’dan göç edipte Antalya – Kumluca’daki köyümüze yerleşmeden önce çocuklarla tatile çıkarken, ne zaman birinci tip tatili seçtiysek evimize yorgun döndüğümüzü fark ettik. Hani enerji depolayıp, işimize daha yoğunlaşacağımız yerde biz işimize bile gitmeyip evde bir iki gün dinlenmek ihtiyacı hissettik. Ancak birazdan anlatacağım ikinci tip tatilden dönüyorsak Pazar gecesi İstanbul’a dönüp pazartesi sabahı zımba gibi işimizin başına geçtik. Hem de yüzümüzde bir gülümseme ve ruhumuz, bedenimiz dinlenmiş olarak.

Sabah, bana özel bir masada saate bakmadan kahvaltı yapmışsam, temiz ve taze yiyecekler yemişsem, etrafımda koşturan insanlar görmemişsem, sadece doğanın sesini dinlemiş, hayvanlarla oynamış, çıplak ayağımla toprağa basıp ağaçlara, çiçeklere dokunmuşsam, istediğim gibi gezip dolaşmışsam, akşam yemeğine makyajsız rahat kıyafetlerimde katılmışsam, etrafımda dingin yüzleriyle samimi gülümseyen insanların varlığıyla daha da rahatlamışsam, yeni dostluklar edinip zenginleşmişsem, ben nasıl yorgun dönerim evime, mümkün mü? Değil.

Şimdi Antalya da en güzel mevsim… BAHAR.

Kendini yorgun hissedenlere ya da enerji toplamak isteyenlere önerim çevrenizde ikinci tip tatil yaşayabileceğiniz yıl boyunca hizmet veren küçük, sakin, oteller, pansiyonlar muhakkak vardır. Hafta sonlarınızı buralarda yaşayacağınız bir – iki günlük tatille çok iyi hissedebilirsiniz.

Doğanın içinde kurulmuş bu tip tatil yerlerinde ışık kirliliği olmadığından, geceleri gökyüzüne baktığınızda bin yıldızlı bir yerde olduğunuzu anlayacaksınız.

Evet, ne diyorduk, gidin, gelin, ekonomiye de can verin.

Bize de bekleriz efendim…

 

Next:

Doğa ve Sanatla Gelen Şifa

You may also like

Post a new comment