Yerli mi? Modern mi? (3)

21 Ekim of 2011 by

İnsan totem hayvanı ile ortak ruh ve yaşama sahip olduğu için insanlarla hayvanlar ayrılmaz bir bütün oluştururlar. Var olan her şeyin kendinden ayrı bir hayatı vardır. İşte bu dış ruhun (Doğa ile olan ilişkinin) yok olması insanın ölümünü de beraberinde getirir.

Bu gizemli gibi görünen bağ insan ile doğa arasındaki ayrılmaz bütünlüğün, sınırsız uyum ve dengenin simgesidir. Günümüz insanı için totem hayvanı ütopik bir bilgidir. Kendi ruhundaki totem hayvanını bilmek, onunla bağlantı kurmak ve yaşamını onun yaşamı ile ilişkilendirmek gibi yaşamsal öneme sahip bilgilerin saçma olduğuna inanır. Ve bilmez ki; vahşice öldürülen her hayvanın, yok edilen her bir ağacın, bozulan ekosisteme ait her bir parçanın, düşünmeden onursuzca yediği her bir yiyeceğin ata ruhu onun laneti olacaktır.

– Doğada pek çok kutsal yer bulunur. Her biri fiziksel yapılarıyla yerli ve doğa arasındaki derin, karmaşık ilişkiyi simgeler. Bu kutsal yerler, yaşamlarının ve akıllarının özüdür. Her kutsal merkez dünyevi ortamdaki boşluğu dolduran bir güçtür. Onlar insanın kendisi ve çevresi ile olan bağı besleme sorumluluğunu gösterir ve anımsatırlar. Parçası oldukları doğayı korumak inancın ötesinde kutsal bir davranış şeklidir. Buralarda yapılan ritüellerle bu bağ beslenir ve korunur daha önce burada bulunan Ataruhlar ile bağlantıya geçilir. Bu yerler tehlikeye düşerse ‘kosmoz’un tüm işleyişi de tehlikeye girer. Doğasından ve ‘düşgörme’ yerlerinden mahrum olan biri hiçbir şey olur, canlılığı ve geleceği olmayan bir hiçliğe döner. Günümüz insanının kabul ettiği kutsallık ‘Doğa’dan kopuk ve salt ‘Yaratıcı’ ile kurulduğu düşünülen kutsallıktır. Affolunan kutsal yerlerde ne ‘Doğa’ ile ne onun işleyişi ile ne de insanın doğa ile olan ilişkisinden söz edilir. Kişi sadece kendi yaşamı ve ölümden sonraki yaşamını düşündüğü bir bakış açısıyla kutsal bir yerde kutsal bir edimle yer aldığını düşünür ve buna inanır!

– Bir çocuk doğduğunda anne ve çocuk arasında bulunan göbek bağı kesilir. Göbek bağı aynen anne ile çocuk arasındaki gerçek sevgi, gerçek dostluk ve gerçek şefkat gibi nitelikleri temsil eder. Ve bu bağ iyi bir eğitimle oluşturulmuş gelişkin kadın değerlerini simgelerken diğer yandan kendisini yaşamın büyük gelişimine sunan çocuk masumiyetinin ve saflığının bir parçasını kendinde taşır ve özel bir ritüelle muhafaza edilir. Günümüzde öylesine atılan göbek bağları anne ve çocuk arasındaki bu kutsal ilişkiyi daha en başında sekteye uğratır. Yaşamanın onuruna katılım eksik kalır. Hem anne hem de çocuk bunu yaşamları boyunca hisseder!

– Yerliler kaynaklarını korumak, yaşam düzeylerini yükseltmek ve doğayla uyum ve denge içinde yaşamak için ‘doğum kontrolü’ uygularlar. Çeşitli bitki ve otlar bu amaçla kullanılırken yeni gebeliği azaltıcı etkisi olduğuna inanıldığı için çocuklar bazen üç bazen de altı yaşına kadar emzirilir. Günümüzde çocuk dünyaya getirilirken doğadaki denge ve uyum en son düşünülen hatta hiç düşünülmeyen bir değer ve önemdedir!

Çocuklar için en önemli şey özgür, mutlu ve doğal yetişmeleridir. Büyüklerin hoşgörüsü sınırsızdır. Her çocuk şarkı, dans, mitolojik öykü, kum çizimi ve ip oyunlarını küçük yaşlarda öğrenir, koşar, yüzer, güreşir, kavga eder, çamurların üzerinden derelere kayar, ağaçlara tırmanır. ‘Düşzamanı’na ilişkin öykü ve öğretiler sessiz ve sabırla dinlenir. Sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamı küçük yaşlarda öğrenirler. Toplum ve doğa okul, kabile üyeleri ve akrabalar öğretmenlerdir. Ailenin hangi ferdi ile nasıl bir ilişki kurulacağı çocukken öğrenilmelidir. Böylece yerli çocuklar tüm yerli toplumunun yer aldığı bir akıl haritası ile büyürler. Akrabalık yasaları kendi soyları dışından kimselerle evlenmelerini gerektirir. Kabile kardeşi olan bir kız ve bir erkek kesinlikle evlenemez. Diğer soylar arasındaki ilişki önemsenir. Çünkü bu soylar çocuğun ilerdeki potansiyel eş ve ebeveynlerini barındırır. En önemli eğitim olan ‘Düşzamanı’ eğitimi ise erginlenmeyle başlar. Yine de her çocuk daha küçük yaşta doğa denilen kutsalın bir parçası olduğunu ve onunla uyum içinde yaşamanın ‘HERŞEY’ anlamına geldiğini sezinler. Günümüz insanı için çocuk yetiştirmenin disiplin altında, sert şekilde kontrol edilmesi gereken, göz önünde bulundurulması icap eden, seslerinin ölçülü çıkması öngörülen bir kurallar bütününde olması gerektiğini düşünür. Çocuk özgür ve mutlu değildir. Zira ana ve babasının bu konudaki farklı görüşleri kendi arasında da çarpışmakta olabilir. Çocuğun nasıl yetiştirileceği konusunda fikir birliğine varamayan ana baba çocuğu da sürekli bir o tarafa bir bu tarafa çekiştirecektir. Ne aile ne toplum ne de doğa kuralları olması gerektiği yerdedir! Birbirini tamamlayan bir bütün olacağı yerde parçalar kendi içinde çelişkiye düşer!

Okul eğitimi çocuğun içinde neler hissettiğine, yeteneklerinin aktığı yöne bakmaz. Oyun eğitimi, beden eğitimi, ruhsal disiplinler, sanat açılımları yetersizdir. Sürekli budanan ağaçlar gibi filizlenmez ruh. Neşesini, canlılığını gitgide yitiren para kazanma makinelerine böyle dönüşür insan!

Previous:

Yerli Mi? Modern Mi? (2)

Next:

Yerli mi? Modern mi? (4)

You may also like

Post a new comment