Yerli mi? Modern mi? (6)

30 Ekim of 2011 by

‘Avustralya yerlileri genellikle Aborjin olarak anılır. Bu Latincede bir yerin asıl sahibi, ‘ilk orjin’ veya ‘yerli’ anlamına gelen ve beyazların yakıştırdığı bir sözcüktür. Oysa tüm kıtaya uyarlanacak insan veya halk anlamına gelen hiçbir yerli sözcüğü yoktur. Onlar kendilerini, yörelerine ve ait oldukları topluluklara özgü farklı isimlerle anarlar.

En az kırk bin yıldır bu kıtada yaşayan ve dünyada varlığını sürdüren en eski insan toplulukları olan Aborjinler bu nedenle insanın en eski geçmişini, inançlarını, geleneklerini, yaşam ve üretim biçimini, özetle her şeyini gözler önüne seren canlı tarih sayılırlar.

Uzun bir araştırmanın ürünü olan bu tarihsel yolculukta, yalnızca insanın en eski geçmişine gitmekle kalmayıp bir kesişme noktasında madalyonun diğer yüzü olan uygar insanla yani kendimizle karşılaşacağız… Bu bir anlamda insanın kendi kendisiyle ‘öteki ben’i ile karşılaşmasıdır ve bu tür karşılaşmalar her zaman dramatik olmuştur.

Cortes’in karşısında Aztekler, Pizarro’nun karşısında İnkalar ne hissetmişlerse Kaptan Cook’un veya daha önce gelen başka beyaz sömürgecilerin karşısında Aborjinler de aynı şeyi hissetmişlerdir. Bu duygu öncelikle deniz aşırı yolculuklarından geri dönen kutsal atalara kavuşmanın sevinci daha sonra düş kırıklığı, korku ve günümüze kadar süren korkunç bir acıdır.

Beyazlar açısından bakarsak yeni bir toprak parçası, onu keşfeden için tarihe geçmenin onuru, işgalciler için yeni bir yaşam ve gelir kapısı, sömürgeci hükümetler içinse dikilen bayrak, söylenen marş, haritasına eklenen verimli bir coğrafya ve anavatanına doğru akan sömürge gelirleridir.

Alegorik olarak avcı – toplayıcı yerlilerin buhar gücünü keşfetmiş ve kapitalizm aşamasına gelmiş beyazlarla karşılaşmasını günümüz insanının ansızın uzaylılarla karşılaşmasına benzetebiliriz.

Bu tarihsel ve kaçınılmaz karşılaşma sonucunda 50 bin yıl öncesinin toplum biçimine sahip yerlilerin doğal gelişim süreci donmuş ve kısa zamanda çöküş başlamıştır.

Dünyada hala yerlilerin yaşaması bir mucizedir…

Diğer yandan çok eski geçmişimizle dünden daha yakın bir ilişkimiz vardır. Bu ilişki bilincimizi belirleyen toplumsal varlığımıza ışık tutar.

James G. Frazer’in belirttiği gibi “Bu eski atalarımızla olan ‘benzerliklerimiz’, farklılıklarımızdan daha fazladır.”

Amacımız okuyucuyu yaşayan en eski geçmişiyle onun bugün dahi zor anlayabildiğimiz maddi ve ruhsal zenginlikleriyle tanıştırma çabasıdır.

Dünyanın bize çok uzak coğrafyasındaki bu olup bitenleri ‘bir başkasının’ değil, tüm insanlığın geçmişi sayarak yola çıkıyoruz.’*

* Bu, Eser Coşkun’un ‘İnsanın Yaşayan Geçmişi Avustralya Yerlileri’ adlı kitabın önsözünde bulunmaktadır. Eser Coşkun’un bu değerli çalışması ile karşılaşmış olmaktan ve bu çalışmayı tekrar okuyucuya hatırlatmış olmaktan dolayı onurluyum.

Aborjin yerli halkı ile günümüz insanı arasındaki bu karşılaştırma ‘Doğanın elimizden gittiği gerçeği’ karşısında bir referans olacağına olan inancım nedeni ile yapılmıştır. Eser Coşkun’un ‘Düşzamanı’ adlı kitabını okurken Aborjin yerli halkı ile günümüz sözüm ona uygar insanı arasındaki bakış açısı, yaşam ve inançsal farklılıkların yaşam biçimlerimizi ve aslında yaşamımızı ve doğal yaşamı zehirleyen etkilerini fark etmemek elimde değildi!

Bu yazı dizisinin içindeki öteki ben’i uyandırmış, kendisine sunulan yaşamı sorgulayan ve kendi gerçeğini arayan, bulan ve yaşamaya çalışan insanlara ışık tutması dileğimdir. Her insan bir ışıktır ve aynı zamanda bir karanlıktır. Hangisi olacağımız tamamen bize bağlıdır. Neye hizmet edeceğimiz!!! Bu sorumluluk insan olmanın boş veremeyeceğimiz sorumluluğudur!!!

Yazıda kullanılan resim ‘ressam’ Ahmet Tükenmez’e aittir.

 


 

Previous:

Yerli mi? Modern mi? (5)

Next:

Yerli mi? Modern mi? (7)

You may also like

Post a new comment