Yoga

06 Haziran of 2011 by

Bhagsu, Dharamsala, 14 Kasım’06

Yoga derslerini hem eğlenceli buluyor, hem de bedenimin değişik duruşlarla nasıl hissettiğini deneyimliyorum. Zorlandığım her hareket bedenime koyduğum sınırları esnetirken aynı anda da beni esnetiyor, biliyorum.

Bu şeye benziyor; hani insan sıkıntılı bir durum yaşayıp tüm bedenini kasar ve bu kasıntı insanın kendini kilitlemesine kadar uzanır ya işte anlıyorum ki bedenimin aldığı her duruş da onun aynı zamanda hayata karşı duruşunu etkiliyor. İşte yoga böyle bir şey…

Minderin üstünde uzanırken zihnimde duyduğum sesi izliyorum; ellerim havaya bakar şekilde açık ve minderin üzerine kendimi tamamıyla bırakıyorum. Bir süre öyle kaldıktan sonra ses yeniden başlıyor ve gözlerimi açıyorum. Aynı dinginliği yana uzanarak yapıyorum. Bir süre daha böyle kalıyorum. Ses yavaş hareketlerle ayağa kaldırıyor beni. Hareket ve hareketsizlik döngüsel olarak birbirini izlerken ikisinde de hissettiğim şey değişik; ikisinde de kalmak istiyorum uzun uzun. Geçişler yoga eğitmeninin rehberliği ile oluyor ve onu izliyorum…

Biraz esneme hareketleri yapıyoruz. Vücudumu esnetirken onu uzatmak fikri ve deneyimi aynı anda oluyor. Uzadıkça esniyorum. Ardından, omuzlar içe ve dışa oynatılırken, her nefeste kalp bölgesini açtığımı düşünerek hareket ediyorum. Başımı öne ve arkaya çok yavaş hareketlerle oynatıyorum, her oynatışımda onu serbest bıraktığımı düşünmemi istiyor ses. Ayaklar her harekette birbirine paralel duruyor. Dizler ve karın sıkı, omuzlar gevşek kalıyor. Yavaşça ellerimi ayak parmaklarıma doğru götürürken ellerimi parmaklarıma değdiriyor ve o noktada biraz kalıyorum. Sonra ellerim yavaş yavaş yukarıya doğru kalkıyor ve başımın üzerinde kalıyor. Nefes alış verişlerim her hareketin başlayış ve bitiş süresine uyuyor.

Ruhsal bir yerdeyim. Yere uzandığımda gökyüzünü görüyorum; gökyüzünde uçan kuşları. Yeşil, mavi, maymunlar, yeni insanlar, yolculuk, yoga ve meditasyon. Şu anki dünyam bu. Ve bundan memnunum…

Yogadan sonra ‘grupla görüşme’ dersi var. Herhangi bir konu önceden oluşturulmuş gruplara veriliyor ve grup o konuyu kendi arasında görüşüyor. Bu görüşme karşılıklı fikir alışverişlerinden, konuşarak ortaya çıkan farkındalığa dönüşüyor. Bu farkındalıklar yeni bakış açılarını yaratıyor. Bakış açıları genişlediği zaman insan kapalı olduğu bir fikre kendini açarak dünya görüşünü geliştiriyor. Bu ders kesinlikle çok güzel.

Bu anda dillerine yabancı olduğum insanlarla beraberim belki ama dilin her şey demek olmadığını da deneyimliyorum; tüm yolculuğum boyunca bunu hissettim. Dilin de bütünün sadece bir parçası olduğunu ve diğer parçaların da konuştuğunu biliyorum. Bir beden hareketi, bir tek kelime, bir gülümseme ya da bakışın da demek istediğini anlayabiliyorum. Hatta söylediklerini anlamadığım zaman, beden hareketlerine daha çok kanalize olmak konuşmaların ötesinde ya da kendini konuşarak ifade etmenin ötesinde başka işaretleri görmemi sağlıyor. O kişinin bana hissettirdiği etkiyi daha da belirginleştiriyor. Sesler alçalıyor, yükseliyor, gülüşlerle birleşiyor ve sadece konuşmak değil beden diliyle birlikte aktarılmak istenen şey daha net aktarılıyor. Buradaki insanlar beden dillerini konuşmalarına çok fazla katıyorlar ve bu bana göre çok güzel. Bunun üzerinde duruyorum ve düşünmeye devam ediyorum…

Biraz ormanda dolaştım. Etrafta rahiplerin kaldığı odalar var. Kapılarındaki kapı yerine kalın bordo renkli perdelerden anlıyorum rahip odaları olduğunu. Manastırda da çok görmüştüm. Tibetliler kapılarda perde kullanıyorlar. Rahip odaları çok küçük oluyor. İçinde sadece tek kişilik bir yatak, duvarda kitap koymak için bir raf ve duvara asılı bir mandala. Elbise olarak kullandıkları kıyafet iki ayrı parçadan oluşan rahip kıyafeti. Dolayısıyla bir çift kıyafete sahipler. Tse Chokling Manastırı’nda gördüğüm rahip odası da aynı türdendi…

 

 

Previous:

Meditasyon

Next:

Çift Düğüm

You may also like

Post a new comment