Yol ve Yolcu

30 Mart of 2011 by

26 Şubat 20009, Antalya, Türkiye

Doğrusu bu yolculuk deneyimine teşekkür ediyorum; zira başka hayatları izlemek, o hayatların içinden geçmek insan olarak ne denli tekrarların üzerinden geçip durduğumuzu ve bu tekrarların dışına ancak fark edişlerle çıktığımızı bana bir kez daha anlatmış bulunuyor. Ve ruhun tekrarlanan şeylerden uzak durduğunu, içsel bilişlerin insanı kendi farklı yoluna çektiğini ve insan ruhunun yere ve göğe sığmadığını da…

Ve yolculuğumun ilk ve son durağı Haleb’ten Türkiye’ye gitmek üzere biletimi aldım. Haleb kapalı bugün. Yağmur ha yağdı ha yağacak. Suriye’de daha yaşanacak çok şey olduğunu hissediyorum. Bugüne dek geçtiğim her yer üzerimde farklı bir etki, bir iz bıraktı. Bazen şartlanmalarıma, önyargılarıma; cehaletime yenilip birtakım genellemeler yaptığımın farkındayım. Ne de olsa penceremi geniş tutmaya çabalarken aynı zamanda da kendi cehaletimi yenmeye, kendimi aşmaya çalışıyorum. Ve bunu yaparken de hissettiklerimi olduğu gibi paylaşıyorum. Şuna inanıyorum; insan olarak her birimiz benzer tıkanmalar ve benzer hikâyeler yaşarken çıkış yolunu bulmakta birbirimize ayna tutuyoruz. Zira farkındalık ta bulaşıcıdır hastalık ta. Ve deneyimler bu açıdan bakıldığında çok şey anlatır…

Benimle yolculuğumu yazılarımı okuyarak paylaşan, takdir ve tenkitlerini ifade eden herkese teşekkür etmek istiyorum; İnsan olarak tenkit etmeyi takdir etmeye daha çok tercih eden bir yanımız olduğunu biliyorum. İnsan içinde ne varsa onu görür. Kanımca takdir etmek herkesin harcı değildir. Takdir edenler görebilenlerdir. Eğer ben zayıf ve güçlü yanlarımı ortaya dökebilecek kadar açmışsam kendimi hem takdiri hem de tenkidi kucaklamayı da göze almışım demektir. Yine de içimde her an kırılmaya, üzülmeye hazır olan bir yan var. Ve tenkitler bu yanımı güçlendiriyor; bunu biliyorum…

Yolculuğum sonlanmak üzere. Otobüste muavinle Türkçe selamlaşıyoruz; Antakyalı olduğunu ve sürekli buraya gidip geldiğini söylerken ekliyor; “bu yolun yolcusuyuz…”

Kulağımda ses tekrar ediyor; yol, yolcu. Bu kelimeleri ve anlamlarını seviyorum…

Suriye’den çıkıp Türkiye’ye giriyorum. Girmek ve çıkmak! Bu benim hep kendime sorduğum bir şey olmuştur; neyin içinden çıkıp neyin içine girdiğim…

Her şeye rağmen sınırların kendi içimizde olduğuna ve bu sınırların aşılabilir olduğuna, gerçekten istediğimiz ve ihtiyaç duyduğumuz bir deneyimi yaşamın önümüze çıkardığına bütün yüreğimle inanıyorum. Asıl olan bu deneyimi yaşamak adına cesaret gösterebilmek, korkulara meydan okuyabilmektir. Bu bakımdan ben sınırlara değil özgürlüğe inanıyorum; özgür düşünceye, özgür seçimlere, yaşayışlara ve saygıya inanıyorum. Bunu söylerken de normalliği ya da sınırları yadsımıyorum. Varlıklarını kabul ediyorum. Yaşam haklarını da. Ama nerde durduklarının da farkındayım; nehrin aynı yakasında olmadığımızı da. Normallik sınırları çağrıştırıyor bana. İnsanların içinde bulunduğu genel kuralları. Normal insanlar için anormaller diye bir tanımlama vardır; yani sınırların dışına çıkma cesareti gösterebilenler. Aynı normal insanlara göre normal olanlar yani sınırların içinde gönüllü olarak kalanlardır…

Yollar ve yolculuklar her birimizin önünde açılsın ve her birimizin yolu açık olsun…

– SON –

Previous:

Tablonun ve Zamanın İçinde

Next:

İz Bırakanlar

You may also like

Post a new comment