Yol

12 Aralık of 2010 by

Yola çıkmışsan eğer vazgeçmek için çok geçtir, fikir yürütmek içinse erken… Ayrılmak, bir şeyleri geride bırakmak zordur. İnsan ömründen verir derler. Göğsümde ne yaptığımı çok iyi bilmeden yaptığım bir şeyin sancısıyla gidiyorum. Öyle bir kopuş ki bu, elimde değil. Yaşamımı yaşadığım şekliyle geride bıraktım. Sezgilerimi izliyorum. Yaptığım sadece bu.

Yoldayım. Otobüs devam ederken bildik sınırlardan uzaklaştırıyor sanki beni geride bıraktığımız yol, zamandan, anılardan geçmişten uzağa. Yine de bir yoldayım, yeni, bambaşka bir yolda, biliyorum. Dönüp dönüp arkama bakıyorum.

Hep kendini tekrar eden bir hayat. Bu en çok ürktüğüm şeydi ve bundan kurtulmayı düşünmekle geçti yıllar. Ve işte gidiyorum.

Sanki bir dünyadan başka bir dünyaya gidiyormuşçasına bilinmezliğe doğru yol alıyor otobüs. Karar vermek ne ki! O an geldiğinde ne yapacağını düşünmek gerek. Neyle karşılaşacağını bilmeden, ne zaman nerede olacağını bilmeden gitmek. Tıpkı bir gezgin gibi…

Nereye olduğunun ne önemi var ki? Önemli olan bir yerden bir yere gidiyor olmak. İşte beni coşturan şey. Bunun peşindeyim. İnsanlar giden otobüsün camında bir an var, bir an yoklar, ağaçlar, evler, diğer gidenler…

Tıpkı ‘bir varmış bir yokmuş’ gibi. Zaten her şey geldiği gibi bir gün gider. Bıraktığı sadece bir iz değil midir? O iz yüreğinizde bir yerlere dokunmuşsa eğer…

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Normallik; Günlük Yaşamın İçinde Kaybolmak

Next:

Cehalet Mutluluktur!

You may also like

Post a new comment