Yenice’ye Kaçış

05 Ekim of 2015 by

Anadolu’da yoksul bırakılmış ana-babaların, evlatlarına yönelik hayallerinde onlara bulmak istedikleri ve bulduklarında komşularına büyük bir işi başarmışlığın verdiği gururla dillendirdikleri ‘masa başı iş sahibi’ tabirinin bugün ki karşılığı ‘Beyazyakalı’dır.

selale

Bu ‘Beyazyakalılar’ın üzerlerinde çalıştıkları markalı masalar da, bir yanıyla akıllı olduğu iddia edilen ancak çalışanların aklından ziyade manyetik kartlı turnikeleri, tek merkezden kontrol edilen klimaları, çoklukla açılma özelliği olmayan pencereleri ve her köşe başındaki kameraları ile muhatap olduğu, devasa enerji ihtiyacı olan plazaların içerisinde bulunmaktadırlar. Söz konusu ‘Beyazyakalılar’ dışarıdan bakıldığında temiz çalışma koşullarına ve ülke ortalamasının üzerinde kazançlara sahiptirler. Eğitimleri ile göz dolduran yakası beyaz ve zekâsı parlak bu insanlar kimilerince içerisinde yaşadığımız ve bizler için kurgulanan hayatın hoş bir pembelikteki köşesinde durmaktadırlar. Yine bu kimileri ‘Beyazyakalılar’ın özgürce yaşadığını düşünmekteler. Özgürlüğün ne olduğunu bilmeyene tutsaklığı anlatmak oldukça zordur. İşsizliğin özgürlük anlamına geldiğini savunmuyorum lakin bir iş sahibi olmanın ve iyi para kazanmanın da özgür ve mutlu bireyler yaratmadığının farkında olmak gerekir.

orman

Zira o köşe bir ‘Beyazyakalı’ için her zaman o kadar da pembe değildir. Bir mahkûmun giysisine damgalanmış ismini taşıdığı gibi taşımak zorundadır çoğu ‘Beyazyakalı’ manyetik kartını. Müşterinin sisteme olan sitemini “Ben Çağla nasıl yardımcı olabilirim” diyen güzel giyimli ‘modern’ ofis çalışanı bir tampon gibi emmelidir ki o pembe köşesi daim olsun. İsimlerin bu kadar ortalıkta gezindiği işyerlerinde ürettiği bilgisayar programı ile milyonlarca liralık ticaretin döndürülmesini sağlayan yazılımcı Ahmet’in başarısı şirketin başarısı diye anlatılır, başarıda Ahmet’in ismi yoktur. Başarıda Ahmet’in isminin olmamasından daha da acı olan Ahmet’in fazla mesai hakkı, sendikalaşma hakkı ve insana yaraşır izin hakkı da yoktur. Aslında Ahmet ve diğer ‘Beyazyakalılar’ kendilerini, bir sinema dehası olan Charlie Chaplin’in 1936’da ortaya koyduğu eseri Modern Zamanlar’da bir sahnede anlatıldığı gibi üretim çarklarının arasında sıkışmış hissederler. Modern zamanların iyi ücretli kölelerinin çoğunun hayalinde 40 yaşına bastıklarında Ege’nin güzel bir köyünde yaşamak vardır. Sosyal medyadaki profil fotoğrafları doğada yapılan bir etkinlik anında çekilmiştir. Ofislerin içine hapsettikleri hayatlarına karşılık hobi bahçelerinde geçirilen zamanlar, hafta sonu yakın çevreye yapılan kaçamaklar aslında doğadan kopuşun ve ürettiğine yabancılaştırılmanın verdiği baskı hali ile sosyal ve biyolojik bir varlık olan insanın makineleştirilmeye karşı verdiği bir çeşit tepkidir.

dere

İşte benim bünyem de bu tepkiyi bir hafta sonu Ankara’daki iş yerinden (iş yerimden yazacak kadar sahiplenemiyorum) yani İç Anadolu’nun bozkırından Karadeniz’in yeşiline geçerek verdi. İsmail Şahinbaş’ın işyeri olan Karabük’ün Yenice Dağları kendisi için muazzam bir açık ofis. Ofisinde aniden karşısına çıkabilecek dağların patronu bir ayıyı gördüğünde alta alacağı bir windows penceresi yerine fotoğraf çekmeyi tercih eden bir çalışan kendisi. Kıyaslama yapmaya başlamayacağım bunun yerine siz kendi ofisiniz ile yeryüzünün milyonlarca yıllık birikimi ile oluşmuş ofis arasındaki farkı alttaki fotoğrafta görebilirsiniz.

Dağlarda nasıl çalışılır?

Yapılan işin geneli açısından tam anlamıyla özgürlükten bahsetmek dünya üzerinde şu an için mümkün gözükmese de fotoğraf çekimi yaparken doğada bulunma zorunluluğu İsmail Şahinbaş için tutsaklıktan çok bağımlılık gibi gözükmekte. Gezegenimizin 4,5 milyar yıllık yaşında insanı insan yapan ana mekanizmanın doğa olduğu düşünüldüğünde bu bağımlılık kolay bir şekilde anlaşılabiliyor.

ismail sahinbas

Çalışma şartlarının zorluğu doğanın o anki durumuna bağlı olarak değişse de doğanın insan için en zor anında herkes için güzel görünen bir kadraj yakalamak tecrübeli bir fotoğrafçı için o kadar da zor olmayabiliyor. Her mevsim yağışlı Karadeniz’de sisli bir dağ manzarası ya da üzerine çiğ düşmüş mor bir yaban çiçeği bulmak zor değil. Ancak bir çiçeğe fazla odaklandığınızda gitmek istediğiniz bu muazzam açık ofisin diğer bir köşesine varamadan bir yamaçtan coşkuyla inen sel yolu kesmiş olabilir.

Şahinbaş’ın doğada çalışma aşkı uzun yürümelere veya yemek yemeden geçirilen uzun zamana alışkın olmayan bünyelerin ona eşlik etmesinde sıkıntılar yaratabiliyor. Şahinbaş ile seyahat ederken azığınızı saklı tutmanız da gerekmekte zira en aç anlarınızda bile azığınıza Şahinbaş tarafından yolda görülen sevimli bir köpek ile paylaşmak niyetiyle el konulabilir.

Peki, nasıl gidilir böyle bir ofise? Ankara’dan 253 km’lik Gerede – Karabük – Yenice güzergâhı Gerede’ye kadar otoban kullanılmasından dolayı kısa sürede tamamlanabiliyor. Karabük’ten sonra Zonguldak Caddesi üzerinden bir tarafınıza Yenice Çayı’nı bir tarafınıza eşsiz Karabük Dağları’nı alarak ve 16 tane tüneli geçerek ulaşabilirsiniz.

Yazı: Utku Kapucu

 

Previous:

Sonsuzluğa Bir Mum Yakalım

Next:

Ayna

You may also like

Post a new comment