Yolun Anlattığı

28 Aralık of 2010 by

Diyorum ki güzel bir yere gittim, güzel bir insan tanıdım. Düşünmeden edemedim! Güzellik ne demek? Algımızın bize dokunan etkiyi, hissettirdiği duyguyu anlamlı bulmasıdır kanımca. Ben bir yer gördüğümde ya da birini tanıdığımda onun bana hissettirdiği şeye odaklanırım, o hisse güvenirim. Onun elektriğinin gelip size çarpmasıdır bu. O yüzden de bir yeri ya da birini seversiniz ya da sevemezsiniz. Kendiliğinden olur bu; nedensiz.

Ve yolculuklarda insanları veya yerleri çok fazla tanıyacak kadar duramazsınız bir yerlerde ve bu nedenle yolculuklar bu sezgiyi geliştiren çok önemli bir fırsattır.

Yol bana bunları düşündürür işte, bir yerler görmek, yeni insanlarla tanışmak güzeldir güzel olmasına da kendi ikilemlerimi aşmak, kendi gerçeğimi yaşamak ve şartlanmalarımı yumuşatmak ve nihayet yok etmek çabası içinde buluveririm kendimi. Benim yollara çıkmam aslen bu nedenledir. Kendimi bazen ürkek yakalarım, bazen derin bir hüznün içine girerim, bazen de keyfime diyecek yoktur. Tüm bunlar benim. Ve biliyorum ki ben yeri geldiğinde kendimin her şeyi olabilmeliyim. En büyük çabam, verdiğim savaş hiç kimseye hiçbir anlamda dayanmaksızın, ihtiyaç hissetmeksizin yaşayabilmektir. Kendiliğinden olan her şeyin içine girerim; bu çok farklı bir yaşam tarzı bile olsa.

Ve kendiliğinden heyecanlanır insan işte o zaman. İşte tam da bu yüzden şeylerin bize çarpan etkisini onayladığı, varlığınızın bu etkiyi severek kabul ettiği andır heyecan. Heyecansız hiçbir şey gerçek değildir. Heyecanlanmadığım zaman bilirim ki zihnim bana oyun oynar. Heyecanlandığımda bir gerçek tarafımdan fark edilmeyi bekler. 

Yaşamakla ölü gibi yaşamak arasındaki farktır bu. İkisi arasında derin bir uçurum var. İhtiyaç duyarak başlayan şeyler kendiliğinden olanlar değildir ve aslında onlar bizim yarattığımız karmaşık durumlardır. Kendi kendimizi kandırdığımız, oynadığımız ve en kötüsü de oynadığımızı bildiğimiz.

Derler ki ‘çoğu insan yemek, içmek, yalnız kalmamak adına çoğalmak güdüsüyle hareket ederek yaşar ve aslında varlığının derinliklerinde çok derin bir uykudadır.’

Dalgınlığımız bunu fark etmemizden ama anlamlandıramamamızdan kaynaklanır. Değişir bir şeyler böyle değişir. Yaşamımız da bunu kendi kendimize göstereceğimiz çok büyük bir sahnedir. Kanımca dünyada olma nedenimiz bu.

Her birimizin yasadığı çetin bir savaş bu; kendin olma sanatı. Ve bu sanat tam da yaşam denen şeydir…

Olympos, Şubat 2009

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Yola Çıkış

Next:

Doğu ve Batı

You may also like

Post a new comment