Yerli Mi? Modern Mi? (2)

19 Ekim of 2011 by

Yerli tüm doğa ile akraba olduğuna inanır. Bir yere ait olmak, yaratılan her şeye ait olmaktır. Yerlinin doğa ile olan ruhsal bağlılığı son derece güçlüdür. Yerli inancı bir ekoloji ve çevre koruma inancıdır. Doğayı tahrip etmekten kesinlikle kaçınır.

Günümüz insanı ise akrabalığı insan bazında sınırlı görür ve algılar. Ruhsallık, tinsellik gibi kavramlar fiziksel olarak algılanan şeylerin karşısındaki önemini yitirmiş gibidir! Doğayı koruma ve onun verimliliğini devam ettirmek için insanın bizzat bundan sorumlu olduğu gerçeğine sırt çevirmiştir günümüz modern insanı!

– Yiyeceklerin toplanması, avlanma, bir yere yerleşme ya da oradan ayrılma belirli zamanlarda yapılır. Bu zamanlar, doğanın ve içerisinde yaşayan canlıların yaşam haklarına saygıyı baz alır. Mevsimsel döngüler bunun için en önemli zamanlardır. Yerli yiyecekleri toplarken onun bir kısmını toprakta bırakır. Süt veren ve yavru olan hayvanlar kesinlikle öldürülmez. Avlanma kendi içinde yasalara bağlıdır. Zevk, spor ve öylesine asla avlanılmaz. Kendine yetecek kadar av yapılır ve hayvanın acı çekmesinden kesinlikle kaçınılır. Öldürülen hayvanın her bir parçası kullanılır. Bir av hayvanı yerli için sadece yemekte değil, bir giyim ve bir eşyada da kullanılan ve simgesel önemi olan bir hediye olarak kabul edilir. Yasaların her biri canlıları ve ekosistemi korumaya yönelik olup her canlıya kendini yenileyebilme süresi ve imkânı verir. Günümüz insanı üretmeden tükettiği için üretim kısmından zaten bihaberdir. Aldığı ve onun için ‘nesne’ gibi olan nimetleri boşa giderirken, çöpe atarken ya da doyduğu halde daha fazla yerken hayvanların nasıl öldürüldüğünü düşünmez!

Yerliler için ‘Totem’ önemlidir. Bir kara hayvanı, bir kuş veya bir balıkla simgelenen ata ruhunun kutsal bir objede sergilenmesine ‘Totem’ denir. Totem kutsal atanın ‘düşzamanı’ndan başlayan yaratıcı gücünü temsil eder. Grup toteminin dışında her yerli de kişisel olarak bir toteme sahiptir. Bu aynı zamanda hayvanların birbirine benzemeyen güç ve kişisel özelliklerinin insana hatırlattığı ve aslında insandan ayrı olmadığı bilgisidir. Her canlının bir diğerine olan etkisi korunur ve gözetilir. İnsan bir ottan, bir hayvandan öğrenir. Günümüz insanında bu ruh kaybolmuş gibidir. Burçların yüzeysel dünyalarında aradığını da bulamaz. Kadim bilgilere erişememe ruhunda derin acılar bırakır. Anlamaya çalışır, anlayamaz. Geleceğinden haberler almaya çalışırken, rüyalarını anlamaya çalışırken eksik olduğunu hisseder. Unuttuğu şey ve aslında kendini kopardığı şey DOĞA’dır. DOĞADAN GELEN BİLGELİKTİR.  Hayvanların kendilerine ait dünyalarının, bitkilerin kendilerine ait dünyalarının, güneşin, ayın ve yıldızların kendilerine ait dünyalarının sessiz bir dili olduğunu bilmez. Zihni öylesine doludur ki işitemez! Bir bakıma günümüz insanı kör, sağır ve dilsiz gibidir!

– Yerli yaşam dizgesini ritüellerle birbirinden ayırır. Çocuklar, erginleşmiş kişiler ile yaşlılar bir aşamadan diğerine geçerken adına kabul töreni (inisiyasyon) dedikleri bir öğrenim ve sınavlar bütününden geçerler. En önemli olay da çocukların yetişkinliğe geçişidir. Böylece erkek ‘tam erkek’ olurken, kızlar da ‘tam kadın’ olurlar. Ritüel sırasında çocuk sembolik olarak ölür ve yeniden doğar. Artık o yeni bir insandır ve yeni bir ad alır. Yeniden doğuş ile saf bir varoluş başlatılır. Saf bir varoluşun başlangıcı özgürlüktür. Diğer yandan ölüm ve yeniden doğuş insanla onun totemi arasındaki ruhların değiş tokuşunu da simgeler. Çocuk yeniden doğarken ‘Düşzamanı’ndan gelen bir ata ruhun rehberliğini de taşımaktadır artık. Günümüzde çocuk dünyaya kendi saf bakışını getirir ama koruyamaz. Ebeveynler çocukluktan itibaren kendi yaşanmamışlıkların öfkesini, yaşadıklarının çıkarımlarını çocuktan alır gibidir. Kendi yanlışlarına düşsün istemezler. Kendi derslerini onunkiyle karıştırırlar. Her şey karman çorman olur. Çocuk kendini tanıyamaz, ne isteyip ne istemediğini bilemez. Kendini kendi olamadığı durumların içinde bulurken eksik hisseder! Ergenliğe geçişi çocukluğundaki bastırılmış duyguların etkisiyle sancılı olur ve ergenlikten itibaren yaşamı boyunca da içinde ağlayan bir çocukla dolaşır durur!

Previous:

Yerli Mi? Modern Mi? (1)

Next:

Yerli mi? Modern mi? (3)

You may also like

Post a new comment