Yerli mi? Modern mi? (7)

10 Kasım of 2011 by

‘Ne de olsa hepimiz kendi rüya görmemizi yaşıyoruz’

Ateş yerli için kutsaldır. Yemek, korunmak, ısınmak, yaşamak için ateşten faydalanılır. Ona saygı gösterilir. Uluorta yakmak ya da söndürmek doğru değildir. Ateşin yakılması ve söndürülmesi törenseldir. 

Ateşin ruhu ve ondan alınan etki bilinir. Ateş onları korur onlar da ateşi kutsal kabul eder. Günümüz insanı ateş denince cehennemi bulmuştur. Cehennem kötü bir yerdir. Ateşin yakılması ya da söndürülmesi ‘öylesine’ yapılır. O da diğer nimetler gibi insanın hizmetine sunulmuş bir ayrıntıdır sadece.

– Yerli dünyanın koruyucusu olarak kabul eder kendini. Yediği, barındığı, geçip gittiği yerlerde iz bırakmaz, değişime neden olmaz. Doğanın doğal işleyişini ve akışını asla bozmamak temel kuraldır.   Günümüz modern insanı geçtiği, kaldığı, yaşadığı yerleri bozar. Onun için en temel olan rahatı ve konforudur. Yaptığı edimlerle doğadaki zinciri nasıl bozduğunu görmez. O doğanın koruyucusu değil ‘doğa bozucusudur’. Onun içindir ki yerli insanlar, şehir insanlarından, modern insandan ‘Değişime uğramış olanlar’ diye bahseder. Bu doğrudur. Bizler değişime uğradık.  Özümüzle olan; her şeyle olan evrenle olan, doğayla olan bağlantımız kopuk. Ayrıyız her şeyden, kendimizi ayrı görüyoruz.

– Yerliye göre Yaşam bir Rüya Görme’dir. Herkes kendi rüyasını görür, kendi rüyasını yaratır. Hepsi budur. Rüyaların bir diğerinden farklı olması, yapıcı olması, yıkıcı olması, olumlu ve olumsuz olmasının nedeni budur. Her biri ‘hareket halindeki evrensel yasadır.’ Ve yaratılan her insana rüya görme hakkı verilmiştir. Kendi rüyasını yaratma hakkı… Bunun için yerliler başlarına gelen onca kıyım, asimilasyon, katliam ve daha pek çok acı ve trajediye bu açıdan bakmış, insanın hareketlerini benimsemek, kabul etmek değil kesinlikle ama insanı yaradılıştaki haliyle kabul etmişlerdir. Yerlilerin bilge insanları, değişime uğramış olanları böyle görür. Onlara bu yüzden enerjilerini vermezler, onlarla birlikte olmazlar. Kendi yasaları farklıdır; rüya görmeleri farklıdır. Onu yaratabilecekleri alanlarla ve kendi Gerçek İnsanlarıyla yaşamayı yeğlerler. Böylesi doğrudur. İnsan gördüğü rüyayı gerçekleştirebileceği şartlarda ve insanlarla kalmalıdır. Diğer türlüsü yok olmaktır.

– Yerliye göre bir yaşamın içinde birçok yaşamlar vardır. Bunların ilki çocukluktur. O yüzden isim alırken yaşamları boyunca değil o döneme uygun isimler alırlar. Kendi hissettiği ve kendi yeteneklerini açığa vuran bir isim. Bu isim daha sonra değişebilir. İsimler önemlidir çünkü yaşamın akışını ve gidişatı etkilerler. Değişime uğramış olanlar daha doğmadan yeteneklerine ya da ne hissettiğine bakmaksızın ismini belirlemiştir çocuğun. İsmini sevmeyen bir çocuk yeri gelir bazen yaşamını bile sevemez. Sürekli ona çelme takan bir yük taşıyor gibidir! Böylelikle sahip olunan yetenekler gösterilememiş olsa bile kaybolmazlar ama o yeteneği açığa vuramayan insan kendine ve yeteneğine saygı duymayı öğrenmemiş olur. Bu insanda öfke yaratır. Açığa çıkarılamayan ve kullanılamayan enerji içerde öfkeye dönüşür. İnsan çocukluğunu geleceğine böyle taşır!

– Değişime uğramış olanların dünyasında ‘çekişme’ vardır. Yalnızca bir kişi en yukarda olabilir, diğerleriyse altta ve en altlarda olmalıdır. Bir ana-babanın çocuğuna yalnızca birinin kazanacağını, diğerlerinin kaybedeceğini öğretmesi üzerinde düşünülecek büyük bir olumsuzluktur. Yaşamın kazanmak ya da kaybetmek olduğuna inanan bir çocuk sürekli olarak çekişmenin ortasında bulacaktır kendini.  Eksiklik ve sınırlama hissederek! Yerlinin dünyasında her şey bir bulmacadır. Büyük bulmacanın neresine neyin ya da kimin konulacağı tamamen her birinin kendi yeteneklerine göre şekil alır. Herkes bir diğerinden farklıdır, onun için de görev ve faydaları da farklı olacaktır. Bu farklılıkların el ele tutuşmasıdır onların beraberliği. Kimse bir diğerinin önünde ya da arkasında değildir. Biri diğerinden daha iyi daha kötü, daha başarılı ya da daha başarısız değildir. Herkes olması gerektiği yerdedir. Herkes için bir yer ve zaman vardır.

Kaynak: Marlo Morgan, Bir Aborijin Bilgeliği Romanı

 

 

 

Previous:

Yerli mi? Modern mi? (6)

Next:

Yerli mi? Modern mi? (8)

You may also like

Post a new comment